DAÜSSILA

Nüfusu ne kadar artarsa artsın, yükselen yeni binalar ne kadar boğarsa boğsun bu şehir tanır beni gelişimden.

Aslında hepinizi bilir, seslenir de duymazsınız çoğunuz.

Aracımın lastiklerine bile yansır hasreti.

Tenin, tene değmesi gibidir kavuşma sesleri.

Otobüsle giriyor olsam da yaklaştıkça artar heyecanım ve uyku tutmaz gözlerimi.

Bu şehir beni karşılar, sabaha karşı da olsa.

Yanan ışıkları: “Bak, seni bekliyorduk zaten. Hoşgeldin!” der.

En çok benimle konuşurken rahatlar bu şehir.

Yeni nesil için, ‘dinlemiyorlar zaten kimseyi’ der de yine de karamsar değildir.

Zaten kimi dinliyorlar ki?

Ama biz konuşuruz adımlarken sokaklarını.

Öyle hemen de girmem şehri bırakıp da evime.

Önce evimin, hanemin, ailemin sultanının gönlünü alırcasına sarılırım şehrime.

Gittiğim, gördüğüm hiçbir şehirde görmeyip sadece buraya dair olan gözlemlerimi dinler anlattıkça ve keyiflenir bir kadın gibi.

Bir kadın gibi sarılır, koklar ve yine bir kadın gibi salar bu şehir beni.

“Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası”

……………………………………………………………..

Bu şehrin sokaklarında ben başka biri olurum hep.

Başka şehirde yaşadığım gibi, davrandığım gibi davranamam!

Sağım solum, önüm arkam daha bir güvendedir de biraz daha şımarığımdır bu şehirde.

Çarşısında herkesle konuşur, dertleşirim hal diliyle de olsa.

Şehrin yabancılarını hemen tanırım yürüyüşlerinden ve bana hiç yabancı gelmezler bu şehirde.

Sanki hep varlar, hiç değişmemişler…

Her geldiğimde çarşısına en yakın sokak aralarına dalarım ilk fırsatta.

Hani eski sahiplerinin artık daha yeni kenarlara kaçtığı eski sokak aralarına.

Yeni sahiplerine alışamadıklarını görür ve burulurum.

Allah var ya; şikâyet de etmezler ve kabullenmiş gibi yüce dururlar.

Gitmelerini haklı görürler, terk edilmişliklerinden dolayı kızmazlar.

Çünkü artık yetemez olmuşlardır onlara, ihtiyaçlarına.

Olsun! Yenilerle geçireceklerdir artık son demlerini.

Yenilerle tanışacaklar, yeni hikâyeleri olacaktı onların da.

Şehir; insanıyla bütünleşince şehirdir! Onu bilip, ona yetince, ona cevap verince mutludur.

Ya insan?

Bana göre insan da şehri tanıyınca, onu fark edince insandır.

Bir zamanlar; üstelik bütün kardeşlerimiz sağ iken; annemiz, babamızla, neşemize, hüznümüze, çığlıklarımıza yeten bu şehirde bize yetmeyen neydi ki?

Sokağı bile olmayan sitelere kapatmakla kendimizi kime yabancılaşıyorduk, kimden kaçıyor, kimden kopuyorduk?

Ama bu daüssıla, bu özlem beni koparmıyor ve bir yanım hep buralı benim!

Sabahın ilk ışıklarıyla ayak seslerimi dinlemenin huzuru bile yetiyor bu taş döşeli sokaklarda.

Pencere arkasında teyzeler olmasa da kediler var şimdi pencere önlerinde ve onların da pek umurunda değil Naciye Teyzenin yokluğu.

“Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.

Bu şehir arkandan gelecektir.

Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, aynı mahallede kocayacaksın;

Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.

Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.

Başka bir şey umma

Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,

Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.”

(Kavafis)

Önceki ve Sonraki Yazılar
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.