Muğla Haber Gazetesi

SABRETMENİN ve HER TAVRIN BİR ZERAFETİ VARDIR

SABRETMENİN ve HER TAVRIN BİR ZERAFETİ VARDIR
Mustafa Gökay
Mustafa Gökay( [email protected] )
30 Ocak 2016 - 9:32

Son asrın en büyük hastalıklarından birisi belki de birincisi insanlarımızın sabırsız olmalarıdır. Bazen acıya, bazen hüzne bazen de oluşumlara sabredemediğimiz için muktedir olduklarımın da elimizden kayıp gitmesine sebep oluyoruz. Eskiler sabır için “dut yaprağı sabırla atlas olmuş, üzüm koruğu helva olmuş” derlerdi. Bu devirde sabrı düşünmek bile istemiyoruz. Çoğu zaman ölümlü veya hasarlı kazaların sabırsızlıktan kaynaklandığını hepimiz görüyoruz. Ama he nedense iş başa düşünce sabrın “s” sini karşımızdakine göstermiyoruz. Sınıfını geçersen sana bilgisayar alacağım, bisiklet alacağım dendiğinde, buna rıza göstermiyoruz. Hemen alınmasını istiyoruz. Alınmayınca veya geciktirilince tüm vücut dengemizi kaybediyoruz. Çocuklarımızın hemen her sahada başarısız olmalarının sebeplerinin başında sabırsızlıkları gelmektedir. Sabırsızlığı bilhassa trafikte yaşamak mümkün… Döner kavşaklarda öncelik dönen araçlar için dendiği, uyarı levhaları ile de ikaz edildiği halde çoğu zaman dışarıdan kavşağa giren araçların buna riayet etmediği ortadadır. Sabır hususunda büyük İslam mütefekkiri Şems-i Tebriz’i (KS.) bakın neler söylüyor:

“Sabırsızsın, oysa bütün mahlûkat sabrın ipliğiyle birbirine bağlıdır. Dünya sabırla döner. Çünkü Güneşin de ayın da zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol! Büyük sırlara ermek için, sabır denizinde yüzmeyi öğrenmelisin. Çünkü sırlar, sabır denizinin dibinde saklıdır. Uyum güzelliktir, uyum suyun özelliğidir. Su sabrın simgesi, istiridyenin yurdudur. Su olmasaydı inci de olmazdı. Sabırlı ol ki, istiridye gibi inciler yapasın. Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi, tatlı tatlı emer ve hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.”

Her tavrın bir zarafeti vardır, oturmanın, kalkmanın, eşyaya bakmanın…

Gönüllerdeki zarafet dışa yansıdıkça hayat güzelleşir. Bir zarif adam dedi ki; “Çocukluğumu hatırlarım, biraz hızlı yürüsem, ayağımı yere vurarak bassam, kızarak parlayarak değil, inanarak, anlatarak, her şeyin bir canı var yavrum, tahta incinmez mi? Bizi üstünde gezdiriyor, bizim de ona hürmet etmemiz gerekmez mi? derlerdi. Bardağı yere koyarken ses çıkarmak ayıptı. Ardak ve konulduğu yer incinmemeliydi.

Uyandırılmak istenen kişinin yastığına hafifçe vurularak “Agâh ol erenler denilirdi. Ben diye konuşulmaz fakir ifadesi kullanılırdı. Şayet ağızdan ben sözü kaçsa derhal ilave edilirdi. Benliğime lanet!…

Gelen misafirin ayakkabıları içeri doğru çevrilirdi. Kapıya doğru çevirmek, bir daha gelme demekti. İçeri dönük ayakkabılarını giyen misafir, evdekilere arkasını çevirmeden giyer ve kapıdan çıkardı…

Kapıyı kapat! denilmezdi. Allah C.C. kimsenin kapısını kapatmasın diye kapıyı ört, ya da sırla denirdi. Lambayı söndür denilmezdi Allah C.C. kimsenin ışığını söndürmesin diye, lambayı dinlendir denirdi. Lamba yakılmaz, uyandırılırdı.

Yolda karşılaşanlar temenna ederlerken el kalbe götürüldüğünde muhabbetim yüreğimde, dudağa götürüldüğünde yâdın dilimde, başa götürüldüğünde başımın üstünde yerin var denilmek istenirdi. Canlı cansız her şeyin bir hatırı vardı eskiden…

Peygamber Efendimiz S.A.V. in 63 yaşında vefatından dolayı 63 yaşını geçmiş büyüklerimiz yaşları sorulduğunda haddi aştık derlerdi.

Yolda küçük büyüğünün önünden yürüyemez, kadın da tanısın tanımasın bir erkeğin önünden geçmezdi.

Nereden nereye? Kendimize yabancılaştık. Nezaketin, güzel ahlakın öz sevgisinin, hakiki saygının dünyasını unutur olduk. Bu şuurda Müslümanlar olmak ve yetiştirmek temennisiyle günümüz mübarek olsun ( Prof. Dr. Ahmet Cemal APAY ın çalışmasından)

Selam ve muhabbetle…

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha