Son güncellenme :12.12.2019 11:47

Anasayfa > Muğla, Yazarlar > MÜ’MİN, BAŞKALARININ GÜVENLİ OLMASINI SAĞLAYAN KİMSEDİR

12.12.2019 Per, 11:47

 

Dünya hayatının kullanma kılavuzu olan hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de hiçbir şüphe yoktur. Mübarek Kur’an, Allah’ın yasaklarından sakınanlar için bir hidayet kaynağı ve hakiki bir rehberdir.

Rehber, yol yürümek, bir yerlere varmak isteyen ve gideceği yeri soran kişiler için anlamlıdır. Bir yerlere gitmeyecek olan, yerinde oturan, hiçbir soru sormayanlar için rehberin, yol tarif eden ve yol gösterenlerin hiçbir önemi ve anlamı yoktur.

Kısaca Kur’an-ı Kerîm, Allah’ın yolunda yürümek ve O’na, cennete ulaşmak isteyenlere yol gösterir ve rehberlik eder. Kendisine soru sormayan, kendisiyle ilgilenmeyen kişilere Kur’an’ın söyleyecek sözü olsa da onların dinleyecek kulakları ve duyacak gönülleri yoktur.

Mümin; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve öldükten sonra dirilmeye kısaca Kur’an ve Hz. Peygamber’in (sav) haber verdiği her şeye inanan ve bunların hakikatini tüm kalbiyle onaylayan kimsedir.

Mü’min kelimesi “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, vaadine güvenilen” mânalarına gelir.

Muttaki mümin, Allah’ın haram kıldıklarından kaçan, helalleriyle yetinip mutlu olan mümin demektir. Müttakiler Allah’ın ve Peygamberimizin haber verdiği gayba (kıyamet, cennet, cehennem…) yani görüp duymadıkları haberlere kesinlikle ve kesinlikle inanırlar. Bu hususta hiçbir tereddüt bile yaşamazlar. Ve en önemli özellikleri ise namazlarını dosdoğru kılarlar. Namaz kılmayı bilmiyorlarsa hemen öğrenirler. Her gün bir önceki günden daha iyi olacak şekilde vakit kaybetmeden namazla ilgili bilgileri edinirler. Ve her vakit bir önceki vakitten daha şuurlu, daha huşulu ve daha güzel bir namaz kılarlar.

Ve kendilerine rızık olarak verilen her türlü nimeti, ihtiyacı olan insanlarla paylaşır. İlmi olan ilmini, vakti olan vaktini, parası olan parasını, tecrübesi olan tecrübesini, yiyeceği olan yiyeceğini paylaşır. Paylaşmak sadece para ile ilgili değildir. Mevla her insanı bazı yönleriyle zengin ancak bazı yönleriyle fakir yaratmıştır. Veya hayatın belli dönemlerinde bazı yönlerden zenginleşeceğiniz gibi bazı yönlerden de fakirlik yaşarsınız. Bazen paranız olmaz, bazen bilginiz bazen tecrübeniz yetmez, bazen de kendinizi takatsiz hissedersiniz. İnfak yani paylaşmak hayatın bir gerçeğidir ve kesinlikle zaruridir. Veren mutludur, paylaşmak güzeldir.

 

Her anımızı iyilikle bereketlendirme ve gelen her namaz vaktini kılarak geçirme bahtiyarlığını bizlere nasip eyle Ya Rabb. Cumamız mübarek olsun.

 

 

 

Peygamberimizden Portreler

 

 

Hz. Peygamber (sav), insanların karşılıklı olarak birbirlerinin haklarına riayet etmelerini, yapılan haksızlıkları dünyada iken telafi etmeleri gerektiğini vurgular: “Kim kardeşine haksızlık etmişse, onunla helalleşsin…” buyurur. (Buhari, Rikak, 48) Yapılan haksızlıkların ahirete bırakılmasını ise “müflis” benzetmesi ile anlatır:

Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. (İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak) iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr ve Sıla, 59)

(Kaynak: www.sonpeygamber.info/hz-peygamber-ve-hak-duyarliligi)

 

Dua Vakti

 

 

Hz. Süleyman’ın Duası:

“…Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”

(Neml Suresi, 19)

 

 

Kültür Deryamızdan…

 

 

Surre Nedir?

Sözlükte “içine altın ve para gibi kıymetli eşyaların konulduğu kese” anlamına gelen surre kelimesi terim olarak her yıl hac döneminden önce genellikle Mekke ve Medine halkına dağıtılmak için yollanan para, altın ve diğer eşyaları ifade eder. Haremeyn’e surre gönderilmeye ne zaman başlandığı tam olarak belli olmamakla birlikte bu âdetin Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh zamanında (775-785) ortaya çıktığı görüşü hâkimdir.

Haremeyn’e surre gönderme geleneği, XIX. yüzyılın başında Mekke ve Medine’nin Vehhâbîler’in yönetiminde kaldığı yıllar hariç 1915 yılına kadar kesintisiz sürdü. 1916 yılına ait surre, Şerîf Hüseyin’in isyanı sebebiyle Medine’de kaldı ve Mekke’ye ulaştırılamadı. 1917 ve 1918 yıllarına ait surre ise Dımaşk’a kadar gidebildi. Son Osmanlı padişahı VI. Mehmed, 1919’da surre yollanması için hazırlıkların yapılmasını irade ettiyse de gönderildiğine dair bir bilgi yoktur.

(Türkiye Diyanet Vakfı – İslam Ansiklopedisi, “Sürre” maddesi.)

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.