Son güncellenme :08.06.2018 12:18

Anasayfa > Yazarlar > ŞEKER FABRİKALARI UCUZA DEĞİL BEDAVAYA GİTTİ

08.06.2018 Cum, 12:18

ŞEKER FABRİKALARI UCUZA DEĞİL BEDAVAYA GİTTİ

Özal döneminde başlayan ve AKP iktidarıyla hızlanan özelleştirmelerle, ülkemizin 95 yıllık tüm birikimleri yok fiyatına satılmış ve kamu kuruluşları el değiştirmiştir. Milletimizin malları yandaşlara adeta peşkeş çekilerek, devlet eliyle büyük sermaye sahipleri yaratılmıştır. Dolayısıyla, 1986 yılından bugüne kadar 220 den fazla kamu kuruluşu satılmış, bunun %86’sı AKP döneminde gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu satışlardan da, toplam 68,4 milyar dolar sağlanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından AKP iktidarına kadar, gelmiş, geçmiş iktidarların bu kuruluşlar için harcadığı 700 milyar dolar olduğu düşünülürse, bu tesisler, ortalama olarak değerinin onda biri fiyata verildiği anlaşılmaktadır.
Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra kurulan ve ülke ekonomisini çok kısa zamanda ayağa kaldıran, şeker fabrikalarının satışı ise geçtiğimiz aylarda apar topar ihaleye çıkarılmıştır. Nişaşta bazlı şeker(NBŞ) üreten Cargill’in, Ocak/2018 ayında yayınladığı rapordan sonra, hükümetin hemen özelleştirilmeye başlanması, kafalarda soru işareti yaratmıştır. Köylünün, çiftçinin ve halkın karşı çıkmasına rağmen, 51 ili ilgilendiren 14 şeker fabrikasının satışı için hükümet tarafından geri adım atılmamıştır. Şehir içinde kalan geniş arsaları, depolardaki satışa hazır kristal şekerler ve kasalardaki paralarla birlikte, 7 yıl önceki değerinin altında yok fiyatına yandaşlara sunularak, onaylanan 11 şeker fabrikasından yaklaşık 4,565 milyar TL gelir sağlanmıştır. Böylece, özelleştirme adı altında, milletin varlıkları yandaşlara aktarılmış ve kamu bu satıştan 2 milyar 45 milyon TL zarar etmiştir.
Nitekim Tutgu Gıda tarafından, 330 milyon liraya alınan Kırşehir Şeker Fabrikasının satışını, özelleştirme Yüksek Kurumu (ÖYK) bile onaylanmadan, depolarındaki 90.000 ton kristal şeker, hemen başka depolara taşınmıştır. Ne yazık ki, Kırşehir Şeker Fabrikası, depolarındaki şekerin piyasa değeri üzerinden alınmış ve fabrika ucuza değil bedavaya getirilmiştir. Başka bir deyişle, fabrikaları satın alan şirketler, sadece stoklarındaki şekere para ödemişler, arazi ile fabrikaya ve kasadaki paraya ayrıca ödeme yapmadan sahip olmuşlardır. Türkiye’de zenginler devlet eliyle, bilhassa AKP döneminde böyle yaratılmıştır. Bunların sayısı çok olup, yeni zenginlerden, Limak İnşaat, Cengiz Holdinğ, Torunlar, Kalyon ve Cevahirler nasıl zenginleştiler, bir inceleyin
Daha öncede olduğu gibi, bu özelleştirmelerde de, milletimizin desteği alınmamış, halkımızın satışlara rızası olmadığı gözetilmemiştir. Bu fabrikaları alanların, depolardaki şekeri satarak, fabrikaların parasını buradan karşılamakla milleti kandıramazsınız. Her şeyde helal haram lafını dillerine pelesenk edenlerin kapalı kapılar ardında aldığı bu fabrikalar helal da değildir. Olası iktidar değişikliğinde, alanda satanda bunun hesabını muhakak vereceklerdir.
Nitekim, satışa çıkarılan fabrikaların bulunduğu yerlerde, 5.600 kişi ile yüzyüze yapılan anket sonuçlarına göre, şeker fabrikalarının ucuz satıldığı, fabrikalarını olduğu illerde ekonominin zayıflayacağını, ülke ekonomisini olumsuz etkileneceğini, fabrikalardaki işçi sayısını azalacağını ve gelirlerini düşüreceğine inanılmaktadır. Halkın %65’i stratejik ürün olduğu ve bu özelleştirmelerin uzun vadede ekonomiye zarar vereceği belirtilmiştir. Ankete katılanların %20’si bilgi sahibi olmadığını, %15’i ise, önemli değil, dışardan ithal edilir demiştir. Her şeyde olduğu gibi, işte bu %20 ile %15 lik lik kısım ülkemizi karartmaktadır.
