Son güncellenme :21.06.2017 18:12

Anasayfa > Yazarlar > YÖREMİZ, MARÇAL DAĞI SIĞIN DEDE

21.06.2017 Çar, 18:12

YÖREMİZ, MARÇAL DAĞI SIĞIN DEDE

Havaların ısınmasıyla birlikte yerli-yabancı konukların, gelip geçenlerin uğrak yeri haline gelen Yerkesik (Thera). İşletmeciliğini Ümray ÇETİNER’İN üstlendiği ve adını gölgesinin oluşturduğu Akasya ağaçlarından aldığı Akasya Durağı bu günlerde epey hareketli günlerini yaşıyor. Haziran ayının son günlerini yaşadığımız bu günlerde havaların da serin gitmesiyle özellikle hafta sonları organize dışı türlü insan hareketi, kimi tek başına oturmuş bardağındaki son çayı yudumlayıp bir çay daha siparişle, belkide yorgunluk giderme uğraşında; kimileri kafa kafaya vermiş muhabbetteler, bir tarafta iddialı konken partileri diğer taraftan Memleket meseleleri, vs. vs……..
Boş masanın etrafına toplanmış bizler bir taraftan önceden geleceğini bildiğimiz Ali Abbbas ÇINAR Hocamızı beklerken, bir taraf tanda koyu sohbetlerde her konudan dem vuruyorduk. Bu sırada telefonum çaldı, arayan yayla komşumdu, kısık ve heyecanlı bir sesle yardım etmemi istiyordu. Merakla gittim. Malum mevsim yaz aylardan Haziran elbette olacak bu zamanda ziyaretine gelmişti siyah uzun sürüngen, zararsız bir mahluk. Herkes yoluna devam etti bende geriye döndüm.
Bu arada misafirimiz Ali Abbas Hocamızda gelmişti. Biraz muhabbetten sonra önceden planlamış olduğumuz, Hüseyin ATILGAN(Yazan Adam), Mustafa KARADAĞ ( Çeken Adam-Fotoğraf), (Düşünen Adam) olarak her Pazar gerçekleştirdiğimiz doğa sohbet toplantımızı misafirimiz Doç.Dr.Ali Abbas ÇINAR Hocamız katılımıyla, eteğine kurulu Meke köyü sırtındaki halk arasında Sığın adı verilen dağın zirvesinde bulunan SIĞIN DEDE’YE ziyaret için yola koyulduk. Coğrafi ve iklimine uygun olarak yol kenarlarında renk renk çeşitli bitki ve ağaçların varlığı (Çeken Adamın) kullandığı araç içindeki yolculuğumuza ayrı bir keyif, muhabbetimize konu oluyorlardı. Sulak alanlardaki bitkilerin renk ve canlılığına ne demeli,hele üzüm asmaları var ki kol kola omuzlarında halay çekerler sanki. Koca Çay’ı her geçişimde dere içindeki kavakları görünce Çatakbağyaka köylülerin bu ağaçlardan elleriyle yapıp sattıkları Kepçe,Kaşık ve Ayran Kovanlarını hatırlarım.
Sırasıyla Algı,Yeniköy, Gaballar,Çatakbağyaka ve Meke Köyünü geride bırakarak, Sığın Dağına ulaştık. Yerkesik – Ören arasındaki geniş yüksek bölgede yer alan Marçal Dağının Meke Köyüne yakın olan Sığın Dağının doruk noktasında yer alan SIĞIN DEDE Mezarı başına ilk varışta, asırlık Meşe Ağacına bağlı renk renk dilek bezleri, ziyaretçilerin bıraktıkları kıymetli eşyalar ilk dikkatimizi çeken şeyler oldu.
SIĞIN DEDE Mezarı aynı zamanda bir eren mezardır. Bu erene SIĞIN DEDE veya Koca Eren denilmektedir ve hakkında hikayeler anlatılmaktadır. Askerlere seslenerek onların kendisine sığınmasını isteyen dağın askerleri koruduğu için “ Sığın” adını aldığına dair bir efsane anlatılır. (Önal 2002) . Erenin günlük yaşama müdahale edebilecek olağanüstülükler gösterdiğine inanılır. Eren, mezarının yakınında yatanları,içki içenleri uzaklara fırlattığına dair efsaneler anlatılmaktadır. Dağın kutsallığı, dağın doruğundaki mezarda yattığına inanılan erenin kutsallığına dönüşmüştür. Mezarın doğu tarafında oldukça dik olan yamacına yakın yerde dilek tutanların üst üste koyduğu kayrak taşlardan oluşan suni taş yığınlarına üzerlerine kesilen adaklardan, yemeklerden hayvanlarında faydalanması için üzerlerine saçtıklarından Saçı Taşı denilmektedir. Saçı Taşlarının bulunduğu alanda şöyle oturup kuş bakışı Meke Köyünden başlamak üzere bütün vadiyi dolaşarak en uzak noktadaki Menteşe’nin üstündeki rüzgar güllerin dönüşünü izlerken gözlerini kapatıp çın çın öten doğanın derin sessizliğinde insanın kendisini kaybetmesi ve zirvenin sıfır noktasında kendisini sıfırlayarak tekrar bulmasının mutluluğu içersinde dilek ve dualarımızın ardından oradan ayrılıyoruz.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.