Muğla Haber Gazetesi

MENTEŞE BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI OSMAN CAN YENİCE

MENTEŞE BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI OSMAN CAN YENİCE
03 Aralık 2013 - 10:30

-Sayın Yenice Muğla’nın büyükşehir olmasıyla önümüzdeki dönemde belediyecilik ve yönetim açısından ne gibi olumlu yada olumsuz durumlarla karşılaşabiliriz? Muğla’nın durumunu nasıl görüyorsunuz? Bize biraz anlatabilir misiniz?

Büyükşehir Belediye uygulaması öncelikle Muğlamıza hayırlı olsun. Büyükşehir belediye uygulaması bizim geçmişten bu yana bir türlü oturtamadığımız, çerçevesini çizemediğimiz sürekli yapbozlarla devam ettiğimiz bir uygulamadır. Hatırlarsanız 1980’li yıllarda önce İstanbul’da bu uygulamayı yaptık, şubeler kurduk, belediyeler tüzel kişiliklerini kaldırdık şubelere dönüştürdük. Tekrar bir uygulama daha yaptık alt kademe belediyeleri kurduk, bundan vazgeçtik. İlk kademe belediyeleri kurduk yine bundan da vazgeçtik. En son 5747 sayılı kanunla il çapında büyükşehir uygulamasına geçtik. 5747 sayılı kanunla bu uygulama ilk kez İstanbul ve Kocaeli illerinde uygulandı. Bu yeni uygulama ise yani genelleştirilmesi bu uygulamanın 30 ile çıkartılması 3660 sayılı kanunla yapıldı. Şimdi bunun tabi ki olumlu yansımaları olacağı gibi olumsuz yansımaları da olacaktır. Yalnız ben şu açıdan sıkıntı görüyorum. Bu büyükşehir kanunu uygulamasındaki en büyük sorun ölçek sorunudur. Saha çok geniştir. İlk uygulamada Kocaeli ve İstanbul’da coğrafi şartları göz önüne alırsak dar bir çevredir il ilçelerin sınırları ve oralarda dikkat edersek belediyeler hemen hemen iç içe geçmiştir.  Bu tür yapılaşma belki Antalya için uygun olabilirdi. Alanya’ya doğru giderken kasaba belediyeleri vardır.  Orada bir belediye sınırından çıkıp diğerine gireriz. Arada coğrafi bir boşluk, coğrafi bir sıkıntı yoktur. Ama Muğla gibi yeni uygulamada gelen Maraş, Hatay gibi illerde coğrafi zorluklar vardır. Bizim Muğla’da meşhurdur biliyorsunuz sakar altı, sakar üstü. Bu nedenle kanunun en büyük sıkıntısı ölçek sorunudur. Saha çok geniştir. Ne getirecek, ne götürecek bunu zamanla yaşayıp göreceğiz. Çünkü ilk kez yapılan bir uygulamadır. Bunu İstanbul ve Kocaeli uygulamasıyla kıyaslarsak orada başarılı olabilir belki ama ki uygulamada görüyoruz. Biz “pergel yasası” ile bunu başarmıştık. “Pergel Yasası” bundan önceki büyükşehir olayı 5216’da büyükşehir belediyelerin nüfusuna göre büyükşehir belediye sınırı belirleniyordu. O da şu şekildeydi; 1 milyona kadar nüfusu olan yerlerde valilik binası baz alınmak üzere 20 kilometre çap içinde kalanlar büyükşehir sınırlarını oluşturuyordu. 1 ve 2 milyon arası nüfusu olan illerde yarı çapı 30 kilometreye, 2 milyondan fazla nüfusu olan belediyelerde ise yarı çapı 50 kilometre. Bunda bile biz hizmetleri tam oturtamadık. Geçiş sürecinde sıkıntılar oldu halen daha olmaya devam ediyor. Ölçek olayına özellikle değinmemin sebebi şu; bazı hizmetler merkezden yönetilecek. Muğla Su Kanalizasyon İdaresi kurulacak örneğin. Su ve Kanal Hizmetleri tek elden planlanacak ve tel elden yapılacak. Düşünün bir ucu Seki Yaylası, bir ucu Datça, bir ucu Kavaklıdere, bir ucu Turgutreis. Şimdi buralarda su patlağıyla, çatlağıyla, su tesisatıyla, arızayla ne olacak Su Kanalizasyon İdaresi çalışanları ulaşacaklar, ulaşmaya çalışacaklar. Saha çok geniş olduğu için nerelerde acil müdahale ekipleri kurulacağına ilişkin teşkilatlanma nasıl yapılacak. Çünkü yasada şu birimler kurulur diye bir açıklama yok. Sadece büyük şehir için değil ilçe belediyeler içinde geçerli. Onlarında sınırları genişledi. Örneğin kurulacak Menteşe tutun Gazeller’den Dağpınar, Akbük’ten Yenice’ye kadar saha çok geniş. İşte buralarda nasıl teşkilatlanacak bunun için yasada bir düzenleme yok. Bu tamamen seçilecek idarelerin inisiyatifine bırakılmış. Belki seçilecek idarecilerimize hareket sahası alanı bırakıyor ama gene bir takım kriterlere bağlanması, tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin olduğu yerde bir tahsilat açısından, acil müdahale, zabıta hizmetleri açısından bir birim kurulabilir gibi seçenekli düzenlemeler yapılsa iyi olurdu. Bide bu kanunun en büyük handikaplarından birisi bence kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır. Şimdi bu uygulamadan sonra 81 vilayetimizin 30’unda farklı statü, 51’inde farklı statü uygulanacaktır. Ayrıca hizmetin vatandaşa en yakın hizmet birimi tarafından verilmesi açısından da bir sıkıntı var. vatandaş bire bir muhtarla muhatap olup en azından hesap sorabilirdi. Kasabadaki belediye başkanınsan hesap sorabilirdi. Şimdi saha, nüfus, ölçek genişleyince vatandaşın yerel idarecisine ulaşabilme şansının azaldığını düşünüyorum. Ama şu var, Muğla’da gelir açısından belli bir artış olacaktır.