Bildiğimiz kadarıyla, fabrikaları alanlar beş yıl boyunca çalıştıracaklardır. Ancak, daha önceki yıllardaki özelleştirmelerde olduğu gibi, şartnamelerde, fabrikaların hurda fiyatına satılmasını ve geniş arsaların imara açılmasını engeleyecek herhangi bir yaptırım bulunmamaktadır. Özelleştirilen şeker pancarı fabrikaları, kapatılır ve bu fabrikalar, hurda fiyatına satılacak olursa, hayvancılığımızın ihtiyacı olan melas ve yaş küspe, yerine daha fazla ot ithal edilir hale geleceğiz..Et ithalatı ile dışa bağımlı hale geleceğiz ve gıda güvenliğimiz tehlikeye girecektir. Köylerimizde oturan 16 milyon yurttaşımız, tarımdan ve hayvancılıktan geçimini sağlayamayacaktır. Tarlalarımız ekilemeyecek, köylümüz işsiz kalacak, köylerimiz tamamen boşalacaktır. Bu tabloda, ülkemizi kalkındıracak, huzur ve mutlu bir gelecek var mı?
Kaldı ki, gizli ihale şartnamesine göre, ihaleleri kazanan şirketler isterlerse şeker fabrikalarını veya üretim kotasını başka şirketlere de devrebileceklerdir. Bundan da anlaşılacağına göre, fabrikaların NBŞ üreticisi Cargill’e satılması için yasal olarak hiçbir engel kalmamıştır. Hükümet, kamunun elindeki şeker fabrikalarını, bedavaya elden çıkarırken, diğer yandan acele bir kararla, kanserojen şeker diye bilinen nişaşta bazlı şeker(NBŞ) ithalatının önündeki gümrük duvarlarını da tamamen kaldırmıştır.
Bu karara göre, Resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca bu yıl Bosna- Hersek’ten 20.000 ton NBŞ ithal edilecektir. Yıl sonuna kadar, NBŞ olarak bilinen saf laktoz, maltoz, glikos ve fruktoz ile şeker şurupları ve sunni bal ithal edenler, 20. 000 ton alımında gümrük vergisi ödemeyecekler, NBŞ ile birlikte Türkiye’de yaygın olarak kullanılan ve sağlığa zararlı olduğu bilinen sunni balın ithalatının önüde açılmış bulunmaktadır.
Bütün dünyada, insan sağlığı bakımından tehlikeli olduğu kanıtlanmış, mısır şurubunun (NBŞ) tüketimi, ABD ile Almanya ve Fransa gibi, Avrupa ülkelerinde sınırlandırılırken, ülkemizdeki üretim 1 milyon ton kapasitesine ulaşmıştır. NBŞ’in çok ucuz, raf ömrünün uzun ve diğerine göre, daha tatlı olması dolayısıyla, çeşitli ürünlerde kullanıldığını dikkate alırsak, nişaşta bazlı şekerler ülkemizde de yasaklanmalıdır. Marketlerde satılan paketlenmiş binlerce üründe, NBŞ bulunmasına rağmen, ürünün içeriğinde açıkca NBŞ belirtilmediğinden tüketici bunun zararlı olduğunun farkında bile olmadan bu ürünleri satıalmaktadır. Vatandaşın sağlığı biraz düşünülüyorsa, paketlenmiş ürünlerin, sakaroz veya glikoz- furoktoz olduğu açıkca belirtilmelidir. ABD başta olmak üzere, AB ülkelerinin kendi milletlerine yedirmedikleri NBŞ’in zararları ülkemizde de açıkca bildirilmelidir.
Ülkemiz, 1990 lı yıllarda, kendi kendine yeter durumdaki altı ülkeden biri iken bugün her türlü tarım ürünlerini ithal eder duruma gelmiştir. Özelleştirilen yerler, Tekel’de olduğu gibi yabancıların eline geçmesi halinde, tütünde olduğu gibi şekerde de , ABD ve AB ülkelerinin pazarı olabiliriz. Binlerce üründe kullanılan, ve stratejik ürün olan şeker, emperyalist ülkelerin eline geçmesi halinde, sağlıksız bir toplumda kanser, diyabet ve alzheimer hastalıkları, baş edilmez hale gelecektir.
