Son güncellenme :25.04.2018 11:17

Anasayfa > Yazarlar > ŞEKER FABRİKALARINI SATANLAR KİME ÇALIŞIYOR

25.04.2018 Çar, 11:17

ŞEKER FABRİKALARINI SATANLAR KİME ÇALIŞIYOR

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ülke çapında tepkiler sürerken, çeşitli çevreler tarafından şeker fabrikalarının satılmaması için hükümete verilen raporlar ve 1,5 milyondan fazla vatandaşın imzasına rağmen hükümet geri atmamıştır. Seçim sandığı geldiğinde, millet ne isterse o yapılacaktır diyenler, sektördeki yüzbinlerce kişinin bu itirazına kulak tıkamışlardır. Hükümet, sadece nişaşta bazlı şeker (NBŞ) ithalatındaki kotayı % 15 lerden %5 indirerek, kamu oyundaki bu tepkilerin önünü kesmek istemiştir.
Köylünün,çiftçinin ve halkın muhalefetine rağmen, satışa çıkarılan 14 Şeker Fabrikasından, Bor(Niğde), Kırşehir, Yozgat, Çorum ve Kayseri Şeker Fabrikaları satılmıştır. Şehir içinde kalan geniş arsaları ile depolardaki satışa hazır kristal şekerle, bundan 7 yıl önceki değerinin altında yok fiyatına adeta peşkeş çekilmişlerdir. Nitekim, Tutgu Gıda tarafından 330 milyon liraya alınan Kırşehir Şeker Fabrikasının satışını, özelleştirme Yüksek Kurumu (ÖYK) bile onaylanmadan, depolarındaki 90.000 ton kristal şekeri satılması için başka depolara taşınmıştır. Kırşehir Şeker Fabrikası, depodaki şekerin piyasa değeri üzerinden alınmış ve fabrika bedavaya getirilmiştir. Yazıklar olsun, millet malını bedava verenlere.. Hak, hukuk, kul hakkı, beytülmal nerede kaldı? Söylenecek söz çoksa da, millete vereceği zararında, yenecek yutulacak yanı yok.
Hükümet, kamunun elindeki şeker fabrikalarını, bedavaya elden çıkarırken, diğer yandan acele bir kararla, kanserojen şeker diye bilinen nişaşta bazlı şeker(NBŞ) ithalatının önündeki gümrük duvarlarını tamamen kaldırmıştır. Bu karara göre, Resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca bu yıl Bosna- Hersek’ten 20.000 ton NBŞ ithal edilecektir. Yıl sonuna kadar, NBŞ olarak bilinen saf laktoz, maltoz, glikos ve fruktoz ile şeker şurupları ve sunni bal ithal edenler, 20. 000 ton alımında gümrük vergisi ödemeyecekler, NBŞ ile birlikte Türkiye’de yaygın olarak kullanılan ve sağlığa zararlı olduğu bilinen sunni balın ithalatının önüde açılmış olmuştur. İthalatına karar verilen 20 bin tonluk NBŞ’nin, Türk Çiftçisinin ürettiği pancardan elde edilen 28 ila 30 bin tonluk doğal şekere eşit bulunmaktadır.
Satılığa çıkarılan 14 şeker fabrikasında, yılda 7 milyon ton şeker pancarı işlenmekte, 947 bin ton şeker, 322 bin ton melas, 2 milyon 74 bin ton yaş küspe üretilmektedir. Melastan alkol üretildiği gibi, melas ve yaş küspe, köylümüze verilerek hayvancılığımızın ihtiyacını yıllardan beri karşılanırken, kapatılan fabrikalar sayesinde ot bile ithal edilir hale gelmiştir. Hayvancılığı destekleyen, özelleştirilen şeker pancarı fabrikaları, kapatılır ve bu fabrikalar, hurda fiyatına satılacak olursa, pancar tarımı ile hayvancılığımızda bitecektir. Tarlalarımız ekilemeyecek, köylümüz işsiz kalacak, köylerimiz boşalacaktır.
