Muğla Haber Gazetesi

DENİZ GEZMİŞ ANAYASAYI YIKMAYA MI, KORUMAYA MI ÇALIŞTI

DENİZ GEZMİŞ ANAYASAYI YIKMAYA MI, KORUMAYA MI ÇALIŞTI
10 Ekim 2013 - 10:45

Biliyorum, çok uzun zaman geçti fakat Sınırsızlık Meydanı’na kimin heykeli dikilmeli tartışmasında sanıyorum bir cevap hakkım var ve gecikmenin özrüyle bunu kullanmak istiyorum…Öncelikle tartışma nasıl başladı, hatırlatmam gerek:

Gazetemiz yazarı Ali Şenol, Sınırsızlık Meydanı’na bir Deniz Gezmiş heykelinin dikilmesinin doğru olacağını belirten bir yazı kaleme aldı. Bu yazı üzerine, Muğla’da bir Deniz Gezmiş heykeli olursa bunu alkışlayacağımı belirterek, Muğla sokaklarında ayak izleri olan, yazlarının bir bölümünü Muğla’da geçiren, gazete yazıları ve kitaplarıyla aydınlanma mücadelesinde yer etmiş, işkencelere göğüs gerip mücadeleden vazgeçmeyen İlhan Selçuk’un heykelinin daha uygun olacağını yazdım…

HÜSEYİN AKAR İKİ İSME DE KARŞI

Gazetemizin bir diğer yazarı Hüseyin Akar, bir köşe yazısı yazarak iki fikre de karşı çıktı…

Akar, yazısında, bu isimlerin yanlış öneriler olduğunu iddia ederek “Birincisi bu kişiler, belirli bir camia tarafından sevilen, kahraman olarak kabul edilen kişilerdir. Bu kişiler toplumun her kesimi tarafından kabul görmüş ve toplumun her kesimine hitap eden kişiler değillerdir. Belirli bir camianın kabul ettiği, kahraman olarak gördüğü, bir siyasi akımın temsilcileridirler. Bunlar siyasallaşmışlardır. Bunlardan birisi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmak amacıyla mücadele etmiştir. İslam dinine karşıdırlar. Bu kişilerin heykellerini toplumun her kesiminin kabul etmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı… Akar yazısında meydana bir efe heykeli dikilmesini önerdi… Tabi bana da cevap hakkı doğdu…

Öyleyse başlayalım…

“HERKESİN SEVDİĞİ” TEK İSİM VAR MI

Akar, bu isimlerin “Belirli bir camia tarafından sevildiğini, toplumun her kesimi tarafından kabul edilmediğini söylüyor…” Ama bu tespit bir heykel dikilmesi tartışmasına dahil olunca, ortaya tek bir şahıs heykeli dikilememesi gibi bir sonuç ve belli bir birey temsil etmeyen heykeller dikilmesi fikri çıkarır… Peki biz, bu ülke için hizmet etmiş isimleri nasıl anacağız? Heykellerini yapmayacak mıyız? Genel kabul görme meselesine gelince… Bana Türkiye’de siyasi yönü bulunan tek bir isim sayabilir misiniz istisnasız herkesin sevdiği, kabul ettiği… Böyle bir önkoşul ararsak, Atatürk’ü de sevmeyen isimler olacağı düşünülürse, Akar’ın Atatürk heykellerine de karşı olması gerekiyor… Eğer Akar bu teze karşılık olarak, “Ama Atatürk’ü halkın çok büyük bir bölümü takdir ediyor” derse, ben de o zaman “İlhan Selçuk ismi de Muğla gibi bir şehirde, çoğunlukça takdir görüyordur” diyebiliriz.

SAĞ GÖRÜŞTEN BİRİ ÖNERİLSEYDİ

Dahası İlhan Selçuk, bir fikir adamı olarak saygı duyulan bir isimdir… Bir ismin her fikrine katılmamak, onun işkencelere rağmen düşündüklerini söylemekten vazgeçmeyen biri olduğu gerçeğini değiştirmez… Bir yazarın, düşünürün fikirlerinin tamamına katılmak çoğu zaman mühim değildir. Aslolan, bu ismin fikir ve vicdan hürriyetine gösterdiği saygı, namuslu biri olup olmadığıdır… Eğer Hüseyin Akar, “sağ görüşlü” bir fikir adamının heykelini önerse idi, ben kim seviyor, kim sevmiyor diye bakmaz, işini iyi yapan onurlu biri miydi diye yaklaşırdım…

AKAR BU İDDİAYI NEYE DAYANDIRIYOR

Şimdi gelelim asıl meseleye…Akar, Deniz Gezmiş için, “Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmak amacıyla mücadele etmiştir” diyor…

Deniz Gezmiş’i eleştirebiliriz ancak bunu işin ideolojik boyutunda yapmalıyız. Bunu mahkeme diliyle yaparsak ciddi çelişkiler içine düşeriz… “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmak” iddiasını tam olarak neyle temellendiriyor Akar, bilmiyorum. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu iddiayla yargılanmış olabilir… Ancak mahkeme diliyle konuşacak olursak, ben de farklı örnekler verebilirim…

