“Utanma” kelimesinin kökü, eski bir kök olan “ut” kelimesidir. Ut; hata yapmak, suç işlemek, kusurlu olmak, eksik olmak anlamlarına gelir. Bu anlamlardan anlaşılacağı üzere utanmak; suçlu, eksik ve hatalı hissetmek demektir.
Utanma duygusu, türetilmiş bir duygudur. İnsanları yönetmek, algılarını yönlendirmek ve onları kontrol etmek için ortaya çıkmış bir duygudur. Utanma duygusunun faydalı olduğunu söyleyen birçok kişi ve kitap vardır; oysa gerçek bu değildir. Utanma duygusu saf, rafine ve temiz bir duygu değildir. Saf, temiz ve rafine olmayan bir duygu ise psikolojik yapıya zarar verir.
Bu duyguyu önlemek için kişi, kendini her zaman yüzde yüz kabul etmelidir. Her sorunu kendi yetenekleriyle çözebileceğini bilmeli ve bu nedenle korkmamalıdır. Son olarak, gerçekten onu seven insanların kaybedilemeyeceğini fark etmelidir. Bu düşünce biçimleriyle kendini yönetmelidir. Böylece utanç duygusuna ihtiyaç kalmaz.
Utanç duygusunun bizi koruduğunu düşünürüz. Utandığımız için insanlara iyi davrandığımızı, utandığımız için kendimizi koruduğumuzu ve hatta birçok başarımızın arkasında yanlış yapmaktan utanmamız olduğunu sanırız. Bu düşünce kısmen doğru olsa da, başarılı olmak ve sağlıklı ilişkiler kurmak için utanç duygusuna ihtiyacımız yoktur. İnsanları sevdiğimizde zaten iyi ilişkiler kurarız. Kendimize karşı dürüst olduğumuzda ve kendimizi sevdiğimizde de başarılı olabiliriz.
Utanç duygusu, bastırılmış yeni duyguların ortaya çıkmasına neden olur. Kişinin farkındalığını zayıflatır, hayatın tadını çıkarmasını engeller. Günün sonunda, getirdiklerinden çok daha fazlasını götürür.
Bu nedenle insanları bilinçli bir şekilde utandırmamamız gerektiğini fark etmeliyiz. Bize utanarak gelen insanların utançlarını yüzlerine vurmadan, onları daha da artırmadan; anlayarak ve kabul ederek bu duyguyu azaltmaya yardımcı olmalıyız. Çocukları, sevdiklerimizi ve çevremizi utanç duygusunun yıkıcı etkisinden korumalıyız.