Zarar etti diye gösterilen bu fabrikaların ürettiği şekerler ihraç edilebilirken satılan bu fabrikaların bakım ve onarımları yapılarak kapasiteleri arttırılmış olsaydı, Türkiye, bazı tarım ürünlerinde olduğu gibi şeker ihracatında da önemli bir yere gelebilirdi. Nitekim, şeker pancarı tarımı için Türkiye çok uygun iklim şartlarına sahiptir. Genellikle 400- 1200 metre yüksekliğinde ki arazilerde üretilebilen şeker pancarı için, bol güneş, nem ve düzenli yağışlar ile kumlu, balçıklı ve özlü toprak bakımından Türkiye, Avrupa ülkelerine göre çok daha uygundur. Avrupa’da üretilen pancarlarda %16 oranında şeker bulunduğu halde Türkiye’de yetiştirilen pancarlarda da %17,5 oranında şeker bulunmaktadır. Şeker pancarından sonra ekilen yazlık arpada %20, buğdaydan %17 daha fazla ürün alınmaktadır. Dolayısıyla, şeker pancarı üretimi, buğday ve arpa üretiminde ülkemiz için çok yararlı olup, şeker pancarı tarımımdan vazgeçilmemelidir. AB ülkelerine göre, pancar tarımında verimliliğin arttırılması için, modern tarım makineleri alımında desteklenmelidir. Çiftçilerimiz çeşitli araçlarla eğitilerek, mekanize tarım makineleri ile insan gücü kullanılmadan ekilip, hasat edilmelidir.
Dünya’da 2016/2017 döneminde toplam üretim 168 milyon 335 bin ton olmuştur. Bunun %77’si şeker kamışından, %23’ü de şeker pancarından elde edilmiştir. Aynı dönemde, dünya’da 5 milyon 869 bin ton şeker açığı bulunduğundan, şeker üretimi AB ve ABD de sürekli arttırılmaktadır. Almanya’da ise, şeker ihtiyacı yine şeker pancarından karşılanmaktadır. Moderrn tarım makineleriyle pancar tarımında verimliliğin arttırılması ile ülkemizde şeker sektörü, bütün ulusların ürünleriyle rekabet imkanı kazanacaktır. Böylece, hem ülkemizin, hemde dünyanın şeker ihtiyacını karşılayarak, şeker ihracatcısı ülke olma hedef alınmalıdır. O yüzden, şeker pancarından şeker üreten fabrikalarımız ayakta kalmalı, kapasiteleri arttırılmalıdır. Böylece, binlerce çiftçimiz geçimini buradan karşılamalı ve hayvancılığımız da geliştirilmelidir.
Bunlarla birlikte, şeker sektöründe anahtar teslim fabrikalar yapan, şeker dışında şeker pancarının melasını ve küsbesini değerlendiren kamu kuruluşu Türk Şeker A.Ş’nin şeker teknolojisindeki kazandığı, teknik ve teknolojik birikimini korumalıyız. Kütüphaneleriyle, arşivlerine ve Şeker Enstitüsü’ne, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sahip çıkmalıdır. Şeker fabrikalarına ihtiyaç olduğu gibi, Ülkemizde çalışacak fabrikaların, tamiri bakımı ve geliştirilmesi veya kapasite arttımı için “Şeker Makine Fabrikalar, Elektronik Aygıtlar Fabrikası, Tohum Üretme Tesisleri ile Alkol Tesislerine ihtiyaç her zaman olacaktır. Türk Şeker A.Ş. şirketi, bu konuda yeni kuruluşlar kuruluncaya kadar bu kuruluşları çalıştırmaya devam ettirmelidir. Daha mükemmel şirketler ortaya çıkarsa, mevcut fabrikalar, şeker üretiminde çalışma koşuluyla özel şirketlere değer fiyatı üzerinden devredilebilir.
Ülkemiz, bu satıştan ve bundan önceki satışlardan hiçbir yarar sağlayamamıştır.. Olan olmuş, hiç olmazsa, özelleştirmelerden tek yararlanan, küresel sermayeyi ve emperyalist ülkelerle, bu imkanları yandaşlara sağlayanları artık fark edilmemelidr. Bunlara babuç bırakmamalı ve değişen şartları ülkenin yararına dönüştürmeliyiz. Bu tesisleri kuranlar, herhangi bir ideolojik amaçla kurmamışlardır. Eskiyen teknolojiler ortadan kaldırılır veya hurdası satılabilir, gerekirse daha iyi çalıştıracaklara devredilebilir. Tek şartla, milletin ve devletin malları, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeden, içirmeden değer fiyatından satılmalıdır.
Seçim dönemi sonrası, AKP iktidarda kalması halinde, şeker sektöründe geride kalanlarda satılacak veya kapatılacaktır. Bu durumda, ülke çıkarları için, sektörün gelişmesini sağlayacak Türk Şeker A.Ş ve yan kuruluşlarına dokunulmamalı, şeker tarımının gelişmesi ve insanlarımızın sağlığının korunması için belirtilen bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır. Olası CHP İktidarında ise, satılan fabrikaları geri alınsada, burada belirtilen hususlar onlar içinde aynı şekilde geçerli olup, çiftçimiz, köylümüz ve ülke ekonomisi için çok önem verilmelidir.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.