Muğla Haber Gazetesi

İSLAM’IN BİLGİ KAYNAKLARI

İSLAM’IN BİLGİ KAYNAKLARI
H. Kadir Ceylan
H. Kadir Ceylan( [email protected] )
18 Haziran 2020 - 14:38

 

Bizleri ve bütün mevcudatı yoktan var eden varlığından haberdar eden, lütfettiği İslam nimetinden dolayı alemlerin Rabbine sonsuz hamd olsun. Allah’ın selamı siz okurlarımızın ve tüm inananların üzerinize olsunCumanız Mübarek olsun. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla !
Kimi insanlara göre gerçeğin bilgisi sadece duyu organları ile, bazılarına göre bilginin elde edilme yolu sadece akıldır. Bilgi kaynağı olarak yalnızca aklı kabul edenler, aklın kavrayamadığı, idrakin alamadığı şeylerin bilinemeyeceğine inanırlar. Topluda yaşayan insanlar bilgi seviyelerine göre kendi inancına uygun olanı bilgi kaynağı kabul etmekte; diğer vasıtaları kaynak olarak kabul etmemektedir.
İslam dinine göre bilginin ilk kaynağı Kur’an’dır. Kur’an bilgi kaynağı olarak vahiy başta olmak üzere, doğru haberi, duyuları ve akıl yürütmeyi göstermektedir. Hayatın gayesi, Allah’ı bilmek, inanmak ve O’na kulluk yapmaktır. O’nu tanımak ve bilmek, bilgilerin en üstünü ve yücesidir. İnsan, ancak bilgi vasıtalarıyla Allah’a giden yolu bulabildiği gibi, kendisini ve çevresini de bu araçlarla tanır ve bilir. İslam inancına göre bilginin kaynağı üçtür. 1- Doğru haber: a) vahiy (Kur’an) b) mütevatir haber,
2- Selim hisler dediğimiz beş duyu, 3- Akıl. İslam hukukunda ise fıkhın dayandığı dört ana kaynak vardır. Peki fıkıh nedir? Fıkıh; Bir kimsenin leh ve aleyhindeki hükümleri bilmesi demektir. Başka bir tarife göre fıkıh; kişinin ibadetlere, cezalara ve muamelelere ait şer’î hükümleri ayrıntılı delilleriyle bilmesidir.
Bunlar;1- KİTAP, 2- SÜNNE 3- İCMÂ 4- KIYAS1) KİTAP: Kur’ân-ı Kerîm’dir. Peygamberimiz Hz. Muhammed'(sav) e yüce Allah katından Cebrâil (a.s.) vasıtasıyla 22 yıl, 2 ay ve 22 günde nâzil olmuştur. Kur’ân, önceki semâvî kitaplar gibi yalnız inanç kitabı değil, hem inanç ve hem de insanlar arası münâsebetleri düzenleyen ve hayatı düzenleyici hükümleri kapsayan bir kitaptır. Âyetlerde şöyle buyurulur: “Biz Kitap’ı sana her şeyi beyân için indirdik.” 1 “Kitapta hiçbir şeyi ihmal etmedik.” 2 Kur’ân’ın ilk inen ayetlerinde daha çok ahiretle ilgili bilgiler yeralır. İnsanlar İslâm’a alıştıktan sonra helâl ve harama dâir âyetler inmiştir. 2) SÜNNET: Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleridir. Sünnet, Hz. Peygamber’in Rabbinden aldığı elçilik görevini tebliğinden ibarettir. Fıkıhta Kur’ân’dan sonra ikinci ana kaynağın Sünnet olduğunda görüş birliği vardır. Sünnetin delil oluşu ayetlerle sabittir. “Peygamber size neyi verirse onu alın; size neyi yasaklarsa, ondan da uzak durun.”3 SÜNNETİN KUR’ÂN’I KERÎM KARŞISINDA ÜÇ FONKSİYONU VARDIR.
Sünnet Kur’an’ın müphem (açık olmayan) ve mücmel(manası gizli) olan ayetlerini açıklar; umumi hükümlerini tahsis eder; nasih ve mensuh’u bildirir; Kur’an’da asılları sabit olan nasslara tamamlayıcı hükümler getirir; Kur’ân’da bulunmayan bir kısım hükümler koyar. Kur’an’daki namaz ve zekât emirlerinin eda şeklinin sünnetle açıklanması; karısı zinâ eden ve bunu isbat edemeyen erkeğin mulâane yoluna gitmesi halinde evliliğin sonra ereceği hükmü ile ehlî eşeklerin ve yırtıcı kuşların etinin yenmesini yasaklayan hadisler bunun örnekleridir. 4
3) İCMÂ: Sözlük anlamı; ittifak ve görüş birliği demektir. Bir terim olarak; Hz. Peygamber’den sonraki bir çağda İslâm müctehidlerinin, bir konu üzerinde ittifak edip aynı görüşü paylaşmalarıdır. Dünyada meydana gelen her olayın dinî yönü vardır. Ve İslâm her konuda hüküm koymuş her meseleye çözüm getirmiştir. İşte bu şartlar yerine gelince icmâ bir delil olur. Artık müslümanların bu meseleye uymaları gerekir. İcmâ’ın bir delil olduğunu ifade eden hadisler de vardır: “Ümmetim dalâlet üzerinde birleşmez.”5 4) KIYAS: hakkında âyet ve Hadislerde bir hüküm gelmemiş olan bir meseleyi ortak özelliklerinden dolayı, hakkında hüküm gelmiş olan bir mesele ile karşılaştırmak, onun hükmünü buna da vermek demektir. Kur’ân ve hadiste bulunmayan yeni bir olay, Kur’ân ve hadisteki benzerleriyle karşılaştırılır. Aralarında ortak benzerlik olunca birinin hükmü diğerine verilir. Buna şarap örnek verilebilir. Şarap Kur’ân-ı Kerîm’de yasaklanmıştır. Ancak daha sonraki dönemlerde rakı, votka, şampanya, viski gibi değişik adlarda içkiler ortaya çıkmıştır. Bunlar Kur’an-ı Kerim’de isim olarak zikredilmez. Şarabın sarhoşluk verdiği için yasaklandığı, üzerinde düşünülünce anlaşılacağı gibi, çeşitli hadisler de bunu belirtmiştir. Bu yeni içki çeşitleri de sarhoşluk verir. Bu ortak özellikten dolayı şarabın hükmü kıyas yoluyla diğerlerine de kapsar.Kıyasın delil oluşu âyet ve hadislerle sâbittir. Ayette; “Ey iman edenler Allah’a itâat edin, Peygamber’e itâat edin ve sizden buyruk sahiplerine itâat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah’a ve Peygamber’e havale edin. “6 buyurulur. Bir şeyi Allah’a ve Rasulüne havale etmek, ancak Kur’ân ve Sünnetin işaret ettiği amaçları bilmekle olur. Bu da kıyas demektir. KAYNAK: 1-Nahl, 16/89 2-En’âm, 6/38 3-Haşr, 59/7 4-Muhammed Ebû Zehra, Usulü’l Fıkh, s.113, 114 5- İbn Mâce, Fiten, 8 6- Nisâ, 4/59 İslam Fıkhı Ansiklopedisi

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha