Son güncellenme :13.11.2017 11:55

Anasayfa > Manşet > “Teşvik Kanunu Doğal SİT’ler için tehdittir”

13.11.2017 Pts, 11:55

Muğla Çevre Platformu’nun (MUÇEP) 9’uncusu toplantısı Marmaris’te gerçekleştirildi. Toplantıda ağırlıklı olarak Turizmi Teşvik Kanunu ele alınıp değerlendirilirken, ilgili bakanlıkların bu doğrultudaki çalışmaları eleştirildi ve Turizmi Teşvik Kanununun Doğal SİT’ler için bir tehdit olduğun ileri sürüldü.

Muğla Çevre Platformu’nun Marmaris’te gerçekleşen 9. Meclis Toplantısında konuşan, Marmaris Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmet Kamil Öner “Devlet Yapısı, koruma-kullanma dengesinden bahsetmesine rağmen, genellikle uygulamalarını kullanma yönünde gerçekleştirdi” diyerek örnekler verdi.
Toplantı Marmaris Armutalan Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya, Marmaris Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmet Kamil Öner, Marmaris Kent Konseyi Başkanı Avukat Necmettin Yankol ve yaklaşık seksen MUÇEP üyesi katıldı.
“Denizde de yapılar oluşacak”
Marmaris Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmet Kamil Öner, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisinin oy birliği ile reddettiği ve olması gereken halini bakanlığa gönderdiği Doğal SİT Alanları Değişikliğine gerekli tepkinin konmasının önemli olduğunu ve MUÇEP’in de bunu layığı ile yaptığını anlattı.
Öner; “ Devlet Yapısı, koruma-kullanma dengesinden bahsetmesine rağmen, genellikle uygulamalarını “kullanma” yönünde gerçekleştiriyor. Talep edenlere, devletin ormanı, kıyıları kolayca tahsis ediliyor. Örneğin, Marmaris Körfezi’nde 32 adet su sporları merkezi var. Koruma statülerinin değişimi ile birlikte, sadece kıyı alanları yapılaşmaya açılmakla kalmayacak, yeni deniz yapıları ortaya çıkacak. Bunlar da körfezin kullanım kapasitesinin üstünde olacak. Marmaris Körfezinde 18 ayrı istasyonda yapılan ölçümlerde oksijenlendirme değerlerinin sınırda olduğu tespit edilmiştir.” Diye konuştu.
“Doğal SİT alanları için büyük tehdit”
MUÇEP üyelerinden hukukçu Güngör Erçil ise; “Turizmi Teşvik Kanunu Kriterleri”nin önemine vurgu yaptı. Erçil; “Yasa düzeyinde olan ‘Turizmi Teşvik Kanunu’nun belirlediği kriterlere göre, her türlü koruma alanında üstünlük bu kanundadır. Dolayısı ile turizm teşvik belgesini alan firma doğal sit derecelendirmesinin dışındadır ve dilediği tesisi yapabilir.” diyerek, yaşam alanlarımızın önünde tehdit olarak bu yasanın ve uygulamalarının hassasiyetle takip edilmesi gerektiğine meclisin dikkatini çekti.
“Belediyeler davaya müdahil olmalıdır”
MUÇEP üyelerinden hukukçu Mehmet Çilsal konuşmasında; Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi olmasına rağmen, askıya bile çıkmadan uygulamaya geçilen sit değişikliklerinin iptal edilmesi için Mimarlar Odası tarafından açılan davaya, Belediyelerin müdahil olmasının davaya anlamlı bir katkı sunabileceğini ifade etti.
10 Ekim’de Aydın’da, 11 Ekim’de de Muğla’da yapılan Muğla Bütünleşik Kıyı Planlama Toplantısı’ndaki gelişmeleri anlatan MUÇEP Üyesi Şamil Beştoy ise, tüm koruma alanları için Çevre Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın üç ayrı çalışma yürüttüğü, ÇŞB’nin de kendi içinde Dört Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu, Bütünleşik Kıyı Planlama Çalışması, İklim Değişikliğine Karşı Tehlikeye Giren Türler Çalışması olarak üç ayrı çalışma yaptığı, ancak bu birimlerin birbirleri ile koordineli çalışamadıklarının tespit edildiğini anlattı.
“Uluslararası sözleşmeler çiğneniyor”
MUÇEP’in uluslarası ilişkiler ve bilim grubunda çalışmalarını sürdüren üyesi Serdar Denktaş, SİT Alanlarının Yeniden Değerlendirilmesi Sürecinde Uluslararası Sözleşme İhlalleri hakkında bilgilendirme yaptı. Denktaş; “ mevcut durum, Barselona ve Aarhus Sözleşmelerine istinaden, yurttaşların bilgi edinme ve çevre ile ilgili karar alma sürecine katılma hakkının ihlalidir. Ve yine, Rio sözleşmesine göre doğanın korunması ve Bern Sözleşmesine göre ise biyoçeşitliliğin korunması konusunda ihlaller vardır. Özel Çevre Koruma Kurulu ise, Barselona Sözleşmesi gereği kurulmuştur. “şeklinde konuştu.
Meclisin ikinci oturumda ise bir diğer konu da Cumhurbaşkanlığı yazlık konutunun yapılmakta olduğu Okluk Koyu idi. MUÇEP’liler, Muğla’nın diğer sorunlu alanları kadar, Okluk’taki doğal sit alanlarının uygulamaya konan Gökova Paftası ile yok sayılmasının da önemli olduğunu bir kez daha vurgulayarak, açılan dava sürecinin takipçisi ve müdahili olduklarını vurguladılar.
Bakanlık tarafından ısrarla saklanan ve sitlerin değişikliğine gerekçe olarak gösterilen “dört mevsim ekolojik temelli bilimsel rapor” rapor açıklanmadan ve sivil toplumun sürece en başından dahli sağlanmadan doğal sit derece değişikliklerini kabul etmediklerini ve mücadelelerini çeşitli biçimlerde sürdürmeye devam edeceklerini bildirdiler.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.