Halbuki, Dünya’da 2016/2017 döneminde toplam üretim 168 milyon 335 bin ton olmuştur. Bunun %77’si şeker kamışından, %23’ü de şeker pancarından elde edilmiştir. Aynı dönemde, dünyada 5 milyon 869 bin ton şeker açığı bulunduğundan, şeker üretimi AB ve ABD de sürekli arttırılmaktadır. Çin ve Hindistan ise hem üretici ,hemde şeker ithalatcısı durumundadır. Fransa’da ise şeker pancarı kullanılan fabrikalarından, yılda 4,5 milyon ton şeker üretilmekte ve 2,5 milyon tonunu kendisi kullanmakta, kalanını ise ihraç etmektedir.. Fransa’da üretilen şeker pancarının %80 kamuya ait kuruluşlar tarafından yapılmakta ve her yıl şeker üretimi arttırılmaktadır. Almanya’da ise, şeker ihtiyacı yine şeker pancarından karşılanmaktadır.
ABD li Cargill’in, genetiğinle oynanmış mısırdan ürettiği, nişaşta bazlı şekeri, (NBŞ) kendi ülkesindeki, vatandaşlarına bile kullandırılmadığı gibi, ülkemize kurduğu fabrikalarda ürettiği şekeri de bize satmağa çalışmaktadır. Cargill’in bütün gazetelere verdiği tam sayfa ilanlarla nişaşta bazlı şekerin veya fruktozun sağlığa zararları olduğunun iddialarının kanıtlanmadığı belirtilerek, kamu oyunu yanıltılmağa çalışılmaktadır. Halbuki, bütün dünyada, şekerin insan sağlığına verdiği zararların, nişaşta bazlı şekerde, çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Avrupa ülkelerinde bu şeker türünün üretimi ve toplam üretim içindeki kotası, Fransa’da sıfır, Almanya’da ise, %1,5’u geçmemektedir.
Bütün dünyada, insan sağlığı bakımından tehlikeli olduğu kanıtlanmış, mısır şurubunun (NBŞ) tüketimi, Almanya ve Fransa gibi, Avrupa ülkelerinde sınırlandırılırken, ülkemizdeki üretim 1 milyon ton kapasitesine ulaşmıştır. Türkiye’de, ikisi Cargill’e ait, kurulu on adet tesiste üretilen ve gerektiğinde ithal edilen NBŞ’nin %15 olan kotasını bile yeterli görmediğinden yükseltilmesini istemektedir. Cargill yetkilisinin basında yer alan açıklamalarına bakılırsa, şeker piyasasının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Daha önce, Türk Şeker A.Ş. ne ait olan Alkol Fabrikası da kapatılmış, sonrada içki üretimi dışında hastanelerde uçaklarda da kullanılan ve ülkemizin ihtiyacı olan alkol, şimdi 62 adet ithalatcı firma tarafından yurt dışından ithal edilmektedir.. Şeker üretimi sırasında ortaya çıkan melastan üretilen etilalkol bile akaryakıta karıştırılarak kullanılma imkanı varken, bu fabrikaların kapatılması hangi gerekçeye dayanmaktadır ?
NBŞ’in çok ucuz, raf ömrünün uzun ve diğerine göre, daha tatlı olması dolayısıyla, helva, reçel, çeşitli şekerlemeler, baklava ve unlu tatlılar, bisküit, çikolata, gazlı ve meyve sularında ve çeşitli ürünlerde kullanıldığını dikkate alırsak, nişaşta bazlı şekerlerin zararları, tüketici milyonlarca kişiyi yakından ilgilendirmektedir. Marketlerde satılan paketlenmiş binlerce üründe, NBŞ bulunmasına rağmen, ürünün içeriğinde açıkca NBŞ belirtilmediğinden tüketici bunun zararlı olduğunun farkında bile olmadan bu ürünleri tüketmektedir. Vatandaşın sağlığı biraz düşünülüyorsa, paketlenmiş ürünlerin, sakaroz veya glikoz- furoktoz olduğu açıkca belirtilmelidir. ABD başta olmak üzere diğer ülkelerin kendi milletine yedirmedikleri NBŞ’in zararları milletimizden saklanmamalıdır.
