Son güncellenme :02.11.2017 11:32

Anasayfa > Yazarlar > Rodos- Simi İzlenimlerim 2

02.11.2017 Per, 11:32

Rodos- Simi İzlenimlerim 2 - Faruk Özyurt

Rodos- Simi İzlenimlerim 2

RODOS gezimizi Rehberimiz Yunus Beyin verdiği saatte Otobüste yerimizi aldıktan sonra Sağ tarafımızda kalan Rodos un en uzun plajı ve karşıda Bozburun dağlarını seyrederek gezimizin ikinci durağı olan Akropolis’e doğru hareketle, yol boyunca Rehberimizin vermiş olduğu bilgileri not tutuyor bir taraftan fotoğraflıyorduk. İlk giden bizler iyi kare yakalamak adına Otobüs içersinde yarış halindeydik. Şehrin yükseklerine doğru ilerledikçe manzaralı tepelerde dört tarafı duvarlarla çevrili bahçeli dubleks evler karşımıza çıkıyor, Dizaynı farklı bu evlerde geliri yüksek kalbur üstü kişiler yaşıyormuş.
Akropolis’e vardığımızda park alanı dolu olduğundan Otobüsümüz bir üst yola yöneldi. Otobüsün park ettiği Şehrin en yüksek hakim noktasında ki bu geniş alan koruma altında iken aynı zihniyet burayı yakmış.Otobüsten inince etrafı yeşile örülmüş kara yaygı’ya basmış hissettim.
Akropolis şehrin en yüksek yerinde inşa edilmiş. Helenistik döneme ait stadyum hala ayaktadır.Bu stadyumda eski Rodoslular ünlü atletizm oyunları olan Heleion yarışmalarını yaparlarmış. Tepenin en yüksek yerinde şehrin koruyucusu sıfatını almış olan Apollon tapınağı çevreye hakimdir. İlk olarak İtalyanlar sonrasında Yunan Arkeloji Dairesi savaşlarda bombardımanların meydana getirdiği tahribatları bir dereceye kadar onarmışlar olsalar da, Titanyum malzemelerin kullanıldığı asıl Restorasyon çalışmaları 1996 yılında başlamış olup günümüzde hala devam etmektedir.
KALE İÇİ GEZİMİZ
Kale içini gezmek üzere tekrar Otobüste yerimizi aldıktan sonra kısa bir yolculuğun ardından Rehberimiz eşliğinde Otobüsten inip Kale içine yöneliyoruz. Rodos Kalesi yapı olarak çok muhteşem . Kalenin surları yer yer aşınmış olsa da halen ayaktadır. Surlarla Kaplı Kalenin hendekleride saldırılara karşı düşünülmüş. Kale içinde gurup halinde gezinti sırasında karşımıza çıkan Süleymaniye camisini fotoğraflamayı çalışırken, sokak içersinde alışık olmadığımız şekilde 50-60 yaşlarında birisiyle 17-20 yaş arası bayanın hıçkırıklar içersinde kavgasına şahit olduk.
Kale içi dar sokaklarında ilerlerken Şövalye Başkanların kaldığı, hendeklerle korunaklı İdari Binası önündeki Çınar Ağacın gölgesinde Rehberimiz Yunus Beyin anlatımı; 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman 200 bin askerle Rodos’u kuşatır. Sayı olarak 4500’ü geçmeyen Şövalyelere karşı 1/3 kayıp veren Osmanlıya Karşı yenileceklerini anlayan İspanyol Şövalye Başkanı Pargalı İbrahim Paşanın önceden yapmış olduğu teklifi diğer Şövalye Başkanlarından gizli kabul eder.Pargalı İbrahim Paşa İspanyol Şövalye Başkanının yardımcı olması durumunda affedileceğinin haberini göndermiştir. Bunu kabul eden İspanyol Başkanı tüm Cephaneleri toplatarak saklatır. Uzun yıllar saklı kalan cephanelik bir yıldırım düşmesi sonucu cephanelik patlar. Osmanlı döneminde yaklaşık 400 yıl harabe olarak kalan binalar, Rodos İtalyanlara geçince esasına uygun olarak 3 sene gibi kısa bir sürede tamirini yaparlar.
Yolumuz üzerinde Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesine uğruyoruz, Kapısındaki kitabeden 1793 yılında yapıldığını anlıyoruz. Hafız Ahmed Ağa’nın Babası tarafından bahçesine yaptırılan iki katlı okuma odaları ve bir kuyu bulunmaktadır. Ziyarete açık olan Kütüphane içersinde korunaklı çok eski kitapların sergilendiği bilgisini aldıktan sonra ayrılıyoruz.
B u sefer karşımıza Sultan Mustafa Camii çıkıyor, Deprem bölgesi Rodos ta daha önce yaşanan bir depremle minaresi yıkılan camii ibadete kapalı olduğunu öğreniyoruz.
Yolumuzun üstünde gurup olarak öğle yemeğimizi yedikten sonra Rehberimiz bizi bir saat gibi serbest zaman sonrası tarif ettiği Hipokrat Meydanında buluşmak üzere ayrıldık.
Araç Trafiğine kapalı dar sokağın sağlı sollu küçük dükkânların önünden, Gurubumuz bireylerinden Seher Hanımla Sokrates caddesinden aşağıya doğru yürüyerek ortasında şadırvanı olan meşhur Hipokrat Meydanına ulaşıyoruz. Kimilerinin Şadırvan Meydanı olarak da adlandırdığı bu alan adanın en hareketli ve eğlence yerlerine sahip, Özellikle geceleri hediyelik eşya satan dükkânlar, cafe-bar, tarzı dükkânları ile canlı ve keyifli bir yer. Gurubun toplanmasını beklerken çalışanlarının Türkçe konuştuğu kafeteryada birer soğuk bir şey içtikten sonra elinde pankartı gün boyu başından çıkartmadığı beyaz fötr şapkasıyla görünen rehberimiz Yunus Beyin işaretiyle toplandıktan sonra Denize doğru yürüyerek, Kale çıkışında bizi bekleyen otobüslerde tekrar yerimizi aldıktan sonra konaklamak üzere Otelin yolunu tuttuk.
Gezimiz devam edecek.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.