-Sayın Yenice, 6360 sayılı büyükşehir yasasıyla Muğla’da statünün değişmesi ve belde belediyelerin kapanmasıyla yeni yönetim oluşuncaya kadar hizmetlerin nasıl yürüyeceği, harcamaların sınırları nasıl olacak açıklar mısınız? Belediyeler gelecek dönemle ilgili taleplere imza atabilirler mi? Bu konuda halkımızı aydınlatır mısınız?

Tüzel kişiliklerini kaybedecek köyler, kasabalarımız için rutin alımlarını yapabilirler. Örneğin akaryakıt ihalelerini yapabilirler. Ne zamana kadar tüzel kişiliği sona erinceye kadar. Mart sonuna kadar bu ihalelerini yapabileceklerdir.  Bunlarla ilgili getirilen sınırlama yeni personel istihdam edemeyeceklerdir. Hizmet alımlarına çöp toplama, sayaç okuma gibi hizmetlerini belediyeler müteahhitler vasıtasıyla hizmet alımı şeklinde gerçekleştirebiliyorlar. Yalnız bu ihalede, ihaleye çıkarken bir önceki yıldaki ihale miktarına ve ihale kapsamında  çalıştırdıkları personel  sayısını aşamayacaklar. Gayri menkullerini  satarken İç İşleri Bakanlığından izin alacaklardır. Kiraya verirken ise katıldıkları ilçe belediyesinden izin alacaklardır. Özel idaremiz açısından da yine İç İşleri Bakanlığından izin alacaklardır. Bu açıdan sınırlamalar var. Ayrıca sadece belediyelerimiz ve köylerimizle ilgili olarak değil birlikleri içinde bir sınırlama vardır bu konuda. Faaliyet alanı ve üyeleri ortadan kalkan birlikler, birlik tüzüğündeki tasfiye hükümlerine göre tasfiye işlemlerini yerine getirmek durumundadırlar.

-Büyük şehir örgütlenmesi nasıl olacak? Bundan sonra gerek ilçe belediyeleri arasında gerekse bunlarla büyükşehir belediyesi arasında yetki sınırları nasıl çizilecek? Aradaki itilaflar nasıl çözümlenecek?

5216 sayılı kanun büyükşehir belediyesi kanunudur. Büyükşehir belediyesi kanununda hüküm olmayan konular neyse 5393 sayılı belediye kanunu hükümleri uygulanır. Öncelikle şunu belirteyim, büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında veya ilçe belediyelerinin kendi aralarında herhangi bir sorun, yetki, görev açısından problem çıktığında bu konuda büyükşehir belediye meclisi yönlendirici karar alacaktır. Büyükşehir belediye meclisinin kararına göre işlem yapılacaktır. Teşkilatlanmaya gelince büyükşehir belediyemizde başkan sonra genel sekreterlik müessesi vardır. Büyükşehir belediyemizde başkan yardımcılıkları yoktur. Bir farklı uygulama büyükşehir belediye başkanının danışmanları olacaktır nüfusa göre. Asgari 10, azami 5 danışman olacaktır. Yanılmıyorsam Muğla’da 5 danışman olacaktır. Bunları başkan seçecektir ve kriterleri yoktur. Ayrıca MUSKİ kurulacaktır. Su Kanal Hizmetlerine MUSKİ bakacaktır. Bunun genel müdürü, yönetim kurulu, denetçileri olacak bu genel kurul büyükşehir belediye meclisinden oluşacak, su ve kanal hizmetlerine bu birim bakacak.  Meclise gelince, seçmenler büyükşehir belediye meclisi seçmeyecekler. Büyükşehir belediye meclisimiz ilçe belediye meclislerinden oluşacak. Şimdi Muğla’da13 ilçe var. bu 13 ilçeden gelen meclis üyeleri ile oluşacak. Nasıl oluşacak mesela Menteşe şu anda 31.12.2012 tarihi itibariyle 99 bin 158 nüfusa sahip. Dolayısıyla 25 meclis üyesi çıkartacak. Ama muhtemelen 100 bini geçtiği için 31 belediye meclis üyesi olacak. 31 belediye meclis üyesinin beşte biri büyükşehir belediye meclisine gidecek. Menteşe belediyesi büyükşehir belediyesine 6 meclis üyesi verecek. Bu seçimde kontenjan olayı var. Her parti kontenjan adayı gösterecektir meclise. Yanılmıyorsam nüfus itibariyle Menteşe 3 kontenjan aday çıkaracaktır. Bu tabi birinci parti olanların gelecek kontenjandan. Birinci olan partinin kontenjan birdeki meclis üyesi otomatikman büyükşehir belediye meclis üyesi olacak. Kalan 5 üye nasıl dağıtılacak partilerin almış olduğu oy oranına göre belirlenecek. Büyükşehir Belediye Başkanı ve ilçe belediye başkanları da doğal üye.

-Bütün bu anlattıklarınızın ışığı altında sizin de aday adaylığınızı dikkate alırsak, büyükşehir Muğla’ya ne getirir ne götürür?

Şimdi öncelikle bunu politik cevaplamak yerine mesleki olarak cevaplamak istiyorum. Muğla’da bir gelir artışı olacağı aşikardır. Niye? Muğla önceden sadece 5779 göre Türkiye’de toplanan vergi gelirlerinden ayrılan pay geliyordu. Ama yeni uygulamada Muğla’da toplanan vergilerin %6’sı buraya gelecektir. Tabi bunu derken net şu kadar artış gelecektir, şu kadar artış olacaktır diye değerlendirmek mümkün değil. Çünkü diğer boyutuna da bakmak lazım. Her yıl Maliye Bakanlığı bütçesine nüfusu 10 bine kadar olan belediyeler için kullanılmak üzere bir denkleştirme ödeneği konur. Bu denkleştirme ödeneğinde nüfusu 10 binin altında olan belediyelere kaynak aktarımı yapılır. Şimdi Muğla’da 10 binin nüfusun altında belediyenin kalmadığına göre en azından bu denkleştirme ödeneği gelmeyecek. Köylerinin alt yapısının desteklenmesi projesi KÖYDES, BELDES, köylere hizmet götürme birliklerinin buradan kaynak aktarması olmayacak. Çünkü biz il çapında büyükşehiriz. SUKAP kapsamında belediyelerin içme suyu ve atık su projelerine gerçekleştirmek üzere iller bankası anonim şirketi tarafından ödenek veriliyordu. Bunlarda gelmeyecek.  Ama şunu da görmemiz gerekir, görev alanı arttı. Büyükşehir belediye kanuna göre mahalleleri ilçe merkezlerine bağlayan yolların bakımından büyükşehir belediyesi sorumludur. Yani bu gelir artışı verilen görevlerle aynı oranda artmış mıdır? Artmamış mıdır? Bunu zamanla yaşayıp göreceğiz. Büyükşehir uygulaması asıl darbeyi köylerimize vurmuştur. İlçe ve kasabalarımızda sadece büyükşehir belediye sınırları içerisinde olmalarından kaynaklanan işte emlak vergisinin %100 zamlı ödeme gibi, %25 arttırımlı gibi çevre temizlik vergisi gibi ödemek gibi o türlü ek hükümlükler gelmiştir ilçe ve kasabada yaşayanlar için. Ama köylülerimiz yaklaşık 30’a yakın  yeni harç ve vergiyle tanışmışlardır. Çünkü 5 yıl bu vergiler alınmayacaktır ama beşinci yılın sonunda bu vergiler köylerimizde alınmaya başlayacaktır. Diğer atlanan bir husus katı atık ve atı su ücreti. Bunda erteleme yoktur. Çünkü bunlar çevre kanunun 11.’inci maddesine göre alınan ücrettir. Yani kirleten öder ilkesiyle alınan bir ücrettir. Bunu çevre temizlik vergisiyle karıştırmayalım. Diğer bir husus köylerimiz açısından vergiler haricinde 1593 sayılı “umumi ıslah” kanununun 2462ınhcı maddesinden kaynaklanan bir sıkıntı vardır köylerimiz açısından. 20 binin üstünde olan şehirlerde umumi caddeler de ve belediyelerde tayin edilecek mıntıkalar içinde hayvan ahırı bulundurması yasaktır. Köylerimiz bu açıdan da sıkıntıya girebileceklerdir. Bugünkü 6360’la getirilen uygulamada bunun farkı şudur. 5747 sayılı kanunla yapılan uygulamada orman köyleri tüzel kişiliklerine devam etmiştir. Ama 6360’la getirilen uygulamada orman köylerinin tüzel kişilikleri korunmadı onlarda mahalleye dönüştü. Yalnız orman köyü olmalarından dolayı edinilmiş kazanımları devam edecek. Bir husus bu kanunda büyükşehir ilçe belediyelerine bağlı idareler yatırım bütçelerinin en az yüzde onunu 10 yıl süre ile bu kanun kapsamında belediye sınırlarına dahil olan yerleşim yerlerine alt yapı hizmetleri için ayırır ve kullanırlar diye bir düzenleme var. 10 yıl süre ile %10 bütçe toplamının değil yatırımın bütçesinin. Asıl sıkıntı köylerdedir. Bu %10 alt sınırdır ama seçilecek belediye başkanlarının bu oranı gözden geçirmelerinde fayda var. %10’la bu problemler çözülmeyebilir. Tabi köylünün bu tür sıkıntılarının olacağını dile getirmekle birlikte köylü için bu kanunda yer alan önemli bir husus bence belediyenin tarım ve hayvancılığa her türlü desteği verebilme imkanının olmasıdır. Buda 6360 sayılı yasayla belediyelere verilen yeni yetkilerden biridir.  Yani en azından seçilecek belediye başkanlarımız tarım ve hayvancılığa bu destekleri verebilirler ve köylümüzün belki bu yasadan kaynaklanan yaralarına derman olabilirler. Bu yeni yasayla bir takım yetkilerde verdi belediyelere. Birde şöyle bir imaj var Menteşe belediyesi sınırları içinde her şeyden Menteşe Belediyesi sorumluymuş gibi bir havada var. kanunda büyükşehir belediyesinin görevleri sayılmış, ikinci bölümde ilçe belediyelerin görevleri sayılmış bunun haricindeki görevler diye de bir husus belirtilmiş. İtfaiye, su, kanal işleri, toptancı hali, mezarlıklar, terminaller, otoparklar bunlar hep büyükşehirin görevleri. Büyükşehir belediye meclisi ilk toplantısında alan paylaşımı yapacaktır. Diyelim ki bizim İsmet Çatak Caddesinde, Menteşe Belediyesi sorumlu olmayabilir. Platformumuz var eski garaj alanın sivil toplum hareketi var bu konuda. Bende üyesiyim. Güzelde bir platform oluşturmuşlar.  Öncelikle bu garaj alanının kimin malı olacağına bakmak lazım önce büyükşehirin mi olacak? Menteşe Belediyesinin mi olacak? Sonra nasıl planlanacak. Menteşe Belediyesi buraya meydan veya park yaptım dedi ama bakalım büyükşehir belediye meclisi bunu onaylayacak mı? İlçe belediyesi bu alanlarda yolların bakımı, sosyal hizmetler, çöp toplama, parklar, rekreasyon alanları, sosyal donatı alanları bunları yapacak. İlçe belediyelerinin genelde görevleri sosyal, kültürel görevler bunun yanı sıra tabi alt yapı olarak sokak, cadde sorumluk alanındaki, parklar bu tür üst yapıya yönelik hizmetlerdir.  Alt yapıya yönelik genel hizmetler büyükşehir belediyesine aittir.  Birde bu kanunun getirdiği en büyük özellik şudur;  artık kent değil mini bir devlet yönetecekler belediye başkanlarımız.

-Bütün bu anlattıklarınızdan, anladığım kadarıyla Muğla çok geniş köyler mahalle oldu, beldeler kapandı, kıyı ilçelerimiz rantın çok yüksek olduğu ve bu rantın kontrolünün çok zor olduğu turizm ve diğer gelirlerin hakim olduğu geni bir saha. Büyükşehir yasasıyla yerinden yönetimde ortadan kalktığına göre acaba bu Muğla gibi şehirlerin büyükşehir yapılmasında başka bir siyasi amaç olabilir mi? Yada kamuoyunda ve basında uzun zamandır dillendirilen bunun devamında eyalet sistemine doğru bir kayış görüyor musunuz? Böyle bir amacı var mıdır?

Belediye mevzuatındaki ve diğer mevzuattaki süreci incelediğimizde Türkiye’nin idari yapısının değiştirilmeye başlandığı görülmektedir. Ama bu sonunda eyalete mi dönüşür farklı bir yapıya mı gider o konuda şimdi kanaat belirtmemin doğru olmayacağını düşünüyorum. Ama mevzuatın genelini değerlendirdiğimizde idari yapımızın değişeceği kesin. Şu bir gerçek vatandaşın yerel yöneticiyi sorgulama imkanı da azalıyor. 6360 sayılı yasada benim gördüğüm maden ve jeotermal kaynak ruhsatlarının büyükşehir belediyesine verilmemesi çok ilginçtir. Buda büyükşehire devredilmesi uygun olurdu diye düşünüyorum. Birde bu konumdaki sıkıntıları tabi yaşadıkça çözülecektir de devir yetkisi biraz geniş tutulmalıydı diye düşünüyorum. Büyükşehir belediyesinin, ilçe belediyelere devredebileceği görevler var. bunlar yasada açık açık sayılmış. Devredilebilecek görevler nelerdir? Yolcu ve yük terminali, kapalı ve açık otopark, mezarlık tesis ve işletme, toptancı hali, mezbaha, temizlik, adres ve numaralandırma bunları büyükşehir belediye meclis kararıyla ilçe belediyelerine devir edebiliyor. Ama bunun haricinde diğer görevleri devir etmesi mümkün değil. En azından bu konuda bir serbestlik sağlanabilirse, en azından geçiş sürecinde ilçe belediyesine bir takım yetkiler devir edilebilerek daha alt ölçekte sorunlara ulaşım kolaylaştırılabilir diye düşünüyorum.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha