Son güncellenme :20.09.2018 16:48

Anasayfa > Yazarlar > Yüksek ruh asaleti varlıktan değil, deruni tevekkülden çıkar

20.09.2018 Per, 16:48

Yüksek ruh asaleti varlıktan değil, deruni tevekkülden çıkar

Yüksek ruh asaleti varlık (servet) tan değil; inançtan, sabırdan ve içselleştirilebilmiş tevekkülden çıkar. Bu tespit bana ait değil. Bu tespitin sahibi, kendisine özgü hayat felsefesi olan ve özgün düşünebilen güzel bir insan. Bu güzel insanın, zor bir kişiliğe sahip olduğunun altını çizmem gerekiyor. Çünkü evrensel etik ilkelerin oluşturduğu bir zihinsel terazisi var. Bu teraziye göre, ilişkiler sisteminde birileri sınavı geçerken, bazıları da bu sınavdan kalabiliyor. Bu yüzden, ilgili kişiyle sürdürülebilir ilişkiler kurmak kolay değil. Doğrusunu söylemek gerekirse, ben de bu ilişkiler sisteminde var mıyım, yok muyum, şayet varsam neresindeyim bilmiyorum. Ama işin bu boyutu beni ilgilendirmiyor. Zira bu tür insanların varlığı, beni güven algısı konusunda rahatlatıyor. Biliyorum ve inanıyorum ki, özgün düşünebilen insanlarda empati düzeyi yüksek olur. Bu yüzden herkesin etrafında çokça olmasa da bu tür özelliklere sahip insanlardan bir iki tane olmasını tavsiye ediyorum. Ediyorum çünkü, dokuz köyden kovulsalar da doğruyu bu insanlar söyler ve dilsiz şeytan rolüne soyunanlara yine hadlerini bu insanlar bildirir.
Yıllar önce bu güzel insandan yazının ana temasını oluşturan bir hatıra dinlemiştim. Olay aklımda kaldığı kadarıyla şöyle cereyan ediyor. Meşhur Malazgirt Destanını da içinde barındıran “Destanlar Burcu” adlı şiir kitabının yazarı Yıldırım Niyazi Gençosmanoğlu’nu merak eden dostum bir şekilde şairin adresini bulur. Kızıyla birlikte İstanbul’a gittiğin de kızına der ki, kızım seni bir büyük şairle tanıştıracağım. Kızı buna çok sevinir. O anda genç kızın Kafasında varlık içerisinde bir şair ve çok pahalı döşenmiş bir ev imajı oluşur. Söz konusu bu hayalini babasıyla paylaşır. Güzel insan yorum yapmaz ve sadece tebessüm eder. Kapıyı çalarlar. Biraz sonra kapı açılır ve birlikte eve geçerler. Ziyaret kahvaltı saatine denk geldiği için, yer sofrasındaki mütevazi kahvaltıya buyur edilirler. Baba kız göz göze geldiklerinde anlamlı tebessümleri çakışır. Hoş bir sohbet ortamında çaylarını içerken dostum der ki; “Destanlar Burcu” kitabınızdan çokça almak istiyorum. Zira çevredeki eş ve dostlardan soranlar var. Onlara temin edeceğime dair söz verdim. Şair elimde yeteri miktarda var diyerek mukabelede bulunur. Güzel insan şaire parasını verir ve yeni baskının tamamını alacağını da taahhüt eder.
Evden ayrıldıktan sonra kız babasına, hayal ettiği gibi bir ev bulamadığını ancak yüksek asaletli bir ruhla karşılaştığını söyler. Babası da kızına “yüksek ruh halinin varlık (servet) tan değil; inançtan, sabırdan ve deruni bir tevekkülden çıkacağını” söyleyerek kendince bir ders vermiş olur. Burada verilen ders aslında sadece genç bir kıza değil, faydacılık noktasında rotasını kaybetmek üzere olan toplumun anlı şanlı insanlarınadır. Tabii ki, anlayanlar olursa eğer.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.