Naim Arslan Dağlı
Psikolojik Gücümüz
Hepimizin psikolojik anlamda bir etki alanı vardır. Bazı insanlar bizi sever, bazıları bizi kıskanır, bazıları ise bize karşı tamamen nötrdür. Her insanın kendine has bir yapısı ve bu yapıya bağlı bir etki alanı bulunur.
Bu etki alanına psikolojik gücümüz diyebiliriz. Örneğin çok sevdiğiniz biri size bir övgüde bulunduğunda mutlu olur ve keyif alırsınız. Ancak hiç sevmediğiniz biri sizi övdüğünde bu ya etkisiz kalır ya da sizi rahatsız eder.
Aynı durumun tersi de geçerlidir. Çok sevdiğiniz insanlar size yanlış davrandığında, saygısızlık yaptığında ya da arkanızdan konuştuklarında üzülürsünüz. Buna karşılık sevmediğiniz insanlar aynı davranışları sergilediğinde, bazen bu durum sizi etkilemez, hatta mutlu bile edebilir. Çünkü onların sizin hayatınızdaki yeri farklıdır.
Bu örnekleri anlamlandırabildiysek, psikolojik gücümüzün farkında olmamız ve onu yönetmemiz gerektiğini de anlamış oluruz. Bunun için, tıpkı iş yerlerinde işleri kolaylaştırmak adına muhasebe yapılması gibi, kendimize yönelik bir “psikolojik muhasebe” yapabiliriz.
Bu muhasebeyi yaparken kendimize şu soruları sormalıyız:
1. Ben kimleri seviyorum?
2. Kimler beni seviyor?
3. Ben kimleri sevmiyorum?
4. Kimler beni sevmiyor?
5. Ben kimlere nötrüm?
6. Kimler bana karşı nötr?
Bu sorular başlangıç aşamasıdır. İkinci aşamada ise şu sorular gelir:
1. Sevdiğim insanlardan ne bekliyorum?
2. Sevmediğim insanlardan ne bekliyorum?
3. Nötr olduğum insanlardan ne bekliyorum?
Son aşama ise kişinin bu yapıları anlayıp yönetebilmesidir. Örneğin; sizin çok sevdiğiniz ama size karşı nötr olan insanlar varsa, burada ciddi bir iletişim sorunu vardır. Ya da hem çok sevdiğiniz hem de sizi seven insanlar varken, etki alanınızın farkında olmadan onlara kötü davranıyorsanız, bu da ciddi sorunlara yol açar.
İnsanlar iletişim kurarken çoğu zaman psikolojik güçlerinin ve etki alanlarının farkında olmazlar; farkında olsalar bile bunu yönetemezler. Alışveriş merkezindeki kasiyere son derece kibar konuşan bir babanın, çocuklarına kaba davranması buna güzel bir örnektir. Oysa farkındalığı yüksek bir baba, kasiyerin etki alanının nötr; çocuklarının ise karşılıklı sevgi alanında olduğunu bilir. Bu bilinç, babanın çocuklarına kariyerden daha kibar ve içten konuşmasına yol açar.
Bu yazıdan tek bir ders çıkaracaksanız, psikolojik etki alanınızın sorumluluğunu alın. Çünkü bu sorumluluğu almazsanız, hayatınızdaki çatışmalar artar, anlamsızlık duyguları gelişir ve günün sonunda mutsuz olursunuz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.