Son güncellenme :29.04.2020 17:03

Anasayfa > Muğla, Yazarlar > MÜ’MİNİN 9 ÖZELLİĞİ: Tevbe, Hamd, Kulluk, Oruç…

29.04.2020 Çar, 17:03

 

 

Rabbimize hamd, insanlığın önderi, rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimize salat-ü selam olsun.

Ramazanımız mübarek olsun. İnsanlığın pek alışık olmadığı bu salgın zamanlarında, evlerimizde, farklı bir Ramazan geçiriyoruz. Müminleri ve insanlığı bu salgından bir an önce kurtarması için Rabbimize yalvarıyoruz.

Bu hafta “Cuma Sohbetleri”nde Tevbe Suresi 112. ayette geçen, Allah’ın malları ve canlarını cennet karşılığında satın aldığı müminlerin 9 özelliğini anlamaya çalışacağız.

Tevbe Suresi 112. ayet şöyledir:

“Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rukû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten nehyedenler ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar (yok mu, işte onlar da cennet ehlidir). Sen, o mü’minleri müjdele.”

Cenab-ı Hakk, önceki ayeti kerimede mü’minlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldığını açıklamakta; bu ayette de o mü’minlerin dokuz sıfatla donanmış olduklarını (olmaları gerektiğini) ifade buyurmaktadır.

 

1- Tevbe Ederler

Bunlar “Tâibûn” yani “tevbe edenler”dir. Her türlü günah ve kötülükten tevbe edenler. Tevbe bazen küfürden (inkârdan), bazen de günahtan dolayı yapılır.

Tevbe şu 4 şart bulunduğunda, gerçek bir tevbe olur:

  1. a) Kalbin, o anda, kendisinden öylesi bir günahın işlenmesinden dolayı yanıp tutuşmasıdır.
  2. b) Yaptığından ötürü tam pişmanlık duymak.
  3. c) İleride bir daha onu yapmamaya gayret etmek.
  4. d) Onu bu üç şeye sevk edenin, Allah rızası ile kulluk arzusu olması. Çünkü kişinin bunlardan maksadı, insanların kınaması veya övmesi gibi alçaltıcı kaygılar olursa bu tevbe olmaz.

 

2- İbadet Ederler

İkinci sıfat “âbidûn” yani “ibadet edenler”dir. Bunlar, Allah’a ibadet ve kulluk etmeyi kendilerine görev bilen kimselerdir. Yani bollukta ve darlıkta, sıkıntılı ve sevinçli zamanlarda Allah’a ibadet eden; gecelerinde ve gündüzlerinde, bedenlerini ibadet ve kulluk için yıpratanlardır.

 

3- Hamdederler

Üçüncü sıfat “hâmidûn” yani “şükredenler”dir. Bunlar gerek dini, gerek dünyevi hususlardaki Cenab-ı Hakk’ın nimetlerine karşı şükürlerini hakkıyla yerine getiren ve bunu ortaya koymayı kendileri için bir adet haline getiren kimselerdir. Allah’ı anmak, O’nu “subhanellah, elhamdülillah, la ilahe illallah” gibi tesbihatlarla anmak, bir anlamda meleklerin de sıfatıdır. Allah’ı anmak, kâinat sistemine dair ayetlerle birlikte Kur’an’da yazılı ayetleri anlamaya çalışmak yücelmektir, insan olmanın gereğini yerine getirmektir.

 

4- Oruç Tutup İlim İçin Gurbete Çıkarlar

Dördüncü sıfat “sâihûn” yani “seyahat edenler”, farz oruçlarını tutanlardır. Oruç tutan kimseye aynı zamanda “seyahat eden” denilmiştir. Seyahatin esas manası, tıpkı akıp giden su gibi, yeryüzünde devamlı gitmektir. Oruç tutan kimse de, itaat olan şeyleri yapar ve arzu duyduğu yemeyi, içmeyi ve cinsi münasebeti terk etmeye devam eder.

Nefsin olgunlaşmasında seyahatin büyük etkisi vardır. Cenab-ı Hakk’ın yaratmış olduğu sistemi ve varlıkları anlamaya çalışır, dünya ahalisinin farklı farklı hallerini görür.

Seyahat, feyizli bir ilim öğrenmek için olursa çok daha bereketlidir.

Online sistemlerin geliştiği günümüzde feyz ve bereket arayışı hep devam etmektedir. Digital ortam, bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmasına ve ilim elde etme yollarını genişletmesine rağmen, feyz ve bereket bakımından yüz yüze ilim/eğitim etkisini ve tadını verememektedir.

 

5-6- Rükû ve Secde Ederler

Beşinci ve altıncı sıfat “râkiûn ve sâcidûn” yani rükû ve secde edenler, namaz kılanlardır.

Çünkü namaz kılanın, (namazdaki) diğer şekilleri, hayatın diğer zamanlardaki hallerine uygundur. Bu da onun kalkması ve oturmasıdır. Bu hususta, âdetin dışına çıkan şey, rükû ve secdedir. İşte bu ikisi ile namaz kılan ve kılmayan arasındaki fark ortaya çıkmaktadır.

Namazda ayakta durma, Allah için gösterilen tevazunun ilk basamağı; rukû, ortası; secde ise en son basamağıdır. Bundan dolayı, namaz kılmaktan maksadın, alabildiğine huşû, Allah’tan sakınma ve Mevlayı yüceltme olduğuna dikkat çekmek üzere ihlâsın ve kulluğun nihai noktasına delalet ettikleri için (namaz kılma manasında) bilhassa rukû ve secde zikredilmiştir.

 

7-8- İyiliği Emreder, Kötülüğü Yasaklarlar

Yedinci ve sekizinci sıfat, iyiliği emretmek ve kötülükten men etmektir. İyiliğin başı, Allah’a iman, kötülüğün başı ise Allah’ı inkârdır.

Kötülüğü yani Allah’ın emirlerinin aksini söylemeyi hayat felsefesi haline getirmesine rağmen mümin olduğunu iddia etmek, kendini kandırmaktır, büyük bir yanılgıdır. Allah’ın ölçülerini bilen müminler ve Cenab-ı Hakk kandırılamaz.

Hesap çok büyük bir yüzleşmedir. Rezillik ya da yüz akı… Tercih bizimdir.

 

9- Allah’ın Sınırlarını Korurlar

Dokuzuncu sıfat “Allah’ın sınırlarını, sıfatlarını koruyanlar”dır.

Allah’ın buyurduğu sorumluluklar ya ibadetlerle ya da uygulamalarla ilgilidir.

Mümin kurduğu sistemler başta olmak üzere, yaptığı her işte gözetmesi gerektiği en öncelikli sınır Allah’ın çizmiş olduğu sınırdır. Allah’ın sınırlarını tanımayan kişilerin kurmuş olduğu dünya, yaşanılır olmadığı gibi insani de değildir. Mümin olmak, “Allah’a inanıyorum” demek, “Ben Allah’ın sınırlarından başka sınır, onun hükümlerinden başka hüküm tanımıyorum” demektir. Kabullerle uygulamalar tutarlı olmalıdır. Allah’ın hükmüne inanıp, O’nun yasakladığı yerlerde hayat geçirmenin akılla izahı yoktur.

Cenab-ı Hakk, bu dokuz sıfattan bahsettikten sonra, “sen o mü’minleri müjdele…” buyurmuştur. Bu sıfatları üzerinde taşıyan müminler müjdeye, kurtuluşa, Allah’ın korumasına, cennete mazhar olacaklardır.

(Bu yazı, Fahruddin er-Râzî’nin “Tefsir-i Kebir” isimli eserinden yararlanılarak/özetlenilerek hazırlanmıştır.)

 

Dua Vakti

Allahım!

Senin rızan için oruç tuttuk, sana inandık, sana sığındık, senin rızkınla oruçlarımızı açıyoruz. Hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete.

Ey bağışlaması bol Rabbimiz.

Bizi, ana-babamızı ve bütün inananları koru, rahmetini merhametini esirgeme bizden.

Amin…

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.