NBŞ’in insan sağlığına verdiği zararları kısaca, özetlemek gerekirse, başta kanser, alzheimer ve felç olmak üzere, bir çok hastalığa neden olmaktadır. Karaciğeri yağlandırarak, karaciğerin fonksiyonlarını bozmakta ve insilün direncini geliştirmektedir. Kalb ve damar hastalıklarını arttırmaktadır. İnsanlarda tokluk hissini ortadan kaldırdığından, obeziteyi tetiklemekte ve kısırlığa neden olmaktadır. Aşırı ürik asit üretimi dolayısıyla, NBŞ damarlarımızı, eklemlerimizi, böbreklerimizi çürütmektedir. Bu şekeri kullananlarda gelişen diabet hastalığı ise on değişik hastalığa neden olduğuna göre, hastanelerin yetmemesi ve hasta bir toplum olmamızın nedenleri artık, açıkca belli olmuştur.
Bütün dünyada kişi başına şeker tüketimi artmaktadır. Dünya nüfusundaki artışta göz önüne alındığında, insan sağlığı için pancar bazlı (sakaroz) şekerdeki talep de büyük bir artış olacağı anlaşılmaktadır. O bakımdan, bugüne kadar özelleştirilen yerlerde yapıldığı gibi, şeker fabrikalarında da gerekli yenileme çalışmaları yapılarak, kapasiteleri arttırılsaydı, şeker ithal eden ülke yerine şeker ihraç eden ülke olabilirdik. Fabrikaları satmak yerine, Dünya’nın şeker açığı olan yaklaşık 6 milyon şekeri Türkiye üretmiş olsaydı, ihracattan yaklaşık 15-20 milyar TL. gelir yanında, hayvancılığımız gelişir ve et ithalattından da kurtulabilirdik.
Zarar etti diye gösterilen bu fabrikaların ürettiği şekerler ihraç edilebilirken satılan bu fabrikaların bakım ve onarımları yapılarak kapasiteleri arttırılmış olsaydı, Türkiye, bazı tarım ürünlerinde olduğu gibi, fındıkta, çayda, incirde, üzümde ve zeytinyağda olduğu gibi şekerde de ihracatta önemli bir yere gelebilirdik. Bugün köylerimizde oturan 16 milyon yurttaşımızın, tarımda ve hayvancılıkta geçimini sağlayabilirdik.
Şeker pancarı fabrikaların satılıp, şeker sektörünün, kağıtta, tütünde, pamukda ve hayvancılıkta ülkemizin geldiği yer, herkes tarafından bilinmektedir. 1990 lı yıllarda, kendi kendine yeter durumdaki ülkemizin, her ürünü ithal eder duruma geldiği ortada.. Şeker fabrikalarının kapatılıp, zarar ediyor gerekçesiyle satılmasıyla, köylü pancar tarımını kaybedecektir. Şeker ithal edilir hala gelecek, ABD ve AB ülkelerinin pazarı olacak, stratejik ürün olan şeker, emperyalist ülkelerin eline geçecektir. Nişaşta bazlı şeker, binlerce üründe kullanılarak, sağlıksız bir toplum daha da yaygınlaştırılarak, kanser, diyabet ve alzheimer hastalıkları baş edilmez hale gelecektir.
En önemlisi de, şeker sektöründe anahtar teslim fabrikalar yapan, şeker dışında pancarın her parçasını değerlendiren kamu kuruluşu Türk Şeker A.Ş’nin şeker teknolojisinde kazandığı birikimde kaybedeceğiz. Şimdi, bunlar olurken ülkemizin bu satıştan ve özelleştirmelerden hiçbir yararı yokken, bundan yararlanan, küresel sermaye ve emperyalist ülkelerle, bu imkanları yandaşlara sağlayanlar açıkca görülmüyormu ? Şeker fabrikalarını satanlara, o zaman kime ve kimlere çalıştıklarını bu millet sormayacak mı?

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.