ŞU MARİNALAR MESELESİ/ CAN PULAK

CAN PULAK

Çözüme değil, çözümsüzlüğe odaklanan bir yapımız var. Kolayca çözebileceğimiz sorunları, içinden çıkılamaz hale getirmekte ustayız.

Bodrum denizci, hem de öyle böyle değil, yediden yetmişe denize tutkulu insanların yaşadığı bir kent.       Yerlisi gözünü denizde açar, bebeler konuşmadan önce deniz suyuyla tanıştırılır ve yıkanır, sonradan olma Bodrumlular ise mutlaka denizle yaşama alışır.  Çoğunun teknesi, kayığı (gayık) vardır.  Bol miktarda mavi yolculuk yapılan ticari teknelere, günübirlik tur gulet ve tirhandillerine, yine bol miktarda amatör denizcilerin kullandığı yelkenlilerle, lüks motor yatlarına ve kıçtan takma motorlarla yürüyen balıkçı sandallarına sahiptir Bodrum. Rakam olarak belirtmek gerekirse, yarımada ölçeğinde toplam 15-16 bin civarında irili ufaklı tekne gezinir Halikarnas sularında.

Şimdi sıkı durun, bu teknelerin bağlanabileceği 5 profesyonel marina,(Milta-Turgutreis-Yalıkavak-Ören-Port İasos)9 bağlama yeri ve iskelesi (Merkez Belediye-Bitez- Gümbet-Kumbahçe-Ağanlar-Torba-Akyarlar-Turgutreis-Türkbükü) ve üç de tekneyi kışın karaya çekme imkanı da sunan tersane ( Ege Yat-Yat Lift-Cengiz) vardır ki, bunlar toplam 4 bin civarında tekneyi barındırır. Peki, geri kalan 12 binden fazla büyüklü küçüklü tekneler ne yapıyor bu durumda, nerede geçiriyorlar yazı ve kışı? İşte bu soruların cevabı yıllardır bulunamadığı içindir ki, açıktaki tekneler yazın denizin çeşitli yerlerine atılan tonozlara bağlanıyor, kışları ise gelişi güzel yerlerde karaya çekiliyor. Tonozların yarattığı denizde trafik tehlikesi ve kirliliği ile karalara çekilen teknelerin yarattığı görüntü kirliliği ve çevreye yayılan pislik de, rezaletin bir başka perdesi.     .

Tekne bu, karadaki araçlar gibi istediğiniz yere bırakamazsınız. Katlayıp cebinize koyup gidecek haliniz yok. Evin önüne de park edemezsiniz. İlla da güvenli ve korunaklı bir yere bağlamanız gerekiyor teknenizi. Ama yer yok, yer yaratmaya kafa yorsa da yetkililer, bürokrasi geçit vermiyor, engel oluyor onlara. Yıllardır kaymakamlar, belediye başkanları, liman reisleri, Deniz Ticaret Odası, Denizciler Derneği, kentin akil insanları toplanıp duruyorlar, formüller üretiyorlar ama komik yasaları ve Ankara’yı aşamıyorlar bir türlü. Öncelikle çok çabuk ve büyük bir süratle Bodrum’a 2-3 büyük marina yapmak şart. Yarımadanın pek çok yerine 15-20 adet yüzer iskele, amatör tekne bağlama yerleri de yapılmalı.  Marinalar için Haremtan-Akyarlar Kefaluka’nın arkası, Yahşıyalı’nın karşı dibi hayli müsait. Ancak eski-yeni ve resmi-özel marinaların fiyat politikalarını dikkatle gözden geçirmeleri ve insaf ölçülerini de pek aşmamaları şart.

Burada devlete de bir görev düşüyor. Marinalar çok pahalı ama bunun en önemli nedeni devletin ecri misil fiyatlarını astronomik yükseltmesi. Marinaların denizde işgal için ödedikleri para, karadaki en pahalı arazilerin çok üzerinde, beş-altı mislinden de yüksek. Böyle şey olur mu? Devletin deniz ve denizciliği teşvik etmesi, koruması lazım.  Ayrıca amatör denizciliği de desteklemeli, sandalı ve kıçtan takma motora sahip küçük teknesi olanları da düşünmelidir. Burada Belediyelere büyük görevler düşüyor. Hazineden yüzer iskele yapacak yerleri kolay alabilirler. Böylece küçük tekne sahibi amatörleri de çok düşük bir ücretle yüzer iskelelere bağlayabilirler.

Belediyelerin marinalardan, otoparklardan ve tuvaletlerden para kazanması işini pek aklım almıyor.     Ama Türkiye öyle bir hale geldi ki, soluduğumuz havadan para istemediklerine şükrediyoruz artık.     Sahil belediyelerinin ticari teknelerden ücret almalarını anlarız. Ama denizciliği teşvik ve amatör denizcilere destek için, kendilerine ait bağlama yerlerinden para almamalılar. Alsalar bile sembolik bir ücret talep etmeliler. Buradan gelmek istediğim nokta, belediyelerin bu yıl iskele ve bağlama yerlerine yaptığı ölçüsüz zamlardır.  Bazı teknelere yapılan zamların oranı yüzde 300’ü buluyor. Bu konuda yazdığım bir yazıya Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden cevap geldi. Özetlersek şöyle diyor Belediye…

-Büyük bir yer sıkıntısı var. Ticari teknelere öncelik tanımak zorundayız. 3-4 yıl önce fiyatlar çok düşüktü. Ancak marinaların çok fahiş ücret istemeleri üzerine, diğer özel büyük tekneler de bize gelmeye ve bekleme sırasına girmeye başladılar. Bizim fiyatları Plan-Bütçe komisyonları belirler. Bu yıl ticari teknelere boyuna göre yüzde 15’ten başlayan, özel teknelere ise yüzde 100’den başlayan fiyatlarla zamlar yaptık. Yine de nereden bakarsanız bakın, belediyemizin yaptığı zamlar, özel sektör işletmelerinin dörtte birinden de azdır. 3-5 metrelik kayıklardan ise yılda 1500 TL ile 9000 TL arasında ücret almaktayız. ’’

Nasrettin Hoca hikayesine benzedi bu iş… Belediye de kendi açısından haklı, Tekne sahipleri de.     .     Ama Belediyeye düşen görev, denizcileri korumak ve kollamaktır. Büyük zamlar yaparak gelir sağlamak yerine, insaflı zamlarla denizcilerin gönlünü almalı ve kamu görevlerini bu anlayışla yerine getirmelidirler. Kaldı ki Başkanlar, yapacakları zamları denizcilerle konuşarak, onların taleplerine kulak vererek yaparlarsa, daha doğru davranmış olurlar. Denizci deyip geçmeyin, profesyoneli ile amatörü ile tüm denizciler şefkatle ve anlayışla kucaklanmaya değer insanlardır. Onları hep seçimler sırasında değil, geçimleri konusunda da devamlı düşünmeliyiz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.