Son güncellenme :02.10.2017 11:40

Anasayfa > Yazarlar > ÖNEMLİ BİR DAVRANIŞ DEFOSU: GÖLGELERLE SAVAŞMAK

02.10.2017 Pts, 11:40

ÖNEMLİ BİR DAVRANIŞ DEFOSU: GÖLGELERLE SAVAŞMAK

Hataları ve yetmezlikleri ile yüzleşemeyenler, bir zaman sonra gölgeleri ile savaşmak zorunda kalırlar. Böyle bir sonuç insanoğlunu yıpratan, karasızlık ve kaosa sürükleyen ve onu içsel anlamda tüketen bir süreçtir. Bu sürecin artarak ya da azalarak devam etmesi, kişinin nefsine ve yaşadığı hayata odaklanmasının dozu ile ilgili bir durumu ifade eder. Yani, nefsine ve hayatına aşırı odaklananlar, kendileriyle yüzleşmekten çekinip içine dönerken, hayatı olağan biçimde yaşayanlar ise, yüzleşerek kendilerini yenileyip, defolarından kurtulabilirler.
Hırsa ve nefse odaklanmak, insanı rasyonaliteden uzaklaştırarak, duygusallığa mahkum eder. Duygusallık ta onu kırılgan, tatminsiz, bencil ve hayalperest yapar. İnsanoğlunun hayalleri gerçeğin yerine ikame ederek yaşaması, problemli bir durumdur. Çünkü hayal gerçeğin kendisi olmayıp, insanoğlunun içsel dinamiklerinin şekillendirdiği ve duygusallığının örüntülediği gölgelerin toplamıdır. Gölgeler, hayatın akışına bağlı olarak yer değiştiren veya ortaya çıkıp yok olan ya da kişiden kişiye değişen göreceli zihni kabullerdir. Bunlar bazen, insanoğlunda motivasyon etkisi, çoğu zaman da, kırılma ya da dökülmelere neden olur.
Bu yüzden insanoğlu; sık sık kendisini, hayatını ve ilişkiler sistemini çek ederek, defo ya da yetmezliklerini azaltmalı, davranışlarını rasyonalize ederek gerçek hayatın içinde yer almalıdır ki, gölgelerle savaşmak zorunda kalmasın. İnsanoğlunun gölgelerle savaşmasının pek çok nedeni vardır. Bunlar; duygusallık (kırılgan ve içe dönmeye uygun bir yapı ), geçmişte yaşanan olumsuz tecrübeler ( başarısızlıklar, engellenmeler, dışlanma ve ötekileştirilme.), Öz güven eksikliği, güven algısı ya da duygusunun sarsılması, hak ya da yetki gaspları, korku atmosferinin oluşturulması vb. şeklinde sıralanabilir.
Bu ya da buna benzer sebeplerin ürettiği ve sağlık içermeyen bu davranışların sahibi olan insanoğlunun eylemleri; başkalarını yanlış imgeler üzerinden yargılama, onu iç dünyasında yok edilecek unsur olarak kabul etme, saldırma, tuzak kurma, kumpas yapma ve onun itibarsızlaştırılması konusunda her şeyi makul ve mantıklı bulma şeklinde ortaya çıkabilir. Böyle birisiyle sağlıklı ilişki kurmak mümkün değildir. Toplumda bu tür insanların ya da insani eğilimlerin artması, toplumu çatışmacı bir noktaya götürür. Artan terör eylemleri ve terör örgütleri, toplumda yükselen tahammülsüzlük, hırçınlık ve kavga potansiyeli bu bağlamda değerlendirilebilir.
İlişkiler sisteminde; gölgelerle savaşmak yerine, gerçeklerle yüzleşmeyi tercih etmek doğru bir davranıştır . Bunun için insani kültürel değerleri üretip, yaygınlaştırmak ve onu uygulamaya aktarmak gerekir. Zira bu değerlerin eylemleştirilmesi; anlamayı, paylaşmayı, paslaşmayı, empatiyi, ubudiyeti ve tevazuyu gerektirir. Daha doğrusu, insanlığı artırma ya da kendimiz olmayı deneme zorundayız. O zaman etrafımıza ve kendi iç dünyamıza olan farkındalığımız artar. İşte insanın gönlünü yumuşatacak çizgi ve insani duruş tam da burasıdır. Yani bu noktadır.
Toplumumuzun en kısa zamanda bu noktaya gelmesini diliyoruz.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.