Son güncellenme :01.03.2016 9:26

Anasayfa > Yazarlar > SALAKLIĞIN ALEMİ YOK

01.03.2016 Sal, 9:26

SALAKLIĞIN ALEMİ YOK - Yüksel Sarı

SALAKLIĞIN ALEMİ YOK

1789 Büyük Fransız Devrimi ile kral XVI Louis tahtan indirilip tutuklandığında isyanın kendi ülkelerine yayılmasından korkan Avrupa monarşilerinin aldıkları tek bir karar vardı;

            “Devrim Fransa’nın kendi toprakları içinde boğulmalıdır”

           İngiltere,Avusturya,Prusya,Hollanda ve İspanya dört bir yandan Fransa’nın üzerine çullandıklarında  Fransız devrimi bir anda bağımsızlık savaşına dönüştü.

Fransız devrimcileri işgalcilere karşı  en az onlar kadar kararlı bir yanıt vermişti;

“Tek ve bölünmez Fransa Cumhuriyeti”

             Kuzey Fransa’da Okyanus kıyısında yaşayan Vandee halkı ise Fransızca bilmediğinden cumhuriyetçi fikirleri anlayamamıştı. Bu yüzden, tarihsel nedenlerle kendilerine yakın gördükleri İngiltere tarafından kolaylıkla kandırıldılar ve  devrime karşı ayaklandılar.

Vicktor Hugo “1793 devrimi” adlı eserinde  onları şöyle anlatır.

Asilerin ağzından çıkan tek çığlık ‘yaşasın İngilizler’dir.”

            Vandee isyanı bastırıldı ve cumhuriyetçi devrim başarıya ulaştı. Devrimin önderleri bu  isyan nedeniyle bir ülkenin milli birliği için dil birliğinin ne kadar önemli olduğunu anlamışlardı.

O günden sonra sloganlarına bir yenisi daha eklendi;

“Bütün Fransızlar Fransızca konuşmalı”

Milli birlik için dil birliğinin korunması zorunluluğu, Fransa’nın kendi tarihinden çıkardığı en önemli derslerden birisidir. Bugün bile Fransızlara Fransızca dışında bir dili konuşturamıyorsanız, sizi anlamalarına rağmen anlamamış gibi davranıp ısrarla Fransızca konuşmanızı bekliyorlarsa sebebi işte budur.

Fransa’da hükümet yayınları, eğitim sistemi, yasal sözleşmeler, hatta reklamlar bile Fransızcadır. Elbette yerel diller de vardır. Ama o dillere tanınmış hiçbir ayrıcalık yoktur.

Bir de bizde yıllardır süregelen ana dil tartışmalarını düşünün.

Yakılan okulları, öldürülen öğretmenleri, samimi olmayan söylemleri hatırlayın.

Sonra reklam tabelalarına bir bakın

Kebapçı yerine keb-up,Vişneci yerine Whisneci, Köfteci yerine Kofteachi, Dönerci yerine de Donerchi…

Ya da, dil birliğinin sağlanmasında en önemli araç olan, esasen böyle bir görevi de bulunan televizyon programlarını izleyin.

Elindeki kepçeyi sallayarak size yemek tarifi veren, Türkçe bilmeyen ama Türkçe konuşan bir yabancı…

Sırtında çantasıyla bizim ülkemizde dolaşıp, ülkemizi bize anlatan, Türkçe bilmeyen ama Türkçe konuşan bir başkası…

Gereksiz yere yabancı kelime kullanmayı marifet sayan aydın bozuntuları, yeni yetme yazarlar…

Biz bunlarla uğraşırken, İtalya’nın Verona kenti belediye meclisi bizim kebap’ı yasakladı. Bundan böyle kent merkezinde kebap işletmelerine kesinlikle izin verilmeyeceğini açıkladı.

İtalyan basını da yasağın adını koydu;

“Kebap Yasağı”

Kentin belediye başkanı olan Flavio Tosi’nin  kebap yasağını savunurken söylediği  sözler  inanılır gibi değil;

“ Hem kent merkezinin tarihi ve mimari mirasını hem de Verona bölgesinin kültür ve geleneklerini korumak için bu kararı aldık. Bu önlem sayesinde, kentin onuruna zarar veren yiyecekler hazırlayan ve satan işletmelere izin verilmeyecek”

Onlar kendi kültürlerini koruyabilmek için bizim kebaba karşı mücadeleyi onur meselesi yapmışlar.

Tamam ! Biz de  onlar gibi yapalım demiyoruz.

Tamam ! Biz de onlar  kadar ırkçı ve ayırımcı olalım istemiyoruz.

Amma ve lakin

Salaklığın da alemi yok!

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.