Son güncellenme :10.08.2017 11:57

Anasayfa > Yazarlar > Toplumumuzun eğitilememe durumu

10.08.2017 Per, 11:57

Toplumumuzun eğitilememe durumu - Prof. Dr. İrfan Çağlar

Toplumumuzun eğitilememe durumu

Her bireyin doğumdan itibaren eğitilmesi bir zorunluluktur. Bu durum, bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları toplumlar için de söz konusudur. Doğaldır ki burada toplumdan kastımız, bazı sebeplerin bir araya getirdiği geçici kalabalıklar değildir. Toplumdan kastımız; ortak ideal ya da paydaların bir araya getirdiği, kendine özgü yaşama iradesi olan ve gerektiğinde bu iradeyi kullanabilen, organize olmuş birlikteliktir. Böyle bir birliktelikte ihtiyaçlar ve sorunlar ortak olduğu için, eğitim ihtiyacı da ortak olacaktır.
Yani ortak sorunların çözümü; eğitim ihtiyacını stratejik hale getirerek, onu adeta olmazsa olmaz bir noktaya taşır. Bu bağlamda, bizim toplumumuzun eğitim ihtiyacının, tahmin edilenden daha fazla olduğunun altını çizebilir . Çünkü her alanda kalite ve değerlerde kan kaybı devam ediyor. Bu yüzden ve zamanla eğitilemediğimiz ya da eğitilemeyeceğimiz algısı baskın bir kanaate dönüşüyor.
Oysa toplumun zihinsel gelişiminin temelini oluşturan eğitim, aynı zamanda pek çok sorunun da çözüm kaynağıdır. Eğitimin çözüm kaynağı haline gelmesi ve geliştirme fonksiyonunu icra edebilmesi, pek çok dinamiğin optimal ( en uygun ) bileşimi ile mümkündür. Bu dinamikler, toplumun yaşadığı coğrafi ve kültürel iklime göre değişkenlik arz edebilir. Ancak insanoğlunun ortak karakteristik özelliklerinden kaynaklanan hassasiyetlerin örüntülediği ortak paydaların da hesaba katılması gerekir. İşte bu gerçekten yola çıkarak diyorum ki; eğitilememe sorununun çözümünü ve eğitimin etkinliğinin artırılabilmesini, aşağıdaki dinamiklerde aramanın uygun olacağını düşünüyorum.
Bu dinamikler şöyle sıralanabilir;
• Eğitim ihtiyacının toplumsal gerçeklere uygun olarak belirlenmesi,
• Eğitim için uygun kişisel ve toplumsal rol modellerin tespiti,
• Toplumsal aidiyet duygusunu geliştirecek programların hazırlanması,
• Müfredatların milli ve küresel düzeyde ve bilimsel gerçeklere uygun oluşturulması,
• Eğitim anlayışının katılımcılığa yer vermesi ve ekip çalışmasını teşvik etmesi,
• Eleştirel yaklaşımın önemsenmesi ve proje bazlı düşünce ve davranışın geliştirilmesi,
• Bireyleri heyecanlandıracak ve onları bilim üretme konusunda isteklendirecek bir vizyonun belirlenmesi ve birey- vizyon uyumunu güçlendirecek toplumsal atmosferin oluşturulması,
• Tarihi arka planın canlı tutulması ve bir medeniyet algısının ortaya konması,
• Toplumsal muhayyile ( toplumun düş kurması) nin güçlendirilmesi.
Bu listeye pek çok eklemeler yapılabilir. Takdir edersiniz ki, bu dinamiklerin sistematik ve senkronize bir şekilde ve sürekliliği yakalayacak biçimde uygulamaya aktarılabilmesi önemlidir. Daha da önemlisi; yeterli alt yapı yatırımları ile birlikte, bu işe baş koymuş ve gönül vermiş bir yönetsel irade ve onun revize edilebilecek olan ama değişmeyen politikalarının olmasıdır. Bunların sağlanması durumunda başarı kendiliğinden gelecek, kalite ve kan kaybı duracaktır.
Bu gelişmelerin sonucu olarak ta, sık sık neden eğitilemediğimizi kendimize sormayacak ve eğitimsel çözümlerimizi başka iklimlerde aramayacağız. Yerli ve milli iradenin etkili olduğu bir toplumsal yapıda da toplumsal manada yeniden yükseliş süreci, tekrar işlerlik kazanacaktır. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.