ALPARSLAN TÜRKEŞ’İ SAVCI NEYLE SUÇLAMIŞTI

Alparslan Türkeş, Hüseyin Bey’in takdir ettiği bir isimdir diye tahmin ediyorum… Türkeş, yargılandığı Irkçılık-Turancılık Davası’nda savcı tarafından şu ifadelerle suçlanıyordu: “(…) Alparslan Türkeş, 1937-1938 senesinde Nihal Atsız’ın pençesine düşmüş ve siyasi faaliyetten tamamen uzak askeri camianın temiz havasını bulandırmaya yeltenmiştir.” Savcı ayrıca Türkeş’in, “Atsız’ı gölgede bırakacak derecede ırkçı” olduğunu söylüyordu… Eminim Akar, “Askeriyenin temiz havasını bulandırma” gibi suçlamaları katiyetle reddedecektir… Türkeş’e yöneltilen “ırkçılık” suçlamasını kabul eder mi Hüseyin Akar? Sanmıyorum… Bahsettiğim tam da budur… İnsanları değerlendirirken, savcıların onları neyle suçladıklarıyla hareket edemeyiz… Farklı insanlara farklı tarife de uygulayamayız…

ATATÜRK HAKKINDAKİ İDAM KARARI

Bir örnek de Atatürk’le ilgili verelim… Mustafa Kemal hakkında, Kuvayi Milliye nedeniyle idam fermanı çıkarılmıştı! İddia ise şuydu: “Kuvayı Milliye adı altında fitne ve fesat çıkarmak, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkışmak, iç güvenliği bozmak…” Sonuç olarak mahkemelerde ortaya atılan iddiaları doğrudan kabul etmek bazen vicdani ve nesnel olmayabilir…

Deniz Gezmiş’in “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkmaya çalıştığı” iddiasındaki Akar, Deniz Gezmiş’in savunmasını okudu mu, çok merak ediyorum…Gezmiş, savunmasında emperyalistleri kastederek, “Onlar Mustafa Kemal Türkiye’sine ve Kurtuluş Savaşımızın ordusuna da karşıdırlar. Onlar için en iyi ordu, ortakları olan ve sermayelerini koruyacak olan ordudur” demiştir.

DENİZ GEZMİŞ ATATÜRK’Ü SEVERDİ

Akar’ın, Deniz Gezmiş’in savunmasındaki şu sözler hakkındaki yorumunu da merak ediyorum:

“Bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının hukukuna karşı, reformlara karşıdır.”

Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş de bir röportajında şunları söylüyordu:

“Deniz’in Atatürk’ü sevmediğini iddia etmek için bir delil ortaya koymanız lazım. Yalnız Deniz değil, 68 Kuşağı’nın yüzde 90’ı Atatürk’ü referans alarak “2. Kurtuluş Savaşı’nı başlattığını” söyler. Deniz hem Sosyalist’ti, hem Atatürkçüydü. Bunu söylemek o kadar kolay ki; Deniz’in Atatürk’le ilgili Samsun’dan Ankara’ya Atatürk yürüyüşünde ‘Türk halkına’ diye açıklamaları var. Bazıları da diyor ki; önce Atatürk’ü referans alıyordu ama sonra Sosyalizm’e kaydı. O zaman da Deniz’in Mamak’taki en son savunmasını okuyacaksın. Mahkemede savcının “Bunlar Atatürk demezler, Mustafa Kemal’in kalpaklı resmini kendilerine referans alırlar…” şeklinde iddiada bulunması üzerine Deniz, “Atatürk’ü en çok koruyan biziz” der.”

“HERKESİ MEMNUN EDELİM DERSEK…”

“Özür dilemeleri halinde ‘kurtuluş’ umutları olduğu” söylencelerine itibar etmeyen ve ölüme dimdik giden birinden bahsediyoruz… O dönemde eli kanlı katiller sokaklarda rahatça dolaşırken, idam edilen Deniz Gezmiş’in hiç kimseyi öldürmemiş olduğunu da hatırlatmak isterim… Dediğim gibi, Deniz Gezmiş’i eleştirebilirsiniz ancak bunu mahkeme diliyle yapmak bizi nesnellikten uzaklaştırır…

Kimin heykeli dikilmeli diye düşünürken de “herkesin sevdiği biri olmalı” kıstasıyla hareket etmek bizi ismi/cismi belirsiz mefhumlara ve “fikirsizliğe” yönlendirir… Pek çok aydın yaşadığı dönemde, zaman zaman halkın, çoğunlukla da devletin gazabına uğramıştır… Üstelik biri herkes tarafından seviliyorsa, zaten o kişinin karakter zafiyeti vardır… Büyük olmanın şartlarından biri de, kimilerince sevilmemeyi göze almaktır…

Son sözü de, büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e bırakalım:

“Herkesi memnun edelim dersek, biz bir maksadı temin etmiş olmayız.”

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha