Son güncellenme :12.01.2016 9:49

Anasayfa > Yazarlar > OBAMAYA MEKTUP

12.01.2016 Sal, 9:49

OBAMAYA MEKTUP - Yüksel Sarı

OBAMAYA MEKTUP

Hüseyin Barack Obama’ya

Gönderilmek üzere

ABD Ankara Büyükelçiliğine

Atatürk Bulvarı, No: 110, Kavaklıdere / ANKARA

Sayın Obama,

Her ne kadar mektubuma “ sayın “ diyerek   başlamış isem de, bilmelisiniz ki, gerçekten saygı duyduğum için değildir. Bunu milletimize has bir nezaket girişimi olarak kabul edebilirsiniz.

Televizyonlardan izlediğim kadarı ile iki dönem sürdürdüğünüz ABD başkanlığı görevinizin sonuna gelince, sizden öncekiler gibi, siz de türlü türlü şaklabanlıklara başlamışsınız. Komedyenlerle birlikte programlar yapıyor, insanları güldürüp sempati toplamaya çalışıyorsunuz.

Doğrusunu isterseniz, bizim için bu davranışlarınızın herhangi bir önemi yok. Komedyenliğinizi de istediğiniz kadar sürdürebilirsiniz. Fakat, birkaç gün önce yaptığınızı bir kez daha yapmayın derim!

Hani, ABD’de bireysel silahlanmadan şikayetçi olduğunuz, silah ruhsatına kısıtlama getiren kararnameyi yayınladığınız ve toplumun desteğinizi arttırabilmek için de, çocukları ölen bazı aileleri etrafınızda toplayıp ağladığınız, göz yaşlarınızı elinizle silip durduğunuz o görüntüler var ya, işte ondan söz ediyorum. Sakın bir daha bunu yapmayın diyorum!

Sayın Obama,

Biliyorum ki, sizler en melun planlarınızı sahte gözyaşları ardında gizlemekte pek yeteneklisinizdir. O nedenle sormak istiyorum; Sizin gerçekten bir kalbiniz var mıdır ve  gözlerinizden dökülenler  sahici göz yaşlarımıdır?

Aslında siz, CFR’ lerin ve  RAND Corporation’ların, en melun planlarının parçası olmaktan başka bir şey değildiniz. Bu nedenle sizden önceki başkanların başlattığı Büyük Ortadoğu Projesini siz de devam ettirdiniz. Bu amaçla ülkeleri işgal ettiniz. Yönetimlerini devirdiniz. İnsanların canavarca öldürülmelerine neden oldunuz. Onları yerlerinden, yurtlarından ettiniz. İnsanlığın üzerine bir karabasan gibi çöktünüz.

Söyler misiniz sayın Obama;

Sizin dünyanın öbür ucunda ne işiniz vardı? Sizden binlerce kilometre uzakta ve kendi halinde yaşamakta olan bu mazlum insanlardan ne istediniz? Yoksa sizin Florida’lı Geary’nin tavuğuna “kış “ mı demişlerdi? Neydi sizi binlerce kilometre öteye götüren ve  bu insanlık dışı katliamları yaptıran?

Birde, görev sürenizin bitimine birkaç ay kala ekranlara çıkıp,  ‘60 ABD vatandaşı bu silahlarla öldürüldü’ diye ülkenizde tabanca ve tüfek ruhsatlarına sınırlama getirip, güya göz yaşı döküp, şov yapıyorsunuz.

Söyler misiniz sayın Obama;

Tabancaya tüfeğe bu kadar karşısınız da, bu yüzden gözyaşı  döküyorsunuz da , sizin bütün dünyayı çepeçevre dolaşan nükleer silahlarınızdan,uçak gemilerinizden, görünmeyen bombardıman uçaklarınızdan, mazlum milletlerin evlerine barklarına yağdırdığınız, küçücük çocukları toprağın dibine gömdüğünüz Tomahwk,Cruise ve Patriot füzelerinizden  niye rahatsız olmuyorsunuz? Yoksa onları daha insancıl olarak mı görüyorsunuz?

Sayın Obama,

Bilesiniz ki, sizin ölen çocuklarınız bizim de  çocuklarımızdır. Sizin acılarınız bizim de acımızdır. Ancak, merak ediyorum. Altmış çocuğunuz için ikide bir gözlerinizi silip, burnunuzu çekiyorsunuz da, dünyanın dört bir yanında her gün acımadan öldürttüğünüz, yetim bıraktığınız, ana ve babalarından kopardığınız  milyonlarca çocuk için yüreğiniz nasıl taş gibi katı olabiliyor?

En çok can sıkıcı olan da  nedir biliyor musunuz?

Analarını,babalarını,kardeşlerini,komşularını canavarca öldürttüğünüz,evlerini başlarına yıktırdığınız  bu insanlar, çaresizce ve sadece ama sadece hayatta kalabilmek uğruna, çoluk çocuk ülkelerini terk edip , hiç bilmedikleri yerlere doğru yola çıktıklarında, bu insanlık dramını görmemek ve  rahatınızı bozmamak için kapılarınızı onlara sıkıca kapatmış  olmanızdır.

Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir kültür ve nasıl bir pişkinliktir ki, bütün bu acılara siz sebep olduğunuz halde, zerre kadar üzerinize alınmıyorsunuz. Küçücük bedenler kumsala vurmuş uzanırken, insanlık Akdeniz’in derin sularına gömülürken, rahatlıkla görmezden gelebiliyor ve üç beş aileyi karşınıza oturtup sahte gözyaşlarıyla şov yapabiliyorsunuz?

Acaba diyorum,

Utanın! desem utanır mısınız?

Belki de sahte gözyaşlarınız ve şaklabanlıklarınızla sempati kazanacağınızı, bu sayede görevinizden ayrıldıktan sonra bile, yeni görevler üstlenebileceğinizi hesaplıyor olabilirsiniz. Mümkündür.

Fakat, geçmişin unutulacağını  ve bu büyük insanlık dramında kendi rolünüzün  hatırlanmayacağını zannediyorsanız , fena halde yanılıyorsunuz derim.

Emin olunuz ki, ne yapsanız ve nerelere gitseniz kirli –kanlı geçmişiniz her daim sizi takip edecektir. Yanıp yıkılan şehirler, taş ve tuğla yığınları arasında çürümüş cesetler, ülkeleri parçalanmış, aileleri dağılmış perişan insanlar, Akdeniz sahillerinde dalganın her vuruşunda kımıldayan küçücük bedenler peşinizi bırakmayacaktır.

İnsanlığın en büyük felaketinin baş sorumlularından birisi olarak yaşayabildiğiniz kadar böyle yaşayacak ve öylece ölüp gideceksiniz.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.