Muğla Haber Gazetesi

NASIL KIYDINIZ GENÇLERE

NASIL KIYDINIZ GENÇLERE
Yüksel Sarı
Yüksel Sarı( [email protected] )
07 Nisan 2015 - 10:07

Her yıl birkaç kez,  içinde geç kalma korkusuyla yürekleri pır pır atan gençlerin ve en az onlar kadar heyecanlı olan anne ve babaların bulunduğu dizi dizi araç konvoyları  caddeleri kaplarken, aceleci sürücülerin ısrarlı korna gürültüsü ortalığı inletir.Yine bir sınav günüdür o gün. ÖSS, KPSS,ya da başka biri, hiç fark etmez.Her biri yüz binlerce gencimizin sonraki yaşamlarının rotasını  belirleyecek olan bir sırat köprüsüdür aslında.

Sınavların yapılacağı binaların önlerinde toplanan kalabalıkları, heyecandan elleri ve dudakları  titreyen gençleri, sınavdan çıkar çıkmaz mideleri boşalan ve gözleri kararıp annelerinin kucağına düşen o  körpe fidanları bir düşünün.

Sınav salonlarının dışında çocukları için dua eden, dışarı çıkan kalabalığın içinden dikkatle çocuklarını seçip, onların yüz ifadelerinden bir sonuç çıkarmaya çalışan ve  sanki hiç merak etmiyormuş gibi yapıp, çocuklarını rahatlatmaya çalışan anne ve babaları da  düşünün.

ÖSYM tarafından 2010 yılında 6 milyon kişiyi ilgilendiren 38 ayrı sınavda sorulan soruların değişik yöntemlerle önceden dağıtılmış olduğunun ortaya çıkması üzerine işte ben bunları düşündüm ve bu ahlaksızlığı yapanlara  sormak istedim;

 “Nasıl kıydınız  gençlere?”

Yüksek Öğretime Geçiş Sınavları, Lisans Yerleştirme Sınavları,Tıpta Uzmanlık sınavları ve Kamu Personeli Seçme sınavları gibi farklı tarihlerdeki 38 ayrı sınavdaki soruların önceden dağıtılmış olması , bu ahlaksızlığın kurumsal boyutta gerçekleştirildiğini gösteriyordu. Nitekim,bir önceki ÖSYM başkanı  Ünal Yarımağan bizzat kendisi ana bilgisayara girerek, soruları kopya edip, kurum dışına çıkardığı ve bağlantılı olduğu kişi ve kuruluşlara verdiği için; sonraki ÖSYM başkanı Ali Demir’de yargıya intikal eden bu konuda   delil niteliği taşıyan soru kitapçıklarını yaktırdığı için yargılanıyor.

2009 yılında yapılan KPSS sınavında birinci olan kişinin bile bütün soruları cevaplayamadığı 2010 sınavında,  500 katılımcının 120 soruda 120 net çekmesi ve bunların çoğunun akraba ve aynı çevreden oluşları, sınava katılan adayları haklı olarak kuşkulandırmıştı.Fakat onlar, dertlerini anlatabilecekleri bir makam bulamadıkları gibi,haklarını aradıkları için coplandılar,biber gazı ile dağıtıldılar ve yerlerde sürüklendiler.

Beş yıl sonra siyasi iktidarın bu konuyu  “paralel “ e bağlayıp, tek başına onun üzerine yıkıp, işin içinden sıyrılma gayretlerine  aldanmayın sakın. O zaman birdiler ve her şeyi birlikte yaptılar. Yandaşlara sağlanacak yarar ve devlet içinde kadrolaşma uğruna yüz binlerce gencin hayatlarını çaldılar, dünyalarını kararttılar.

Bu ahlaksızlığın mağdurları seslerini duyurmak istedikleri için  Ankara sokaklarında yerlerde sürüklenirken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, KPSS sorularını Cemaatin sızdırdığı iddiaları karşısında şöyle diyordu:

“Türkiye’de zaten yağmuru da cemaat yağdırıyor, karı da cemaat yağdırıyor. Biliyorsunuz fırtına olunca da cemaat çıkarıyor. Bu bir moda oldu. Birisi bir şey yapmış olacak, bunu ciddiye bile almak mümkün değil. Geçin bunları”

              Başbakan Tayyip Erdoğan ise ÖSYM başkanını yedirmeyeceğini söyleyerek konuşmasına  şöyle devam ediyordu:

            “KPSS son derece başarılı,temiz,sorunsuz şekilde gerçekleştirilmiştir.Bu sınava gölge düşürmek isteyenlerin oyunu anında deşifre edilmiştir.

            Çocukları için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan, kıt olanaklarını onların daha iyi okullarda okumaları ve daha iyi meslek sahibi olmaları için seferber eden anne ve babaları düşünüyor  ve onların neler hissettiklerini anlamaya çalışıyorum.

            Üniversite bitirdiği halde işsiz gezen veya aç kalmamak için olur olmaz işlerde çalışan, arkadaşları üniversitede okurken onları acı içinde uzaktan izleyen, sınavda başarılı olamadığı için ailesinin yüzüne bakamayacağını düşünüp evini terk eden gençleri, atanamayan ve atanamadıkları için intihar eden öğretmenleri düşünüyorum ve onların neler hissettiklerini anlamaya çalışıyorum.

             İçimde volkanlar patlıyor, dayanamıyorum, daha ağır ne diyebilirim, bilemiyorum.  

             Aklıma ünlü tarihçimiz İlber Ortaylı’nın  sözü geliyor:

 “O kadar cahilsiniz ki; dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz..”

Daha ne diyeyim!?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha