Son güncellenme :19.06.2017 11:47

Anasayfa > Yazarlar > TÜRK’ÜN KADİM TARİHSEL SERÜVENİ ( SON )

19.06.2017 Pts, 11:47

TÜRK’ÜN KADİM TARİHSEL SERÜVENİ ( SON )

“ Bedel Ödemeye Devam”
Soğuk savaş döneminden yorgun çıkan Sovyetler, ben yokum ve oynamıyorum demek zorunda kaldı. Kendi içine dönen ve kendini sorgulayarak yenileme sürecine giren Rus İmparatorluğunun devre dışı kalması, Türkiye’nin o güne kadar çok fazla farkında olmadığı bir gerçekle yüzleşmesine neden oldu. Bu gerçek, Türk Dünyasının ta kendisiydi. Tarihsel, fıtri ve duygusal dinamiklerin etkisi ile harekete geçen Türki’ye, bu bölgelerde ( Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde ) yine duygusal ve kardeşlik merkezli rezonansların oluşmasına neden oldu.
Rusya hariç diğer küresel aktörler bundan fazla rahatsız olmamakla beraber, rezerv koymayı da ihmal etmediler. Deniz yanar mı, yanabilir hesabı yaparak.
Özellikle Azerbaycan da oluşan Türklük rüzgarları küresel aktörleri fazlasıyla tedirgin etti. Rusya ile birlikte Batı; bir taraftan Ermenileri Azerbaycan Türklüğü üzerine saldırtırken, öte yandan da Elçibey’e karşı darbe yaptırarak ve hatta Azerbaycan kökenli Kürtleri de devreye sokarak, bu bölgede Türk Milliyetçilerini soluksuz bırakmaya çalıştı.
Çünkü Azerbaycan Petrolleri kendi adlarına ancak böyle emniyet altına alınabilir ve Büyük Türki’ye idealinin önüne böyle taş konulabilirdi. Ama yine de emin ve rahat değillerdi. Zira büyük Türk Dünyası hayali, bu büyük coğrafyanın insanının yüreğine düşmüştü bir kere. Zaman bu hayali bir şekilde ve bu dünyanın maşeri vicdanında yavaş da olsa mutlaka üretecekti. Küresel aktörler bu korkuyu hep yaşadılar ve bundan sonra da yaşayacaklardı.
Bütün bu gelişmeler, Şark Meselesi Projesinin Türkiye için önemini bir kez daha artırıyor ve raflardan inmesini zorunlu kılıyordu. Bu çerçevede; ülke içinden PKK Terör örgütü, ülke dışından da YPG ve DAEŞ ülkemize musallat edilerek toplumsal istikrar bozulmaya çalışıldı. Bütün bunlarla yetinilmeyerek, Selefi İslam anlayışının yaygınlaştırılmasıyla da inananların zihni karıştırıldı.
Bunlar da yetmezmiş gibi, Yeşil Kuşak Projesine uygun olarak, 1980’li yıllardan itibaren üretilen, korunup kollanan Ilımlı İslam maskeli anlayış 15 Temmuz Darbe Teşebbüs Süreciyle son noktayı koymaya çalıştı.
Ama başaramadılar. Burada unuttukları husus Allah’ın hesabıydı. Biz inanırız ki, bu hesap bütün hesapların üzerindedir.
Türk’ün kadim tarihsel serüveni elbette bitmeyecek ve Türk Milleti yaşadıkça da bu serüven milletlerin kaderine uygun olarak ve inişli-çıkışlı süreç çerçevesinde devam edecektir. Burada yapılabilecek olan şey; milli kimliği ve temiz İslam algısını güçlü tutarak, toplumsal birliği sağlamak olmalıdır. Daha sonra ise bu güçlü algının üzerine inşa edilecek politika ve gerçekçi stratejiler devreye sokulmalıdır. Bütün bunlara ek olarak diyorum ki, güçlü ve ekonomik gelişmeyle desteklenen bir medeniyet algısı ve medeniyetin kendisi vakit geçirilmeden eyleme dönüştürülmelidir.
Yazımı iki büyük Türk Dünyası düşünürünün anlam dolu ve vizyon ifade eden sözleri ile tamamlıyorum.
*“Dilde, Fikirde ve İşte Birlik.”( İsmail Gaspıralı),
*“Vatan ne Türkiye dir Türklere, ne Türkistan, Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.” ( Ziya Gökalp)
Rabbim Büyük Türk Milletini yüceltsin ve korusun. Rabbim bu yüce milletin İslam’ın savunuculuğu sorumluluğunu daim kılsın. Saygılarımla.
.
Prof. Dr. İrfan Çağlar
Çorum Türk Ocağı Başkanı

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.