Muğla Haber Gazetesi

SİVRİHİSARLI  GAZİ APTULLAH / TURAN SERİN

SİVRİHİSARLI  GAZİ APTULLAH / TURAN SERİN
Turan Serin( turanserin@muglahaber.com.tr )
25 Şubat 2021 - 16:42

Merhaba değerli okuyucular..

Anadolu şehitlerle gazilerle kahramanlarla dolu…Hangi eve gitseniz bir kahramanlık öyküsü destanı dinlersiniz. Mutlaka dedesi amcası dayısı efesi bir savaşa katılmıştır. Anlatacağım Sivrihisar’lı

Gazi APTULLAH dede de bu kahramanlardan birisi..

2010 yıllarında Sivrihisar, Polatlı, Haymana, Çifteler, Günyüzü, Nasrettin Hoca (beldesi) , Yunus Emre (beldesi), Mihalçık, …Eskişehir, Sakarya Nehri, Frigya Vadisi dolaylarını epey gezip dolaşmıştım…

O sıralar, 1925 doğumlu Prof.Dr. İhsan SARIKARDAŞOĞLU hocamızın yazdığı

” Bir Beyaz Gömleklinin Mizahı ” adlı kitabı elime geçmişti…İçinde yaşanılmış  güzel anılar  vardı…Kitabın içindeki ” Aptullah ” öyküsü daha çok dikkatimi çekti…Nedeni de ? Kurtuluş Savaşına katılması, büyük kahramanlık göstermesi…Bu lakabın böyle takılması.

Aptullah 1894 doğumlu. Savaşlara girmiş çıkmış gelmiş köye. Fakir yoksul insanmış. Köyün çobanlığını yaparmış. Kısa boylu cıva gibi adammış. Savaştan gelme bir alışkanlık olmalı ki, belinde sürekli “Karadağ Tabancası” dedikleri iki tabanca taşırmış.

Ara ara köyün harman yerine çıkar, yüksek sesle;

— Eeey ahali köylü ! Benimle karakucak güreşi yapacak var mı? diye bağırırmış..

1950 lili yıllarda hastalıkları iyice debreşmeye iyice artmaya başlamış. Çobanlık yapamayacak hale gelmiş kendi kendini çobanlıktan emekli etmiş. Nefes darlığı çekiyor…Kalbinden rahatsız olmuş.

Kurtuluş Savaşında,! Afyon Cephesinde savaşırken şarapnel parçası ile yaralanmış. Sahra Hastanesinde ameliyat yapılmış. Kendi tabiri ile ölümlerden kurtulmuş…Ama vücudunda  da izler yaralar öyle kalmış…Sol böğür bölgesinde akciğeri, çocuk kafası gibi dışarıya fıtık yapmış çıkmış…

Dr. İhsan Sarıkardaşoğlu onu tedavi ediyor. İlaçlar veriyor. Rahatlıyor…

Sigarayı da bıraktırıyor…

Birgün  yine doktorun kapısını çalıyor.Aralarında şöyle konuşmalar geçiyor…

— Toktor hasta değilim. İyiyim. Sana bir akıl danışacağım.

–Söyle Gazi . Nedir dert sıkıntı demiş Dr. İhsan.

— Herkesin Savaşa katılanlara verilecek Malul Gazi evrakları geldi benim ki gelmedi…Ne yapayım bana bir akıl ver..

— Askerlik Şubesinden başvuru tarihini, numarasını al. Ankara’ya git. Milli Savunma Bakanlığına çık…

Gazi Aptullah yola revan olmuş varmış

Ankara’ya. Çıkmış Milli Savunma Bakanlığına…Orada işlerini hallediyor.

Sivrihisar’a dönüyor..

Doğru , Ankara dönüşü benim yanıma uğra diyen doktorun yanına gidiyor..

Başlıyorlar konuşmaya…

— Toktor efendi Ankara’dan geldim.

Eysan (iyisin) efendi. Hem meseleyi anlatayım, hem de sana Allah razı olsun diye geldim..

Gazi Aptullah derin derin nefes aldıktan sonra tekrar devam eder konuşmaya.

— Milli Müdafa Vekaletini buldum. Kağıttaki nümereyi gösterdim. Bilmem kaçıncı kata çıkacaksın dediler. Yanış çıkmışız. Nefesim tıkandı. Yerler ıslakmış. Ayağım kaydı bir de sırt üstü düştüm emi (İyi mi). Allah düşürdü. Düşmeseydim işim de olmayacaktı.

Belim halâ ağrıyor. Ya ne ise artık.

— Eee geçmiş olsun.  Ne oldu sonra anlat bakalım.

Diyerek lafının önünü açıyor Dr. İhsan..

— Şimdi ben yere düşünce bi müddet kalkamadım. Canım yandı yerde kıvranıyorum. Sonra yanıma nur yüzlü bir zabit (subay) geldi. Alay kumandanı gibi bi adamdı. ” Hayır ola babalık ne işin var burada ? Tut elimden bakalım ” dedi. Beni ayağa kaldırdı. Kimsin, nesin, ne işin var burada diye bana sorular sordu.

Yer gösterdi oturdum. Bana çay söyledi içtim. Orada kendime gelirken onlarda kendi aralarında konuşuyorlardı…

 

Gazi bir daha derin iç çekerek sözüne devam etti.

