Muğla Haber Gazetesi

DEPREM GERÇEĞİ ÜZERİNE

DEPREM GERÇEĞİ ÜZERİNE
İsmail Atasever
İsmail Atasever( [email protected] )
01 Ağustos 2017 - 11:35

İstesek istemesek de yaşadığımız kent Muğla adına bir gerçek var ki, görmemezlikten gelinemez.
Ve de tabir yerindeyse kulak ardı edilemez.
Deprem, Muğla’nın bir gerçeği..
Buna neden, ilin bütünüyle Kuzey Anadolu Fay hattı güney kanadının etkisi altında bulunması.
Geçmiş yıllarda birçok kez gözlendiği gibi, bir şekilde etkiliyor.
Üstelik çoğu kez dile getirilen 1957 yılındaki Fethiye veMarmaris depremi, önemli ölçüde etkileyen bir sarsıntı olarak belleğimizde yer almaktadır.
Her ne kadar ondan sonraki süreçte, birçok kereler benzer sarsıntılar olsa da çok fazla etkilediği söylenemez.
Bu arada kabul edelim ki, halkın her geçen gün deprem bilincine ermesi ve ona göre hareket etmesi, en büyük etken.
Özellikle, yapılaşma bağlamında gösterilen duyarlılık.
Kısaca bölge halkı, önemli deprem kuşağı üzerinde olduğunun bilincinde olarak hareket ediyor.
Dolayısıyla hem yapılaşma adına, gereğini eksiksiz yereni getiriyor..
Hem de konunun uzmanlarının açıklamalarına dikkate alıyor.
***
Bu arada şu denebilir.
Siz ne kadar dikkat etseniz, gerekli tedbirleri alsanız da deprem bir şekilde etkiler.
Doğru.
Buna pek fazla itiraz edilemez.
Ne var ki, önemli bir ayrıntı da dikkate alınmalı.
Gerekli önlemleri alarak, etki en az düzeye indirilebilir.
Yine de etkisi olursa, elinizden gelen pek fazla bir şey yoktur.
Demek ki depremin şiddeti oldukça fazladır.
Ama bu bölgede yaşayanlar olarak, deprem gerçeğini göz ardı etmeden, tedbiri elden bırakmamalıyız.
***
Peki, çoğu kez vurgulandığı gibi deprem hakkında yeterli bilgi sahibi miyiz?
Muhtemel bir sarsıntı halinde, nasıl hareket etmemiz gerektiğini biliyor muyuz?
Bakınız bu konudaAKUT bünyesinde gönüllü olarak hizmet eden Çiğdem Tanne diyor?
Ne gibi tavsiyelerde bulunuyor.
Önce deprem ne demek? açıklıyor.
Deprem, yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeniyleani şekilde meydana gelen titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak yer kabuğunu sarsmasıdır.
Ardından ayrıntılara yer veriyor.
Deprem sarsması, toprak üzerindeki yapılara yıkacak kuvvette olabilir.
Ancak, depremi en az hasarla atlatabilmek için herkesin üzerine düşen sorumlulukları vardır.
İlişkin olarak, Türkiye adına önemli bir hususun altını çiziyor.
Ülkemiz topraklarının % 93’ü önemli fay hattı içerisindedir.
Bu nedenle her kim olursa olsun sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir.
Tamam da ediyor muyuz?
Çoğu konunun uzmanı bilim adamının vurguladığı, AKUT gönüllüsü Çiğdem Tan’ın gözlemlediğive bizatihi yaşadığı olaylar üzerine altını çizdiği ayrıntıları yerine getiriyor muyuz?
Kısaca, önemli bir deprem kuşağı üzerinde bulunduğumuz gerçeğinden hareketle, gerekli tedbirleri alıyor muyuz?
Ne yazık ki bu konuda iyimser yaklaşımlar içerisinde olmak mümkün değil.
Her ne kadar yaşadığımız kent olarak halk, geçmişte karşılaştığı ve yakın süreçte birçok kez yüz yüze geldiği sarsıntılar üzerine, azami dikkat etse de etkisi fazla sarsıntılar karşısında yapılacak pek fazla bir şey yok.
Yine de mutlu kılan, bölgemiz halkının deprem gerçeğinin bilincinde olması.
Özellikle yapılaşma bağlamında, olmazsa olmaz kriterler adına azami dikkat etmesi.
Hiç kuşku yok ve de kabul edelim ki bu tür yaklaşımlar, deprem adına olmazsa olmaz hareket tarzıdır.
Ve de olmazsa olmaz koşul, tedbiri elden bırakmamaktır.
***
İlişkin olarak bir önemli ayrıntının altı çiziliyor.
Çiğdem Tan diyor ki;
Öncelikle sakin olmaya çalışmalıyız.
Çünkü panik bize hata yaptıracaktır.
Mümkün olduğunda az hareket etmeliyiz.
Şayet bina içindeysek;
Merdiven, balkon ve pencerelerden uzak durmalıyız.
Binamızın bilimsel ilkelere ve deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edildiğine eminsek ve eşyalarımızı sabitlemişsek, YAT, KORUN, TUTUN pozisyonu almalıyız.
Yere yan yatıp dizleri karnımıza çekmeli, üsteki elimizle başımızı, alttaki elimizle yanına uzandığımız eşyayı tutmalı ve sarsıntı geçene dek beklemeliyiz.
Bu açıklama üzerine ilk anda şu denebilir.
Bunları yapacak vakit bulunur mu?
Kuşkusuz en kısa sürede tedbir almak, bir takım tehlikeleri önleyebilir.
Zaten bu nedenle, ilk planda nasıl hareket edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.
Muhtemel bir deprem anında dışarıda bulunulması halinde;
Bina, üst geçit, elektrik hatları, aydınlatma direkleri, araç trafiğinin devam ettiği oto yollar ve ağaçlardan mümkün olduğunda uzak durulmalı ve uzaklaşılmalı.
Deprem anında açık alanda bulunulması halinde ÇÖK-KAPAN pozisyonu alınmalı.
Diz çökmeli ve ellerimizle başımızı korumalıyız.
***
Tereddüt yok ki altı çizilen bu ayrıntılar, basit gibi görünse de ilk anda tehlikeden koruyan tedbirler olacağına kuşku yok.
Bu arada denebilir ki, bunları dile getirmek, özellikle ayrıntılı bir şekilde ele almak, insanı daha bir etkilemez mi?
Tamam da kabul etmemiz gereken temel nokta, Muğla olarak deprem kuşağı zerinde bulunduğumuz.
Hiçte istemediğimiz halde bir sarsıntı olursa, nasıl hareket edilmesi gerektiği noktasında, özellikle konunun uzmanları tarafından öne sürülen tavsiyelere uyulması, en akılcı yöntem olduğuna kuşku yok.
Bu nedenle gündeme getirmenin yadırganacak tarafı olduğunu sanmıyorum.

Ya hiç bilgi sahip olunmaz ise!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha