Son güncellenme :23.02.2016 9:25

Anasayfa > Yazarlar > LANET

23.02.2016 Sal, 9:25

LANET - Yüksel Sarı

LANET

Bir zamanlar bu gün Avrupa dediğimiz yerde;

Açlık, sefalet ve salgın hastalıklar kol geziyor; banyo ve tuvalet kültürü olmadığından sokaklarında yürünemiyor,din adamları para karşılığında cennetin tapusunu dağıtıyor, takır takır çalışan engizisyon  mahkemeleri de bilim adamlarını  zindanlara atıyordu..

İşte o tarihlerde Ortadoğu  coğrafyasında;

Bir milyonluk nüfusu, merkezinde kurulu bilim evi  ve  sıcak su hamamlarıyla Bağdat şehri göz kamaştırıyor,Gazze şehrinin tam ortasına büyükçe bir küre yerleştiren El Buruni gökbilim çalışmaları yaparken, El-Memun  da Suriye çöllerinde dünyanın çevresini hesaplıyordu.

Bırakırlar mıydı?

Papazlar toplandı ve  “Haçlı seferini başlattık” dediler. Bütün Hıristiyan alemi bu sefere katılmalıydı. “Soylu” zenginler bu sefer sayesinde daha da zenginleşeceklerdi. Ama       “soysuz”  yoksullar da unutulmamıştı. Onlar da hacı olacaklardı bu sayede. Öyle demişti papazlar.

Bölge halkları tek bir yürek olup dikildi bu amansız saldırının karşısına.

Sultan Kılıçarslan, Selahaddin Eyyubi ve diğerleri…vatanlarını savunmak ve uygarlıklarını korumak amacıyla yıllarca savaştılar. Fakat düşman çok kalabalıktı…

Barbardılar, Vandaldılar, yaktılar ve yıktılar. Çekirge sürüsü gibiydiler, geçtikleri yerde ot bile bırakmadılar.

On üç yıl önce  ABD başkanı aynı sözleri bir kez daha tekrarladı. ” Haçlı seferini başlattık “ diye. O da  emri tanrıdan aldığını söylüyordu.

Yine geldiler;

Amerikalılar,İngilizler,Fransızlar ve diğerleri…

Tomahawk, Curious, B12’ler ve uçak gemileri…

Bağdat yine yanıyordu. Kendi tarihçileri bile “binlerce yıllık uygarlık kül oldu “ diye ağlıyordu.

Bu sefer ne Selahattin Eyyübi vardı ne de Sultan  Kılıçarslan. Bölge halkları da  karşı koymuyordu bu “ haçlı “seferine.

Kimilerine yeni bir devlet, kimilerine de yeni bir ülke sözü verilmişti çünkü. Bu yüzden, kimi düşmanın bayrağını  taşıyor, kimi önüne düşüp yol gösteriyor, kimi de düşmanın verdiği silahla kardeşlerini öldürüyordu.

Bence o gün lanetlenmişlerdi.

Eğer bugün, milyonlarcası öldürülmüş, evleri başlarına yıkılmış, vatanlarından ayrı  düşmüşse; yarın  hayatta  olacaklarına dair hiçbir güvenceleri kalmamışsa, bilin ki, sebebi lanetlenmiş olmalarıdır.

Hala Şiicilik, Sünnicilik, Kürtçülük yapıp kardeşlerine kurşun sıkmaya devam ettiklerine göre, bu lanet yüzünden topunun birden köküne kibrit suyu dökülecek demektir.

Dileriz bir an önce bu gaflete son verirler.

Vermezlerse de lanet olsun!

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.