—  Beni yerden kaldırıp, çay söyleyen zabit (subay) bana AFYON CEPHESİNDE deki birliğimi hatırlayıp hatırlamadığımı sordu. Ben de onlara birliğiyle birlikte, Tabur Komutanın adını,

Bölük Kumandanın, mülazım (üstteğmen) ve Mülazımı Evvellerin, (üstteğmenlerin) Makinalı Tüfek çavuşlarına kadar hatırımda kalan isimleri bir bir saydım. Ben o isimleri sayarken hepsinin yüzleri gülüyordu. Sonra beni dışarıdan getiren albay var ya galiba oradakilerin amiri idi. Bana dönerek  ” AFYON CEPHESİNDE deki senin o zamanki  zabitlerin (subayların) resimlerini  sana göstersem tanıyabilir mısın ? .” dedi. Ben de tanırım dedim.

Sonra kocaman bir defter çıkardı. Bana bir sürü resim gösterdi..Kendi zabitlerimin hepsini de tanıdım.Bir bir isimlerini de sayınca,  O albay o zamanki  mülazımlarımızdan  birinin resminin üzerine parmağını  basarak ” Bir şu resme bir de bana bak ” deyince ben gayri ihtiyari bir şekilde ” Vay vicdansız vay demek o sen miydin ? deyivermişim. Bu seferde utandım ama sözü geri alamadım. Zaten o da “ziyanı yok” dedi.

Omuzumu okşadı. Hepimiz o anda orada oturduk ağlaştık…

Dr. İhsan

— Anlat anlat Gazi dedi.

— Şimdi sana  neden öyle söylediğimi başından anlatayım Toktorcuğum. Tesadüfe bak sen. O albay benim AFYON CEPHESİNDEKİ  birliğimin Mülazımı (üst teğmeni) imiş. Sonradan biz HAYMANA CEPHESİNE çekilmiştik. Haymana’da iken Yunan’lılar bizim bölüğün SAKA’sını ( sucusunu) pusuya düşürüp şehit etmişlerdi. Hepimiz çok üzülmüştük ama elden ne gelirdi. Bir de baktık bölüğe içtima (toplan) borusu çalındı. Hemen meydanda toplandık. Bu mülazım (üstteğmen) var ya o zaman ortaya çıktı.

” SAKA’nın (Sucunun) intikamı alınacak, aranızdan FEDAİ istiyorum. Kim gönüllü ise ortaya çıksın ” dedi.

Hepimiz korkudan tir tir titriyorduk. Emri bi kere daha tekrar etti. Hiç kimse çıkmayınca bana :

— ” Apdullah iki adım öne çık dedi. Ben de hapı yuttuk dedim ve iki adım öne çıktım ama neredeyse altıma sıçacaktım.

— ” Apdullah seni fedai seçtim. Tertibatını al bu gece yola çıkıyorsun.

Dedi ve çekti gitti. Hava kararıncaya kadar beni bir daha aramadı. Tüfeğimi temizledim, üzerime bir tabanca, bir bıçak, bir kaç tane el bombası aldım, bir de dürbün verdiler. Biraz da tütünle, komanya aldım. İkinci emri bekliyordum. İşte bu mülazım ( üstteğmen ) gene geldi. Hazırlıklarımı gözden geçirdi. Hep birlikte helallaştık. ” Allah yardımcın olsun ” dedi ve beni adeta ahirete uğurladı…

Gazi Aptullah gözlerini bir süre Dr. İhsan üzerinde gezdirdi. Anlatmaya devam etti.

— Yunan içine doğru sabaha kadar ilerledim. Şafak sökerken etrafı fundalık bir çeşme buldum. Bu çeşme YUNAN  gavuruna çok yakındı, uzaktan görünüyorlardı. Burası tam benim aradığım yer dedim ve pusuya yattım.

Çok geçmedi beş tane Yunan askeri geldi. Önce tüfeklerini çattılar. Sonra da yarı bellerine kadar soyunduktan sonra çeşmenin oluğundan aldıkları suyla yıkanmaya başladılar.

Ben aniden ortaya çıktım ve ateş ederek iki tanesini devirdim. Birden şaşkına dönmüşlerdi. Hemen onların çatılı silahlarının mekanizmalarını sökerek ekmek torbama doldurdum. Sonradan tüfekleri bir tanesinin sırtına, yaralı olan iki kişiyi de diğer iki tanesinin omuzlarına yükledim. Sonrada getirip bizim birliğe teslim ettim.

Meğer Milli Müdafa Vekaletinde ayağım kayıpta düştüğüm zaman beni yerden kaldırıp, içeride çay içiren, sonrada benim kağıtlarımı hazırlattıveren o albay var ya, işte beni FEDAİ seçip ölüme gönderen mülazım (üstteğmen) efendinin ta kendisiymiş. Bak şu Allahın işine..? Kaderde otuz yıl sonra gene görüşmek varmış..

Ben orada otururken bütün işlerimi yaptılar. Onaltıbin lira (dolar 280 kuruş) param birikmiş. Sivrihisar Ziraat Bankasına çek verdiler. Ayrıca cebime de  bin liradan fazla harçlık verdiler, geldim işte. Allah hepinizden razı olsun. Toktor efendi sende hakkını helal et…der sözünü bitirir Gazi Aptullah.

**

Gazi Aptullah ‘ın tarihi gazi kahramanlık öyküsü böyle.

O daha sonra intikal ettikleri AFYON CEPHESİNDE Büyük Taarruzda yaralanmış. Tebdil hava ile 1922’de memleketi Sivrihisar’a dönmüş.

Terhis olmuş. Çünkü savaş bitmiş…

1958 yılında vefat etmiş.

Ruhu şad mekanı cennet olsun.

Bütün gazilerimize, kahramanlarımıza şehitlerimize daima minnettarız…

Hepsini sevgi saygı minnet rahmetle anıyoruz..

Ruhları şad mekanları cennet olsun.

Bu güzel topraklar, bu güzel yurt vatan bize onlardan emanet.

Emanete ihanet olmaz…

Bu vatan kolay kurtulmamış..

Sevgi saygı ile Esenkalın…

 

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha