Son güncellenme :22.12.2018 13:11

Anasayfa > Yazarlar > SIFIR ATIK YOKSA İSRAF VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ VAR DEMEKTİR

22.12.2018 Cts, 13:11

SIFIR ATIK YOKSA İSRAF VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ VAR DEMEKTİR

 

Hangi alanda olursa olsun, bir ürünün imalatı sırasında mutlaka yan bir ürün  ortaya çıkmaktadır. Çıkan bu ürünler ise, başka bir alanda değerlendirilmediği takdirde, ekonomik kayıplar ve çevre kirliliği önlenememektedir. Değerlendirilemeyen  bu kısımlar, bazı yerlerde atık, bazı yerlerde ise, artık olarak adlandırılmakla beraber, bu ikisi arasındaki tamamen farklı anlam, üretim ve tüketimde tam tarif edilmemiştir.

Genellikle, kullanılmayan, son kullanma tarihi geçmiş ürünlere veya evlerimizden çıkan çöplere, tehlikeli atıklar, evsel atıklar gibi tanımlamalar yapılmaktadır. Mermer sektöründe, yan ürünlere ise, daha çok atık yerine, bunların atılmayacağı ve değerlendirilmesi gerektiği anlamındaki  artık sözcüğü, meslektaşlarımızca daha yaygın şekilde benimsenmektedir. Dünyamızdaki bütün maddeler için söz konusu olduğu gibi, üretilirken çıkan yan ürünlerin hiç biri atık değildir. Bunların mutlaka, değişik alanlarda kullanılma imkanları bulunmaktadır. Hiçbir şey kullanılmadan atılmamalı ve kullanıldıktan sonrada, geri dönüştürülerek, doğanın kuralları doğrultusunda döngü devam ettirilmelidir. Eğer, bu yan ürün  değerlendirilmeden atılmışsa ve geri dönüştürülmesi de olmamışsa, kullanımdan çıkarılmış demektir. İşte, çevremizi kirleten ve çevre kirliliğinin ana nedeni bunlardır. Çevre kirliliğinini önlemek için  mutlaka atık geri dönüştürmeli, artıklarıda başka bir alanda değerlendirmeliyiz.. Halbuki, insanlar, sınırlı olan bu kaynaklarını, çok daha uzun yıllar kullanabilmesi için, hiçbir alanda atığı olmamalıdır. O bakımdan, mermer sektöründe de atık yoktur, değerlendirilecek veyahut değerlendirilememiş artıklarımız bulunmaktadır.

Bir çok ülkede olduğu gibi, ülkemiz de de, sanayinin değişik alanlarında, hemen hemen her şeyden yararlanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, İşlenmiş tarım ürünlerinde, kabuğundan, çekirdeğine kadar  çıkan bütün ürünler ayrıştırılmakta ve bunlar, başka alanların hammaddesi olarak kullanılmaktadır. Aynı durum, kesimhanelerinde de söz konusudur. Kesime giren hayvanların, kanından kemiğine, deri, boynuz ve tırnaklarına kadar hiçbir  yeri atılmamakta ve bunlar değişik yerlerde değerlendirilmektedir. Bu husus madencilikte de söz konusudur. Demir çelik tesislerinde çıkan cüruflar, çimento hammaddesi olarak kullanılmaktadır. Termik santral da yakılan kömürlerden kalan uçucu küller, barajlarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı gibi, benzer elementlere sahip olan bu küllerden, %20 dolayında karıştırılmış çimentodan yapılan  betonlar, daha dayanıklı olmaktadır. Silisyum (SiO2) bakımından zengin olan  küllerden, Rusya’da yeşil cam üretilmektedir. Kömür sahalarında da örtü tabakası katmanlarındaki ve tabandaki değişik killerden, seramik, çimento ve tuğla- kiremit hammaddesi  olarak yararlanmak  mümkündür. Kömür örtü tabakasından ise çimento yapılabilir.

Bazı belediyelerde   budanan  ağaç dalları ve kırpılan  çimenlerle,  pazar yerlerinden toplanan  meyve ve sebze artıklarından, kompost gübre üretilmektedir. Kompost  gübre toprağı zenginleştirmekte ve  verimini artırmaktadır. Üretilen gübreler, yine belediyeye ait parklar ve bahçelerde  kullanılmaktadır. Ne yazıkki, bir çok belediye, bu organik artıkları vahşi çöp depolarına atmaktadır.

Artıkların değerlendirilmesi hususunda, Muğla Orman  Bölge Müdürlüğü’nün  yaptığı bir başka çalışmada da,  endüstriyel ormanı oluşturmak amacıyla kesimi yapılan ağaçların  kökleri biyokütle enerji santrallarında  enerjiye dönüştürülüyor. Ayrıca, meşe ağaçlarının bulunduğu yerlerde de enerji ormanları kurulmaktadır.  Ormanlardaki her türlü bitkisel artık bir şekilde işe yaramakta ve değerlendirilmektedir.

Evsel atıklardan ve organik çöplerden biyogaz da  üretilmektedir. Bu tesis ile 4 kişilik ailenin enerji tüketim miktarları göz önüne alındığında  yaklaşık olarak Çiğli’de,  tüm mahallerinin enerji ihtiyaçı buradan  karşılanabilecektir. Ayrıca, tesis,  çöplerden çıkan  sızıntı suyu, koku ve görüntü kirliliğinide büyük ölçüde ortadan kaldırılacaktır.

Bunlarla uğraşmadan, işin kolayına kaçma halinde, çöplerin yakılarak bertarafı ile  elektrik üretmek  mümkündür. Ancak bu yöntemde geri dönüştürme olmadığı gibi, hem elde edilecek gelir azalmakta, hemde kaynaklarımız yine israf edilmektedir. Halbuki, katı atıkları ayrıştırarak geri dönüştürülmesi halinde,  bunlar 2 veya 3.  sınıf işlerde kullanılabilirler.

Şanlıurfa büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan tesiste, katı atıklardan elde edilen metan gazından üretilen elektrikle konutların aydınlatma ihtiyacı karşılanmaktadır. Tesis, hem enerji , hemde kadınlara istihdam yaratmaktadır.

Çöpleri geri dönüştürülmesiyle ilgili başka bir projede, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın önderliğinde başlatılan, “Sıfır Atık Projesi” dir. Dağıtımına başlanacağı belirtilen ev tipi geri dönüşüm  makineleri ile mutfak  atıkları, evlerden atılmadan kompost gübreye  dönüştürülecektir. Bilindiği gibi, çöpler sadece organik atıklarda ibaret değildir. “Sıfır Atık Projesi” içinde ayrıştırılarak geri dönüşümü yapılacak çöpler bulunmuyorsa, sadece organik çöplerle sıfır atık olmayacaktır. Çöplerin tamamı bu proje içinde olması halinde, çöp gibi önemli bir sorun ortadan kaldırılabilir.

Yılda 9 milyon litre, elit alkol, 13 milyon litrede alkollü içki üreten, tesisin havaya bıraktığı  3.600 ton karbondioksit 1 milyon Euro luk  yatırımla likit ve kuru buz üretilecektir. Hava kirliliğini önleyen kurubuz, tarımdan sanayiye kozmatikte ilaç sektörüne bir çok alanda kullanılabiliyor.

Muğla’da atıksu arıtma tesisinin yapılması biraz gecikti ama, bugün Türkiye’de olan dört tesisten biri.. Arıtma  tesisinde biogaz üretilerek, tesisin ihtiyacı olan enerjinın  %40 nı buradan karşılanmaktadır. Günlük, yaklaşık bin metreküp biogaz üretilmektedir. Sinekten yağ çıkarma buna derler. Keşke her işimiz böyle olsada hiçbir şey boşu boşuna atılmasa, herşey değerlendirilse, o zaman yıllardan beri kurtulamadığımız  ne  enfülasyon kalır, ne de cari açık  ve dış borç ve  dünyada küresel tehlike iklim değişikliği hiç olmazdı.

