Muğla Haber Gazetesi

BİR HABER ve BİR YORUM

BİR HABER ve BİR YORUM
Nuri Durusoy
Nuri Durusoy( [email protected] )
30 Mart 2016 - 18:13

Geçtiğimiz günlerde basınımızda yer alan bir haber dikkatimi çekti ve bu husustaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. İstedim ama konunun neresinden başlayacağıma bir türlü karar veremedim. Sosyal ve toplumsal değerler paradigmamızdaki kişisel düşünceme göre eksantrik sapmalardan söz edeyim dedim fakat baktım konu zaten bunu düşünenlerin malumu. Şöyle ki; Örneğin, gerekli iş güvenliği önlemlerini almadan çatıda kiremit aktaran bir kişi oradan düşene kadar kimsenin dikkatini çekmiyor. Ne zaman ki çatıdan düştü işte o zaman bir haber niteliği kazanıyor! Oysa bunun böyle olmaması gerekir değil mi?

Zihnimi kurcalayan ve beynime bir kıymık gibi saplanan o kadar önemli haberler gelip geçiyor ki, şöyle bir baktığımda sözünü ettiğim örnekte olduğu gibi herhalde benden başkasının dikkatini pek çekmiyor ve sıradan bir bilgi ya da haberdir denilip geçiliyor gibi geliyor bana. Cambaza bak dercesine gözümüzün içine sokulan faydasız gündemlerle uğraşıyoruz. Neyse, konuya gireyim. Beni düşünmeye sevk eden gazete haberi şu idi; “Parlamenter Sistemin DNA’ ları ile oynadık!” İşte bu ilginç haberi irdelemek istedim.

Başımıza ne geldi ise olur olmaz gerekçelerle ya da bilimsel ukalalıklarla bazı şeylerin genleri ve DNA’ sıyla oynayarak – biraz abartılı gelebilir belki ama – en doğal ve vazgeçilemez bir ihtiyaç olan beslenmemizi âdeta perişan edip harikanın da ötesindeki coğrafyamıza rağmen toplumumuzu çeşitli hastalıklarla boğuşur bir hale getirmedik mi? Yediğimiz et hakikaten et mi? Sebze sebze mi? Meyve meyve mi? Bana sorarsanız çoğu zaman sanki uzay kapsülündeymişim gibi sanıyorum. Rahatsızlıklarımızın büyük bir bölümü, aldığımız bazı gıdaların GDO’lu olmasından ve bir şekilde insan sağlığına aykırı oluşundan kaynaklanmıyor mu? İşte bu haber, asıl konu ile birlikte zihnimde bütün bunları da çağrıştırdı. Aldığımız gıdaların DNA’ları ve genleri ile oynanmış olmasının kanaatimce telafisi mümkündür. Şöyle ki; Aynen, gelişmiş ülkelerin yaptıkları gibi organik tarıma geçer, elinizde kalmış insan sağlığına aykırı olanlarını, çürüğünü çarığını bozuğunu, miadı dolanlarını da geri kalmış ya da az gelişmiş ülkelere – amiyane tabiriyle – kakalarsınız olur biter! Angus, deli dana, nallı kuzu eti, şeker kamışı ya da mısır şekeri, kalitesiz tıbbî tedavi malzemeleri, kanserojen maddeler içeren çeşitli oyuncaklar, bana göre tüketim çılgınlığının bir sembolü haline gelmiş cep telefonları vs. gibi. Fakat, sistemin DNA’ları ile oynanmış olmasının telafisi sanırım bu kadar kolay olmasa gerek. Çünkü bakın adı üzerinde “Sistemin DNA’ları” Nedir bunlar? Soruyu bu tespiti yapanlara sorup cevabını almamız gerekir. Lütfen biraz açar mısınız sahi nedir bunlar? Diye. Hani denilir ya, Allah bir fakiri sevindireceği zaman ona eşeğini kaybettirip tekrar buldururmuş. Sanırım aynen öyle. Şimdilerde oldukça yeni, birçok kalem ve söz erbabı çoğu insanımız için gerekli fakat düşünceme göre yeterli inandırıcılıktan uzak bir moda başladı. Kuruluş ilkelerine, fabrika ayarlarına dönelim, olanı biteni unutalım gitsin, birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirelim, sorunlarımıza ortak akılla çözüm arayalım, ulusal sorunlarımız karşısında bir ve bütün olalım! v.s.

Sık sık kullandığım bir söz vardır. Bir düşünür demiş ki; “Sebepleri unutanlar, sonuçlar karşısında şaşırıp kalırlar!” İyi, güzel de ben derim ki önce oturup mevcut durumu ve sebeplerini konuşalım sonra sonuçlarını ve çarelerini hep birlikte tartışırız! Hani Kayahan güzel bir şarkısında diyor ya; “Allah’ım neydi günahım, ben nerde yanlış yaptım!” Bu hoş melodiyi mırıldanarak daha sonra da aynanın karşısına geçip, sadece kendimin duyabileceği bir ses tonu ile şunu sormak istiyorum. Hani Şener Şen’in bir filminde İlyas Salman’a sorduğu gibi; “Evet yaptım. Yaptım ama hele bir sor bakalım niçin yaptım!” Bunu kendime sorduğum zaman ruhen rahatladığıma inanıyorum. İnanın bu soru, stresimi azaltıyor ve adeta bir can simidi gibi imdadıma yetişiyor benim! Ayrıca, psikolojide buna savunma mekanizması da deniliyor. Yazılarımı okumak zahmetine katlanan herkese de bunu öneriyorum. Öyle, Anayasanın ruhuymuş, temel ilkeleriymiş, başlangıç hükümleriymiş, kurucu ilkelermiş, Atatürk’ün Cumhuriyetimizin temeline yerleştirdiği düşüncelermiş, “Yurtta sulh cihanda sulh” muş, tam bağımsızlıkmış, millî ekonomi modeliymiş, karma ve üretim ekonomisiymiş, ahde vefa, yemine sadakatmiş, tasarruf ve yatırımı teşvik etmek ve böylelikle istihdamı artırıp işsizliği azaltmakmış, her türlü israfı önlemekmiş, yerli malı kullanmakmış, acilen çözüm gerektiren bir millî meseleler envanteri yapmakmış, bilim ve teknolojide ilerlemekmiş v.s. diyerek çok derinlere daldığım zaman boğulma tehlikesi atlatıyorum. Böylesine önemli hususlar içeren bir düşünce anaforunun, uzun süreden beri yüksek tansiyon tedavisi görmem nedeniyle sağlığıma büyük zararları dokunuyor ve daha sonra kendimi kolay kolay toparlayamıyorum! – Acil servis kayıtlarında adım epey geçmektedir zaten – Çünkü bütün bunlar etkileme gücümü fersah fersah aşan, altından kalkılması güç, büyük bir bilgi birikimi, performans ve tarih şuurunu gerekli kılan devasa meselelerdir ki o da zaten bende yok. Sözünü ettiğim haberde dikkat çekici ve oldukça ciddi konular var ama her halde, “ üzerinde oynanmış olduğu” düşünülen kodlara, DNA’lara sanırım bunları da katarak hepsini birlikte değerlendirmemiz gerekir. Fakat, her babayiğit, bu türden düşüncelerin altından kolay kalkamaz gibi geliyor bana. O nedenle aynadaki aksime bakıp diyorum ki; İyisi mi sen “Survivor” da kim kimi elemiş, kim kiminle evlenecekmiş, kimin arabasının markası ve modeli neymiş, kaça almış, hangi ünlü bu gün neredeymiş, nasıl bir hayatı varmış, kıyafetlerinin ve aksesuarının maliyeti ne imiş, yalısının kaç odası varmış, kaçamak sevgilisine hangi hediyeleri almış, nerede ne yemişler, maç hangi skorla sonuçlanmış vs. Sen, birçoğumuzun hayat standartlarımızın aynen öyle olduğunu zannederek ilgiyle izlediği dizi filmlerle ilgilen boş ver gerisini. Bunu yapmakla bak hem itibarın ve huzurun artar, hem de bakarsın öyle bir şans yakalamışsındır ki hayatın bir anda değişivermiş! Ama, kanatlanıp uçacağımı bilsem bile öylesine rahat olamam! Çünkü, serde bu vatanı ve bu milleti karşılıksız sevmek var ya! Ah o şarkıların gözü kör olsun! Keşke yapabilsem, şöyle magazin haberlerini okuyup gazeteyi de bir tarafa atsam diyorum ama maalesef bunu hiç yapamıyorum. Önemli olduğunu düşündüğüm konulara illa ki kafa yoracak ve düşündüklerimi bir şekilde ve o da bulabilirsem birileriyle paylaşacağım.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha