Muğla Haber Gazetesi

DELBEK SAZI ÜZERİNE

DELBEK SAZI ÜZERİNE
Ercan Kilkil
Ercan Kilkil( [email protected] )
20 Temmuz 2013 - 11:47

Yaklaşık ikibin yıllık tarihi olduğu belirtilen ve eski zamanların büyü bozan, nazar önleyen ve dua eden “Şaman”ları olan Delbekçiler, bugün artık otantik ve yok olmaya yüz tutmuş bir sanat dalının son temsilcileri. Tarih kitaplarına göre Delbek’in geçmişi İslamiyet öncesi Türk Kültürüne kadar dayanıyor. İslamiyet Öncesi Türk Kültürü’nde, Türkler Gök Tanrı inancına sahip bir topluluktu. Bu inanışta, yerin ve göğün yaratıcısı olan bir tanrı (Tengri) ve onun yardımcıları olan güçlü ruhlar bulunmaktaydı. Bu ruhlardan belli başlıları, Ulu büyük dağların ruhları, rüzgar ruhu, yağmur ruhu, toprak ruhu, genç kızların ve kadınların yönetici ruhu olan Akene (Ak-ana) idi.

Kadınların yönetici ruhu-Tengri’nin yardımcısı olan Akene, kadının Türk Kültürü’nde önemli ve kutsal oluşu nedeniyle, sosyal hayata etki ediyor, bazı ritüellerin oluşmasına neden oluyordu. Bu ritüellerin en başında, Kam Ana kültü geliyordu.

TüürDavulu’nun 14. YY – 15. YY sonrası devamı olan delbek, Orta Asya Gök Tanrı inancı kültürünün izlerini taşımaktadır.
Delbek sözcüğü, köken olarak Depmek, Depek’den gelmektedir. Kelime anlamı olarak tepilen, vurulan anlamında olup, yöresel şive nedeniyle harf değiştirmiş öz Türkçe bir sözcüktür.
Birçok Orta Asya kökenli çalgı gibi, bu çalgımız da günümüzde Yörükler’in yoğun olarak yaşadığı bölge olan Teke Yöresi’nde ( Fethiye – Çameli – Gölhisar – Dirmil – Burdur – Ortaca ) varlığını sürdürmektedir.

Söz konusu geleneğin enstrümanı olan delbek, ağaçtan yapılma, yuvarlak kasnak ve kasnağın bir yüzüne çivilerle sabitlenmiş deriden oluşan zilsiz tef görünümünde vurmalı bir çalgıdır. İcra sırasında sol elde genellikle omuz hizasında tutulur ve sağ elle çalınır.
Delbek büyü bozan, nazarı engelleyen, dua eden ‘Şaman’ların kullandığı bir müzik aletidir. Orta Asya’dan göç eden Türkmenlerle birlikte önce  Toros yaylalarına, en son olarak da Fethiye Günlükbaşı Mahallesine gelmiştir. Zili olmayan def görünümünde yörede başta düğünler olmak üzere, asker uğurlamalarında, sünnet düğünlerinde davul, zurna ile birlikte çalınan bir çalgıdır.

Söz konusu bu çalgı Fethiye’de sıklıkla görülen bir çalgı olmasına karşın, geleceği tehlike altındadır. Burada dikkati çeken önemli bir konu ise, çalgıyı çalan kadınların sazlarını kendilerinin yapmaları bu geleneğe ne kadar hakim oldukları hususudur.

Bu çalgıyı kullanan kadınlar kurumsal bir yapı içerisinde olamadıkları için genç kuşaklar bu saza ilgi göstermemektedirler. Bu da yakın bir gelecekte bu son temsilciler ile çalgının devrini tamamlaması tehdidiyle karşı karşıyadır.

Geleneğin öğrenilmesi ve aktarılması konusunda bu sazın icracılarına bir kimlik kazandırılması, bu kültürün yaşaması adına çok önemli bir aşama olacaktır. Popüler kültürün de etkisiyle geçim derdinde olan bu gelenek temsilcileri aslında istemedikleri konum ve ortamlarda olmak zorunda kalmaktadırlar. Ülkemiz genelinde başka sazlarda da yaşanan bu kurumsal kimlik sorunları yüzünden yüzyıllardır süre gelen çok özel değerlerimizi kaybetmemiz sonucunu beraberinde getirecektir. Devlet himayesinde bu son temsilcilere sahip çıkılması, başlangıç adına çok kıymetli bir adım olacaktır.

Ayrıca öncelikle yörede sazın tanınması açısından akademik çalışmaların ve icraların günümüze kadar gelmiş durumunu tespit açısından da oldukça önemlidir.

 

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha