Son güncellenme :11.01.2019 16:21

Anasayfa > Yazarlar > TÜRK’ÜN KANAYAN YARASI

11.01.2019 Cum, 16:21

TÜRK’ÜN KANAYAN YARASI - Hüseyin Akar

Biz Türk milliyetçileri dünyaya, ben üzerinden değil biz üzerinden bakarız. Bu özellikle Türk ve İslam üzerinden böyledir. Yani sadece Türkiye de yaşayan Türkler ve Müslümanlar değildir derdimiz. Dünyanın neresinde olursa olsun ben Türküm diyen, Müslümanım diyen herkesin derdiyle dertlenirler. Bu dertlerimizden birisi de iki emperyalist devletin arasında kalmış, Çin’in işgalinde olan Doğu Türkistan’dır.
Bir çok bilim insanı yetiştirmiş olan Doğu Türkistan 1,828,418 kilometrekare toprağa sahiptir. Çin topraklarının beşte biri büyüklüğündedir. Atalarımızın en eski yerleşim birimlerinden birisidir. 1750 de Çin işgaline uğramış ve bu işgal 1862 yılına kadar sürmüştür. Doğu Türkistanlı Uygur Türk’ü kardeşlerimiz bağımsızlık için 42 isyan hareketine kalkışmışlardır. 1863 de II. Abdülhamit’in desteklediği, Mehmet Yakup bey başkanlığında başlayan bağımsızlık hareketi sonucu kurulan Doğu Türkistan devleti, 1877 de Mehmet Yakup beyin vefatı sonucu tekrar Çin’in işgaline uğramıştır. 1931 yılında tekrar başlayan bağımsızlık hareketi, 1933 yılında Hoca Hacı Niyazi’nin Cumhurbaşkanı olduğu Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin kurulmasıyla sonuçlanmıştır. İşgali altında tuttuğu Türk cumhuriyetlerinin uyanmasından korkan Sovyetler birliği, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin kurulmasından rahatsız olmuştur. Bunu fırsat bilen Çin, tekrar Doğu Türkistan’ı işgal ederek 1949 yılında Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetine son vermiştir. 1949 dan bu yana Çin’in işgalinde olan Uygur Türkleri bağımsızlık için canla başla mücadelelerine devam etmektedirler.
Son günlerde az da olsa, sosyal medyada, yazılı ve görüntülü medyada yer almaya başlayan. Doğu Türkistan da yaşanan insanlık dışı baskı ve işkenceler gerçekten kan donduracak hal almaya başladı. Yaşanan bu insanlık dışı baskı ve zulümlere ne yazık ki ne İslam dünyasından ne de medeni olduğunu her fırsatta bağıran batı görmemezliğe gelmektedir. Ne Filistin kadar, ne Sıla’nın yediği söylenen dayak kadar ne de sokakta kalmış bir hayvan kadar ilgi görmemektedir. Türk milleti ve Türkiye cumhuriyeti devleti, İslam ümmetinin başına gelen herhangi bir olay karşısında harekete geçerken, diğer İslam ülkelerinin yaşanan bu olaylar karşısında sus pus olmalarına bir anlam veremiyorum. Ya Müslüman değiller, ya da ümmet anlayışları farklı. Bazı İslam ülkelerinin emperyalist Hıristiyan ve Yahudi alemine bağlanıp, onları beslemeleri hazmedilecek bir tutum değil. En çok zoruma giden, Filistin ya da Arap için ses çıkaranların sus pus olmalarıdır. Zulüm gören Müslüman Türk olunca sağır sultan olmalarıdır. Türk milletinin gölgesinde, Türkiye cumhuriyeti devletinin güvenliğinde, bir eli yağda bir eli balda yaşayanların sesinin çıkmamasıdır, konu gündeme gelince burun kıvırmalarıdır. Kuranı kerimde ki“Müminler ancak kardeştirler” (Hucurat 10) ayetini hiç dikkate almamalarıdır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.