Muğla Haber Gazetesi

basının gör dediği

basının gör dediği
Hüseyin Atılgan
Hüseyin Atılgan( [email protected] )
17 Kasım 2012 - 13:02

ATATÜRK İLE İLGİLİ

Mısır’a, üniversitedeki görevine tekrar döndükten sonra Mehmet Akif, yazdığı bir mektubunda;

“…Mısır’da onbir yıl kaldım. Fakat onbir saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane (içtenlikle) bir fikrimi söyleyeyim mi: İnsanlık da Türkiye’de, milliyetçilik de Türkiye’de, Müslümanlık da Türkiye’de, hürriyetçilik de Türkiye’de…

Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp (Mustafa Kemal’i kastederek) O’na versin…”

(Vural Savaş, Türkiye Cumhuriyeti Çökerken)

 

TEBRİK

Amerika Birleşik Devletlerinde yeniden başkan seçilen Obama ile birlikte yaşamak istemediklerini söyleyerek uygulanan politikaları eleştiren ve bu doğrultuda tepkilerini ortaya koyan Cumhuriyetçilere.

 

ELEŞTİRİ

Silahsız ve masum sivilleri çocuk yaşlı ayırt etmeden üzerlerine bombalar yağdırarak adeta katliam yapan İsrail’e ve uluslararasında bu katliamlara dur demeyen devletler ve kuruluşlara.

 

GÜNÜN SÖZÜ

“Ülkemizde basın özgürlüğü var mı yok mu sorusunun cevabı: Bizce yok. Biz diyoruz ki; basınımız özgür olsun bağımsız olsun”

(CHP İL Kadın Kolları Başkanı Belkıs Bozacı)

 

BU KİTABI

Adı: İkinci Küreselleşme Dalgası

Yazarı: Aytekin Yılmaz

Yayınevi: Vadi Yayınları

MUTLAKA OKUYUN

 

GÜZEL SÖZ

İnsanlar arasında Tanrın seni görüyormuş gibi yaşa. Tanrıya dua ederken de insanlar seni dinliyormuş gibi dua et.

(Seneca)

 

ATATÜRK DİYOR Kİ

Bir millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her çeşit ilminden, buluşlarından, yükselmelerinden faydalanmalıdır. Fakat unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.

Biz Batı medeniyetini taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.

 

BEN

Geleceğin dünyasında kalkınma ve uzay çağı açısından dünya rezervlerinin büyük bir bölümü ülkemizde bulunan bor, toryum vs gibi yer altı zenginliklerimizin çok iyi korunması ve milli bir şekilde elimizde tutulması gerektiğini düşünürken rezerv yataklarının yanlış politikalarla yavaş yavaş elimizden çıkarak yabancı şirketlere geçmesinin durdurulması gerektiğine inanıyorum.

YA SİZ

 

 

ANITKABİR ve ÖYKÜSÜ – Anıtkabir 10 Kasım 1953
Ölüm, insanın kanını donduran bir sözcük. Fakat Atatürk için ulusa hizmet vardı. Ölüm bunun yanında bir hiçti. Çanakkale’de düşman mevzilerini ters yönden çevirmek isteyen birlik, gemilerin yoğun ateşi karşısında hareketsiz kaldığında Atatürk “Böyle geçilir” diyerek ölümün kuşatmasını yarması, düşman birliklerinden Atatürk’ü öldürmeye yönelik atışlar, patlayan bir mermi parçasının cebinde taşıdığı saati parçalaması, Erzurum’dan Sivas’a giderken eşkiyaların kuşatmasına karşın yola devam emrini vermesi ölüme meydan okuyuştu. Atatürk 1925 yılında Afyon’da yaptığı konuşması sırasında şunları dile getirdi:
“Arkadaşlar, bu ‘ulusa ve ülkeye hizmet’ görevi bitmeyecektir. Ben toprak olduktan sonra da sürecektir. Ben seve seve, sevine sevine bütün varlığımı bu kutsal göreve adayacağım ve onun yüksek sorumluluğunu üzerime almakla mutlu olacağım.”
Bir yıl geçmeden kendisine yönelik İzmir suikastinin gün ışığına çıkarılması ile ortalık karıştığında Atatürk gene her zamanki soğukkanlılığı ve ileri görüşlülüğüyle ulusa seslendi ve “Benim önemsiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti sonsuza değin yaşayacaktır. Ve Türk ulusu güvenlik ve mutluluğunu üstlenen ilkelerle uygarlık yolunda durmaksızın yürümeyi sürdürecektir” mesajını verdi.
Atatürk doğanın yasasının önüne geçilmeyeceğini her canlı gibi bir gün kendisinin de toprak olacağını biliyor, bunu dile getiriyor ve hepsinden önemlisi ölmeyecek bir mirası ulusa bırakıyordu: Atatürk aydınlığı. Onun meşalesi her zaman ulusun karanlık anında yardımına koştu ve koşmaktadır.
10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılan Atatürk gömülmek istediği yer konusunda bir vasiyette bulunmadı. Yalnızca 1923 yılında bir sohbet sırasında Çankaya’ya gömülmek istediğini dile getirdi. Bu konuda da ısrarcı değildi ve “Ulusum beni nereye gömmek isterse oraya gömsün” dedi.
Ona yakışır bir anıt mezar yapımı düşünüldü. Önce Anıtkabir inşaatının yapılacağı yerin bulunması için özel bir komisyon kuruldu. Komisyon 6 Aralık 1938’de yaptığı ilk toplantıda Anıtkabir konusunda yerli ve yabancı bilim adamlarının düşüncelerinden yaralanılması, Türkiye’de çalışmalarını sürdüren ve Ankara imar planını hazırlamış olan şehircilik uzmanı Prof. Jahsen’in, TBMM binası mimarı Prof. Holzmeister’in ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binası mimarı Prof. Taut’un görüşlerinin de alınmasını kararlaştırdı. Bu bilim adamlarının katılımıyla komisyon ikinci toplantısını 16 Aralık 1938’de yaptı. Önerilen yerler şunlar oldu:
Çankaya, Etnografya Müzesi, TBMM’nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Bakanlıklar (Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılan arsa), Eski Ziraat Mektebi, Gençlik Parkı, Altındağ (Hıdırlık Tepe), Gazi Orman Çiftliği. Önerilen yerlerin tarihi ya da yeşil alanlar olması, kent merkezinde ya da merkeze çok uzak olması gibi nedenlerle uygun bulunmadı.

(DEVAMI YARIN)

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Mugla Haber Gazetesi - Atilla Taha