Muğla Anadolu Lisesi öğrencisi Hasan Berk Atlı, zeytin sıkma tesislerinden çıkan karasuyunun arıtılmadan doğaya bırakılmasının önüne geçmek için “Zeytin karasuyundan yapılmış besi yerlerinde tıbbi mantar yetiştirilmesi” isimli proje kapsamında, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Mantar Araştırma Laboratuvarında yaptığı çalışmalardan sonra, zengin  organik madde içeriğine sahip karasuyundan tıbbi mantar türlerinden  kavak mantarı, koriolos mantarı ve schizophyllum mantarlarını  yetiştirmiş, böylece karasuyun bir mucizesi daha ortaya çıkmıştır. (Milliyet Gazetesi) 15.05.2017)

Ortada bu kadar kirletici varken, zeytin sıkma tesislerinden çıkan karasudan, üreticilerin sıkıntısından kurtarmak için, makine üreticileride yeni arayışlara girmişler ve karasuyu çevreye salmadan buharlaştıran yöntemi bulmuşlardır.  Zeytin sıkma tesislerini kuranların korkulu rüyası ortadan  kalkmış ve yeni katma değere dönüştürecek bu çalışmaların devam etmektedir.

Ülkemizde uygulanan bu yanlış politikalar sonucu, ekonomimiz  büyük zarar görmektedir. Mezbahalarda değerlendirilmeyen ve atılan hayvan kanı ihtiyacımızda  ithalat yoluyla sağlanmaktadır.  Şeker pancarı fabrikalarından çıkan pancar melasından elde edilmek üzere kurulan alkol fabrikalarımn kapatılarak, alkol ihtiyacımızın yurt dışından karşılanması ayrı bir garabettir.

Bütün bunlara rağmen çöplerimizi geri dönüştürülmeden vahşi çöp alanlarına  döküldüğünden, İngiltere’den,  27 bin 34 ton plastik çöp satınalınmıştır. Türkiye, Polonya’dan sonra, İngiltere’den en çok plastik çöp alan 2. ülke  durumundadır. Türkiye, plastik  atıkları geri dönüştürme konusunda en başarısız ilk 20 ülke arasında bulunmaktadır.

Çöplerini değerlendiren Avrupa ülkelerinin  çöplerden ayıkladıkları kağıt hurdalarına,  yılda, 3,5 milyar dolar ödeyerek ithal ediyor ve kendi çöplerimizi de  düzensiz şekilde toprağa gömüyorsak bu sıkıntıları hak ediyoruz demektir. Yaşadığımız ekonomik krizler  ve  iklim değişikliği, israftan ve artıkları değerlendirilmemekten kaynaklanmaktadır.

Dünyada,   milyonlarca  aç insan varken Türkiye’de günde 5 milyona yakın ekmeğin atıldığından bahsediliyor.  Ekmeklerin evlerde yapıldığı yıllarda hiç ekmek artığı çıkmazdı. Çıksa bile hayvanlara yedirilerek değerlendirilirdi. Kuruyan veya bayatlayan ekmekler bir şekilde kullanılırdı. Ekmeğin  mübarek bir nimet olarak halk arasında ayrı bir yeri bulunmaktaydı. Bugün aynı şeyleri söylemek mümkün olmadığından yılda 3,6 milyar TL çöpe atıkmaktadır. Kimsenin önemsemediği bu hususun düzeltilmesi hususunda çarede düşünülmemektedir.

Bundan, yaklaşık 60 yıl öncesi, bir çok il ve ilçede, geri dönüştürülecek çöp bile çıkmıyordu. Çünkü, başta ekmek olmak üzere, salçadan nişaştaya kadar, her evde, tarhana, erişte, bulgur, turşu, yufka gibi, bugün market raflarını dolduran yüzlerce ürünün çoğu, eskiden evlerde yapılırdı. Kış için sebze ve  meyvelerde kurutulunca, dışardan alınacak, başka bir şey kalmıyordu. Ne zamanki, evde yapılan bu ürünler, fabrikalarda üretilmeğe başladı, çöpler artmağa başladı. Geri dönüştürülebilen, kağıt, plastık, metal ve cam şişeler, ticari hale gelen ürünlerin amblajları bugünün çöpleri haline gelmiştir.

O yıllarda, çıkan çöpler genellikle evlerde yanan  kömürlerin  küllerinden başka da  değildi. Bu küllerin döküldüğü alanlara küllük denir ve toprakla karıştırıldığında çevre kirliliği yönünden hiçbir zararı olmazdı.  O  günlerde de insanlar  vardı ve bugün organik dediğimiz besinlerle  besleniyordu. Refah düzeyimiz  arttıkça ve yaşam kalitesi yükseldikçe çöpler artmış ve bu koşullar çercevesinde, daha artmağa da devam etmemesi için toplumun bilinçlendirilmesine ve eğitilmesine çaba harcanmalıdır.

 

 

 

 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.