Son güncellenme :15.05.2018 10:32

Anasayfa > Yazarlar > Tahammülsüzlük

15.05.2018 Sal, 10:32

Tahammülsüzlük - Yüksel Ercan

Tahammülsüzlük

24 Haziranda yapılacak olan seçime bugün itibarı ile 40 gün kaldı, Baş döndürücü bir şekilde devam eden erken seçim süreci YSK’nın belirlediği takvim doğrultusunda devam etmesine ediyor ancak Siyasi partilerin son derece mutedil bir şekilde götürmesi gereken çalışmalarda kullanılan üslup dolayısı ile sertlik ve kavga dilinin hakim olmaya başladığına üzülerek şahit oluyoruz.
Bir tarafın iktidarda kalmak, bir tarafından iktidara gelmek adına yaptığı çalışmalar bilindiği gibi Demokrasinin gereği, Her 4 yada 5 yılda bir yapılan seçimde vatandaş yaptığı değerlendirme sonucu sandığa gidip kullandığı oy ile bundan sonrası için belirleyici oluyor.
Seçim bir tek Türkiye’de yapılmıyor, Demokrasi ile yönetilen ülkelerin tamamında Ülkeleri yönetecek partiler vatandaşların oyları ile belirleniyor, Günün teknolojisine uygun olarak geliştirilen sistem ile vatandaş sandığa gitmeden bile tercihini elektronik ortamda kullanabiliyor.
Bu sütunlarda birkaç kez daha yazmıştık, bizim memleketimizde Seçim adete bir “ölüm-kalım” mücadelesi olarak algılanıyor, Seçimin kazanılması adına her şeyin mubah sayıldığı bir süreçten oldum olası kurtulamadığımızdan olsa gerek her seçim bize maalesef bize kötü rüyalar gördürüyor.
YSK 24 Haziranda Cumhurbaşkanı adaylığı için hak kazanan isimleri açıkladı,Bu isimleri ilan etti, Aday olacakları zaten belli olan isimlerde YSK’nın açıklamasından sonra seçim çalışmalarına hız vererek kendilerini seçmene daha iyi anlatabilmek adına Anadolu yollarına düştüler.
Buraya kadar her şey normal, zira 24 Haziran tarihindeki seçimi, kazanabilmek adına seçmenin karşısına çıkmak, seçildiği takdirde yapacaklarını anlatmak, Bu memlekete yaşayan 80 milyon civarındaki vatandaşın hayat standardını daha yukarılara çekmek adına vaatlerde bulunmak adına seçmenin çıkmanın tam zamanıdır.
Ancak bizim siyaset anlayışımız öteden beri adayların kendi yaptıklarını ve yapacaklarını anlatmaktan ziyade rakiplerin olumsuzluklarını anlatmaya dayalı olduğundan yine bu sütunlarda birkaç kez belirttiğimiz gibi adaylar bundan 40 yıl 50 yıl öncesinin defterlerini karıştırdıktan sonra “Sen o zaman böyle yapmıştın, bu şekilde konuşmuştun, ne oldu.?” sorusunu yönelterek prim yapmanın derdine düşüyorlar.
Seçime 40 gün kala yine aynı güzergah etrafında dolaşmanın üzüntüsünü yaşıyoruz, Daha dün aynı partinin etrafından kenetlenmiş çok sayıda arkadaş bugün adeta kanlı bıçaklı duruma gelmiş ve birbirlerinin kanını içse doymayacak noktaya gelmiş durumdalar, hakaretler, küfürler ağıza alınmayacak iftiralar havada uçuşuyor ve biz de buna particilik diyoruz.
Bu kadar olumsuzluk içerisinde 24 Haziran tarihine kadar nasıl ulaşacağımız ile ilgili gerçekten ciddi endişelerimiz var, Hiç kimsenin karşısındakine en ufak bir tahammülünün kalmadığı, kimsenin diğerini dinlemediği, gerçeğin değil kendisini hedefe ulaştıracak söylemlerin daha ön plana çıktığı bir seçim döneminde doğruyu nasıl bulacağız inanın bizde şaşırmış vaziyetteyiz.
Yarın Mübarek Ramazan ayını karşılayacağız, Tek tesellimiz yarın gece sahura kalkarak karşılayacağımız bir aylık Ramazan ayı süresince vatandaşlarımızın daha sükunet içerisinde olacağı noktasındadır, 16 Haziran tarihinde sona erecek Ramazan ayı sonrasında kutlayacağımız Ramazan bayramı sürensi de hesaba katığımızda daha itidalli bir seçim süreci yaşayabileceğimizi umut ediyoruz.
Hiç kimsenin seçim kazanma iddiasından vazgeçmesini beklediğimiz yok bu zaten Demokrasi içinde uygun değil ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi adayların seçmen karşısına çıktıklarında “Sevgili vatandaşlarım bu güne kadar iktidara gelip hükümet olan partiler Türkiye’nin imkanları karşısında bizi bu anki standartlara getiren şartları oluşturdular, yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz, Bizimde hedefimiz sizi bulunduğunuz noktadan alıp daha iyi şartlara kavuşturmaktır” demeleri gerekiyor.
Geldiğimiz noktada maalesef bizim bu talebimizi duyan nerede ise yok, Kendi partinsin seçmenini bir arada tutmak ve oy kaybı yaşamamak adına kullanılan sert ifadeler ve akıla zarar söylemler seçim meydanlarını adeta birer barut fıçısı haline getirmiş durumda.
Herkes haklı olarak kendi partisinin kazanmasını istiyor, bunun için çalışıyor, Ancak her zaman olduğu gibi kimin yöneteceği ve kimin iktidara geleceği ile ilgili son kararı Seçmen verecek, bir yada birkaç seçim önce kendi partisini iktidara getiren seçmen iktidar sahipleri tarafından nasıl “Sağduyulu” olarak alkışlanmışsa bu seçimde ve bu seçimden sonrada seçmenin ferasetine güvenmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
Göstereceğimiz tahammül bizi karşı karşıya kalabileceğimiz pek çok olumsuzluktan kurtarabilir, Seçim bittiğimizde yine aynı apartman komşumuz ile, eğer esnaflık yapıyorsak yarın yine beraber çay içebileceğimiz iş yerimizi emanet edebileceğimiz esnaf dostlarımız ile bir fabrikada çalışıyorsak yanımızdaki bulunan ve “Benim yerime makinaya biraz bakabilirmisin” diyeceğimiz herkes yerli yerinde duracak.
Dünyada hayat devam ediyor, her sabah güneş yeniden doğuyor , taraftarı olduğumuz spor kulüpleri yapacakları karşılaşmalar ile bizi yine sevindirecek yada üzecekler, akşamları sokaklarda bize en ters gelen partilere mensup vatandaşlar ile bir araya geleceğiz, sarılacağız, kucaklaşacağız, Namazlarda aynı secdeye eğileceğiz, Namaz çıkışında cemaate “Allah kabul etsin” temennilerinde bulunacağız.
Tahammül iyidir,yarınlarımızı kurtarabilir…

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.