TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, zemin-yapı etkileşimi anlamında gelen geoteknik konusunda açıklama yaptı. Muğla Şubesi tarafından yapılan açıklamada, yüksek sıvılaşma riski içeren Bodrum, Milas, Marmaris ve Fethiye’de zemin iyileştirme gerektiren bölgelerin fazlalığına dikkat çekildi. Bu noktada, zemin-yapı etkileşimli analiz ve değerlendirmelerin öneminin ortaya çıktığı belirtildi.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, Muğla bölgesinde, zemin-yapı etkileşimi anlamına gelen geoteknik konusunda açıklama yaptı. Geotekniğin yapılaşma açısından çok önemli olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İnşaat mühendisliğinin yedi temel uzmanlık dalından biri olan geoteknik; zemin-yapı etkileşimi üzerine çalışmalar bütünü olarak değerlendirilmelidir. Statik ve deprem durumunda, zeminlerde oluşan şişme-oturma problemleri, taşıma gücü kayıpları, heyelanlar, istinat duvarlarında meydana gelen göçmeler gibi zemin ve yapının etkileşimde olduğu her konuda geoteknik anabilim dalının önemi ortaya çıkmaktadır.
Günümüze kadar inşaat sektöründe oluşan genel kanı, üst yapının doğru projelendirilmesinin yapı güvenliği açısından yeterli olacağı idi. Ancak, yönetmelikler değişmesine, yapı denetim sistemi gelişmesine ve Ebis hazır beton sisteminin hayata geçirilmesine rağmen, halen yaşanılan depremler sonrasında oluşan yapısal hasarların önüne geçememekteyiz. Peki, bizler nerede hata yapıyoruz?
Biz, yapısal anlamda ne kadar iyi bir statik tasarıma sahip olursak olalım, altında sıvılaşabilir bir zemin bulunan yapıların deprem sırasındaki davranışını gördüğümüzde, tekrar tekrar uyarılıyoruz aslında. Hatta karşılaştığımız çarpıcı örneklerde, binalarda kiriş, kolon hasarları oluşmadan, binaların camlarının bile kırılmadan zemine gömüldüğünü görüyoruz.
Özellikle pandemi süresince ülkemizdeki göç trafiğinin merkezi haline gelen cennet Muğlamız’da, yüksek sıvılaşma riski içeren Bodrum, Milas, Marmaris ve Fethiye İlçelerimizde zemin iyileştirme gerektiren bölgelerin fazlalığına dikkat çekmek istiyoruz.
1999 yılında yaşanan acıların tekrarlanmaması için yeni deprem yönetmeliğimizin emrettiği hususların harfiyen uygulanması için tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz. Ayrıca, derin kazılar sırasında meydana gelen göçmeler sebebiyle, kazı etrafındaki birçok binanın zarar gördüğünü ve boşaltıldığını biliyoruz. Tabi bu tür kazı-iksa göçmeleri sonrasında söz konusu alanın yeniden projelendirilmesi ve ıslahı ile oluşan yapısal zararların telafisi için çok daha büyük maliyetler ve hukuki sonuçlar ile karşılaşıyoruz. Bu noktada, zemin-yapı etkileşimli analiz ve değerlendirmelerin önemi ortaya çıkıyor.
Etkileşimli zemin-yapı analizlerini yapan geoteknik uzmanlık alanını ilgilendiren işlerin ana aşamaları, çevresel gözlem, saha çalışmaları, arazi deneyleri ve laboratuvar deneyleri ile geoteknik değerlendirme ve geoteknik tasarım olarak sınıflandırılabilir. Bu temel safhalar projelendirme aşamasında hayati önem taşımaktadır. Sondajlar, saha deneyleri ve laboratuvar deneylerini kapsayan zemin ve temel etüd çalışmaları bir geoteknik tasarımın güvenilirliğini sağlamaktadır. Aksi takdirde; tasarımda kullanılan verilerin hatalı veya yanlış olması, yapılan tüm çalışmanın ayakları olmayan bir köprü gibi yıkılmasına ve boşa gitmesine neden olacaktır. Bu nedenle geoteknik mühendislerinin saha ve laboratuvar deneylerini planlaması ve takip etmesi temel sorumluluklarından biridir.
Her geçen gün tüm mühendislik disiplinlerinde olduğu gibi geoteknik alanında da bilgisayar programlarının kullanımı artmakta, üretilmiş bazı excel hesaplamaları kopyalanarak geoteknik alanında tecrübesi olmayan kişilerin kullanımına sunulmaktadır. Söz konusu hesaplamalardaki veri girişlerinin, geoteknik parametreler ve özellikleri konusunda bilgisi olmayan kişiler tarafından yapılması çok büyük problemlere yol açmaktadır. Örneğin iyileştirme gerektirmeyen bir zeminde, yapılan yanlış analiz ve değerlendirme sonucu çok büyük maliyetlere sahip bir iyileştirme projesinin önerilmesi mümkün olabilmektedir. Tam tersi durumlarda da deprem sonrası sıvılaşması muhtemel bir zemin tespit edilemeyebilir, gerekli önlemler alınmadığı için deprem sonrası can ve mal kayıpları oluşabilir. Bu sebeple, geoteknik alanında uzman kişilerle çalışılması doğru uygulamaların yapılması açısından son derece önemlidir. Buradan da anlaşılacağı gibi geoteknik alanında uzman bir inşaat mühendisi hem milli servetin boşa gitmesinin önüne geçecektir, hem de inşaat maliyetinin doğru yönlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
26 Mart 2021 Cuma gece saatlerinde Düzce-Zonguldak karayolu yolu üzerinde yaklaşık 85 m uzunluğunda bir kesimde göçme meydana gelmiştir. Meydana gelen göçme, istinat yapısı çeşitlerinden olan toprakarme duvarlı bölgede oluşmuştur. Basına yansıyan fotoğraf ve dron video görüntülerinden anlaşıldığı kadarıyla oluşan göçmenin, bu duvarların tasarımında kullanılan “dış stabilite” tahkiklerinden biri olan global şev stabilitesi problemi olduğu öngörülmektedir. Göçme mekanizmasının tam olarak anlaşılabilmesi için yerinde incelemeler, zemin araştırmaları, laboratuvar deneyleri ve analizlerin yapılması gerekmektedir.
Yine, 10 Nisan 2021 Cumartesi gece saatlerinde Ankara’nın Çankaya İlçesinde, yakınındaki inşaatın temel kazısı çalışmaları sırasında temelinde kayma meydana gelen ve istinat duvarı yıkılan 8 katlı apartman ile birlikte toplam 21 bina boşaltıldı.
Her tür inşaat projesinde olduğu gibi, konunun uzmanlarınca yapılacak doğru tasarım ve doğru imalat ülkemizde bu tür göçmelerin yaşanmaması için elzemdir
İnşaat Mühendisleri Odası olarak konunun teknik boyutunun incelenerek, yaşanan bu göçmelerden dersler çıkarılması noktasında ilgili kurumlara geoteknik mühendisliği alanında uzmanlarımızca destek vermeye hazır olduğumuzu bildiririz”