Muğla Haber Gazetesi

ÇARE YAKIN VE UZAKDOĞU

ÇARE YAKIN VE UZAKDOĞU
İsmail Atasever
İsmail Atasever( [email protected] )
16 Ağustos 2017 - 11:28

Bir seneyi geçen süreçte hükümet kanadının,Avrupa ülkelerinin ülkemize yönelik tavrını anlamsız diye nitelendirdiği gelişme, turizme yönelik.
Biliyoruz ki aynı ülkeler, geçtiğimiz turizm mevsiminden başlamak üzere Türkiye’ye karşı tavır almışlardı.
Bununla da kalmadılar.
Diğer ülkeleri de etkisi altına almaya çalıştılar.
Kabul edelim ki başarılı da oldular.
Zira geçtiğimiz yıl gerçekleşen turizm girdileri, son yılların en düşük rakamlarını içermişti.
Oysa daha bir sene öncesinde 10 milyar dolar civarında turizm gelirleri vardı.
Her ne kadar geçtiğimiz yıl, Uzak ve Yakın Doğu Ülkeleriyle birlikte Ortadoğu ve İsrail tercihlerini Türkiye’den yana kullansalar da, beklentileri karşılayan rakamlara ulaşılmadı.
Dense ki bir önceki turizm mevsimine göre 3/2 oranında kayıp gözlendi.
Ne yazık ki gerçekti.
***
Tamam da ne yapılmalıydı?
Nasıl bir turizm politikası takip edilmeliydi ki, önceki rakamlar elde edilsin.
Bu alanda ön planda olan İspanya, Fransa ve İtalya’nın elde ettiği rakamlar yakalansın.
Şayet olmaz ise!
Avrupa ülkelerinin tavrı, önümüzdeki süreçte de devam ederse nasıl bir yol izlenmeliydi?
Aslında belliydi.
Aynı ülkelere yalvaracak halimiz olmadığına göre başka alternatiflere yönelmek, olmazsa olmaz koşuldu.
Değil mi ki onlar anlamsız tavırlar içerisine girmişlerdi.
Özellikle dost bildiğimiz Almanya çok büyük yanlışlar ve saplantılar içerisindeydi.
Bir şekilde başka kıtalarda konuşlanan ülkelerle ilişkiye girip, turizm adına bağlantı kurmak gerekirdi.
***
Avrupa kıtasında konuşlanan ülkelerle olan diyaloglar bu tür bir hal alınca, ister istemez yeni arayışlara girilir.
Bunun anlamı yeni pazarların bulunmasıydı.
Özellikle yakın süreçte daha bir diyalog içerisine girilen, dünyanın en büyük nüfusuna sahip iki ülke Çin ve Hindistan’la ilişkiler, geliştirilmeliydi.
Buna yönelik girişimlerden bir takım sonuçlar alındığına göre ilişkiler mutlak surette sıcak tutulmalıydı.
Böylelikle, Avrupa ülkelerinden doğan turizm açığı bu şekilde kapatılabilirdi.
***
Hal böyle iken, turizm adına öne sürülen görüşler farklıydı.
Kimileri, turizmin ülkemiz için özellikle ekonomik bazda nasıl bir değer içerdiğini yadsımak mümkün değildir.
Bu nedenle ne yapıp edip, gelir artırıcı girişimlerde bulunmak kaçınılmazdır.
Aynı yaklaşım içerisinde olanlardan bazıları da, her şey karşın Avrupa, Türkiye için önemli bir pazar olduğundan, mesele tekrar tekrar masaya yatırılmalıdır.
Oluşturulacakplatformlarda, tüm argümanlar ortaya konarak, enine boyuna tartışılmalıdır.
Buna karşın yine diretiliyor.
Türkiye aleyhine tavır alınıyorsa yapacak pek fazla bir şey kalmamış demektir.
Dolayısıyla işi geleceğe bırakmaktan başka çare yoktur.
Bakarsınız, yanlış yaklaşımlar içerisinde olunduğunun farkına varılır.
O takdirde mesele çözülmüş olur.
İlişkiler de önceki yıllarda olduğu gibi hal yoluna girer.
Hiç şüphe yok ki bu iyimser bir yaklaşımdı.
En azından gelecekte hal yoluna girer beklentisi vardı.
***
Belirttiğim şekilde madalyonun diğer yüzü vardı.
Değil mi ki Almanya’nın öncülük ettiği Avrupa ülkeleri, Türkiye’ye karşı özellikle turizm olmak üzere birçok konuda tavır almışlardı.
Bunun üzerine, bir önce turizm sezonunda gözlenen rakamlar, önceki yılların çok aşağısında kalmıştı.
Bunun üzerine, başka alternatifler diyerek yola çıkanların Asya ve Avrupa kıtası olmak üzere bir takım girişimlerde bulundukları gözlenmişti.
İlgili ve yetkililere göre gelinen noktada en geçerli yaklaşım buydu.
Birisi olmazsa diğeri noktasından bakıldığı için turizm adına başka pazarlara yönelmek gerekir diyen bakanlık yetkilileri ve sektör temsilcileri, rotayı başka yöne çevirmişlerdi.
Özellikle birçok kez vurgulandığı, şahsen kaleme aldığım gibi Çin ve Hindistan ağırlıklı olmak üzere Japonya, Güney Kore ve diğer Uzakdoğu ülkeleriyle ilişkiye girilmişti.
Kuşkusuz aynı ülkelere yapılan ziyaretlerin amacı her türlü ticari ilişkiler yanında turizme yönelikti.
Söz konusu ülkelerin turizm sezonunda Türkiye’ye gelmeleri..
***
Aslında, gözlendiği kadarıyla karşılıklı girişimlerden bir takım sonuçlar alınmıştı.
Ulusal ve yerel bazda yayın yapan medya organlarına yansıdığı gibi özellikle Hindistan, Türkiye’ye sıcak bakıyordu.
Bunun neticesi olarak, gelenek ve göreneklerine son derece bağlı olan bu ülkenin önde gelen zenginleri, düğünlerini Türkiye’de yapmaya başladılar.
İstanbul başta olmak üzere Antalya ve Muğla tercih ettikleri şehirlerdi.
Bu arada düğün deyip geçilmesin.
Hindistan’ın düğünleri dünyanın hiçbir ülkesinde gözlenmediği kadar uzun sürdüğü gibi tabir yerindeyse çok ihtişamlıydı.
Üstelik tahminlerin üzerinde döviz bırakıyordu.
Muğla’da tercih ettikleri yerler arasındanereler var? diye bakıldığında ilk planda Ortaca, Dalaman ve Köyceğiz öne çıkıyor.
Hiç kuşku yok ki memnun olmaları halinde Hintliler düğünlerini Fethiye, Marmaris, Datça ve Bodrum ilçelerinde de gerçekleştirebilirler.
Yeter ki memnun olsunlar.
Dahası memnun edelim.
Buda kuşkusuz, turizmin bir kolu olarak artı değerler içerir.
***
Neticede sözde dost bildiğimiz Almanya’nın anlamsız tavırları yüzünden, turizm adına sıkıntılar çekiliyor.
Özellikle aynı ülke diğerlerini de etkileyince.
Hal böyle olunca yönümüzü başka tarafa çevirmemiz, dolayısıyla kalıcı bir takım girişimlerde bulunmanın, yerinde bir politika, daha açık bir ifade ile çare olacağına kuşku yok.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha