Son güncellenme :16.03.2020 10:25

Anasayfa > Muğla, Yazarlar > 14 SORUDA KORONA VİRÜS ENFEKSİYONU

16.03.2020 Pts, 10:25

14 SORUDA KORONA VİRÜS ENFEKSİYONU - Doç. Dr. Ethem Acar

 

İkibin yirmi yılı ile birlikte birçok felakette birlikte geldi. Bu yılın en korkutan hadiselerinden biri tüm dünyayı ilgilendiren ve geçen hafta içinde yurdumuzda da görülmeye başlayan COVİD 19 enfeksiyonu yani meşhur adıyla koronavirüs enfeksiyonuydu muhtemelen. Tüm dünyayı kasıp kavurdu, onbinlerce insanı hasta edip binlercesinin ölümüne sebep oldu. Ülkemizde Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın yoğun gayretleri ve halkımız üzerinde oluşturduğu güven ile panik havası oluşmadan, yeterli ve uygun önlemlerle, virüsün ülkemize ulaşması büyük oranda gecikti. Sağlık bakanımız 14’ler kuralı her fırsatta vurguladı. Ben de sağlık bakanımıza ithafen bu konuyu 14 soruda inceleyeyim istedim. Sizlere iyi okumalar

Soru 1: Korona virüs nedir? Neden bu kadar önemli?

Korona virüs genellikle hayvanlarda enfeksiyon oluşturan, ancak insanlarda da hafif nezle benzeri durumlara sebep olabilen bir virüs olarak bilinmektedir. İnsanlarda hafif enfeksiyona sebep olurken, bir kez SARS adıyla bir kez de MERS adıyla tüm dünyayı etkileyen iki ciddi salgına da sebep olmuştu. Bu sene gördüğümüz koronavirüs salgınındaki virüste işte yukarıda ciddi enfeksiyona neden olan koronavirüs gibi beta koronavirüs ailesinden.

İkibin ondokuzun son geçesi Çin’in Wuhan kentinde sebebi bilinmeyen zatüre vakalarının görülmesi ve bu vakaların  ‘’Wuhan güney Çin deniz ürünleri şehir pazarında çalışanlarında’’ ortaya çıkmasıyla başladı aslında bu süreç. Yedi ocakta hastalığın daha önce insanlarda görülmeyen yeni bir tür olduğu ortaya çıktı, hemen bir hafta sonra ise ilk yurt dışı vaka Tayland’ta görüldü. Hastalık öksürük, ateş, vücut ağrısı gibi semptomlar gösteriyor ve ilerleyen vakalarda çeşitli düzeylerde akciğer yetmezliği ve daha nadir olarak böbrek yetmezliği de görülebiliyor.

Soru 2: Virüsün hayvanlardan bulaştığı söyleniyor doğru mu?

Bu sorunun cevabı net olmamakla birlikte eldeki veriler, Deniz ürünleri toptan satış pazarında yasadışı olarak satılan vahşi hayvanları işaret etmekte. Yani hayvanlarla bulaştığı güçlü ihtimal olarak kabul edilmektedir.  Ama artık insandan insana da bulaşmaktadır. Bildiğimiz kadarıyla hastalığın bulaşma yolu damlacık yoluyladır. Virüs, hasta bireylerin öksürmesi ile ortaya saçılan damlacıklarla ve damlacıkların bulaştığı yüzeylerden olabilmektedir. Bulaştıktan sonra hastalık oluşturması için geçen süre ise yaklaşık olarak 14 gün olduğu kabul edilmektedir.

Soru 3: Bu kadar tedirgin olmaya gerek var mı?

Aslında durum ciddi görülüyor. Ama panik olacak kadar değil, ciddiye alınacak kadar.

Soru 4:            Ülkelerde bilanço nelerdir?

Şuanda 142 ülkede vaka mevcut. Yaklaşık 156 bin insan enfekte olmuş ve 5800 kişi ölmüş durumda.  Dünya sağlık örgütü pandemi ilan etti. Pandemi de ne demek derseniz, artık bu salgın, bir ülkenin, bir kıtanın değil tüm dünyanın problemi ve herkes risk altında demek oluyor.

Soru 5: Kimler risk altında?

Bu sorunun cevabı kısaca, ek hastalığı olanlar diyebiliriz. Nedir bu ek hastalıklar; kalp damar hastalıkları, diyabet, yüksek tansiyon, kronik solunum yolu hastalıkları ve kanser hemen sayabileceğimiz hastalıklar. Bunun haricinde yaşlılar daha riskli görülüyor. Hatta 80 yaş üzerinde ölüm oranı %15’lerdeyken 50 yaş altı bu oran %1’lerin altına düşüyor. 10 yaş altı çocuklar bu hastalığa bağlı ölüm konusunda çok şükür biraz daha şanslı. Çünkü bildirilmiş hiç vaka yok. Neden diye soracak olursanız tam olarak sebebi bilinmiyor. Peki, durum gençlerde nasıl diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Arkadaşlar 10 yaşından 50 yaşına kadar ki yaş grubunda ölüm riski oldukça düşük. Tabi ki bu yaş grubu enfekte olabilir ama ölüm oranları şu anki verilerimize göre binde 4’ler civarında seyrediyor.

Soru 6: korona virüs daha önce benzer salgınlar yaptı mı?

Evet, daha önce de yaptığını söylemiştik. İlki 2002 yılında yine Çin’den başlayan ve misk kedilerinden insan bulaşarak ciddi solunum yetmezliğine sebep olan SARS. O dönemde yaklaşık olarak 8000 vakadan 745’ı ölmüş ve ölüm oranı %11 olarak açıklanmıştı.  Bir diğer salgında 2012 yılında Suudi Arabistan’da develerden insana bulaşan Mers-Cov virüs enfeksiyonuydu. Bu salgında da ciddi solunum yetmezliğine bağlı ölümler görüldü. Yaklaşık olarak 2500 kişiyi enfekte edip 860 kişinin ölümüne sebep olmuştu. Ölüm oranı %37 civarında olduğu ifade edilmişti.

Soru 7:  Aşısı ne zaman üretilir?

Korona virüs için uygulanan bir aşı şu anda bulunmamakta. Ancak çeşitli ülkelerde denemeler devam etmektir.

Soru 8:            Tedavisi gerçekten yok mu?

Günümüzde COVID-19 için güvenilirliği ve etkinliği kanıtlanmış spesifik bir antiviral tedavi bulunmamaktadır. Bununla birlikte başta Çin olmak üzere farklı ülkelerden, hastalık tablosuna ve hastalığın şiddetine göre çeşitli antiviral tedavilerin kullanıldığı çalışmalar yayımlanmıştır. Bu çalışmalarda; kullanılan antivirallerin etkin olduğu, klinik bulguların gerilemesinde ve hastaların iyileşme süreçlerinde olumlu katkı sağladığı ifade edilmektedir.  Bu hastalık için spesifik bir tedavi olmasa da klinik olarak iyi sonuçlar oluşturan bu ilaçlar ülkemizde de mevcut ve hastalarımıza uygulanmaktadır.

Soru 9: Sıcaklar başladığı zaman hastalık azalacak mı?

Aslında korona virüs dayanıklılığı düşük bir virüs. Ortamın ısısı artıkça dayanıklılığı daha da düşeceği düşünülmekte. Cansız bir ortamda iki saat kadar dayanmakta ve temizlik yapıldığında hızlıca inaktif olmaktadır. Bu sebeple havalar ısındıkça enfeksiyonun daha da azalacağı düşünülebilirken, havaların sıcak ülkelerde enfeksiyon hızında ciddi düşüşler olmaması kafa karıştırıcı bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık bakanlığı Korona virüslerin genel olarak dış ortam dayanıklılığı olmayan virüsler olduğunu, Ancak, bugün için COVID- 19’un bulaştırıcılık süresi ve dış ortama dayanma süresi net olarak bilinmediğini ifade etmektedir.

Soru 10: 10. Muğla’da vaka var mı?

Çok şükür şu ana kadar kesinleşmiş bir vaka yok, ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor.

Soru 11: Korunmak için ne yapmalıyız?

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı bilgilendirmelerde: Ellerin su ve sabunla sık yıkanmasını veya el temizleme sıvısı ile temizlenmesini önermektedir. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnun uygun şekilde kapatılması önemlidir. Toplu taşımada, birçok insanın temas ettiği metal yüzeylerde virüs uzun süre yaşayabildiği için temas ettikten sonra ellerin bir an önce temizlenmesi ve ağza ve göze götürülmemesi önerilmekte ve riskli kişilerde yüz maskesinin dahi hastalığın yayılmasını engellemede fayda gösterdiği belirtilmektedir.

Bu konuda devletimiz yeterli önlemleri almış olsa da, vatandaşlara hala büyük görevler düşmektedir. İnsanlar kişisel hijyenine dikkat etmek, ellerini düzenli yıkamak durumundadır. Bu dönemde çeşitli sebeplerle yurt dışından dönen vatandaşlarımızda bulunmaktadır. Bu vatandaşlarımızın hastalığa yakalanıp yakalanmadığı anlayabilmek için kendilerini izole etmeleri, 14 gün boyunca dışarı çıkmayıp misafirde kabul etmemeleri bence bir vatandaşlık görevleridir. Hastalığın yayılmaması için bu kadar önlem alınmışken bunlara uymayıp hastalığın yayılmasını -hem de en yakınımızda olanlardan başlayarak yayılmasını- isteyecek kimse olacağını düşünmüyor, tüm vatandaşlarımızın buna çok dikkat edeceğini umuyorum.

Soru 12: Acaba bana bulaşmış mıdır?

Korona damlacık yolu ile bulaştığı için yaklaşık olarak 1 metrelik mesafeye gidebildiği düşünülmektedir. Yani bir metrelik mesafe güvenli bir mesafedir. Ateşi ve diğer semptomları olan kişilere daha fazla yaklaşmamak, onlarla ortak eşyaları kullanmamak ve şüpheli kişilerin maske takarak hastaneye başvurmasının sağlamak hem sizin hem hasta kişinin sağlığı için son derece önemli görülmektedir.

Soru 13: Laboratuarda üretildiği söyleniyor, doğru mudur?

Spekülasyon gibi görünmektedir ancak kesin emin olmak mümkün değildir bence. 11 Eylül saldırısından sonra da birçok senaryo konuşuldu ancak kesin bir sonuç çıkarılamadı belki bu senaryolar hep yazılacak ancak doğruluğu bilinmeyecektir.

Soru 14: Gerçekten Türklerde genetik olarak daha mı az görülecek?

Aslında medyaya bir bilim adamının hastalığın Türklerde nadir görüleceği, görülse bile ciddi olmayacağı iddiası konuşulmuştu. Ancak dünya sağlık örgütü bu konuda korona virüsün sınır tanımadığını, ırk ya da etnik köken ayırt etmediğini ve ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile bir ilişkisi olmadığını belirtmiş ve durumun böyle olmayacağının bir nevi ifade etmiştir.

Evet, korona virüsü 14 soruda bu şekilde anlatmaya çalıştım. Umarım sizlerin farkındalığını arttırmış ancak sizleri korkutmamışımdır. Arkadaşlar bu salgın ciddi ancak hijyen konularına ve bakanlığımızın uyarılarına dikkat edersek sıkıntısız atlatılabilir bir hastalık gibi durmaktadır. Bu salgının dünyada biran evvel kontrol altına alınması, ülkemizde de başka vakalar ve ölüm görülmeden son bulması dileğiyle hepinize sağlıklı günler dilerim. 14.03.2020

 

 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.