Son güncellenme :22.01.2020 13:45

Anasayfa > Muğla, Yazarlar > KÖMÜRLERİN YERALTINDA GAZLAŞTIRILMASI

22.01.2020 Çar, 13:45

 

 

 

Kömür, genellikler toplumda sadece sobalarda ve kalorifer kazanlarında,  yakılarak  ısıtmada veyahut termik santrallarda elektrik üretilmesinden başka bir işe yaramadığı bilinmektedir. Çünkü, ülkemizde kömürle ilgili uygulamaların büyük bir kısmı bu yöndedir. Halbuki, petrol ve doğalgazın sahip olduğu pek çok özellikler kömürlerde de  bulunmaktadır.  Bu özelliği dolayısıyla kömürler,   gazlaşabilen, sıvılaşabilen, koklaşan ve bir çok kimyasal madde elde edilebilen  çok değerli bir endüstriyel  hammadde olarak değerlendirilmelidir.

Ancak, kömürün ısıtmada ve kömürlü termik santrallarda elektrik üretiminde kullanılırken, doğanın ve çevrenin kirlenmesine, tarım arazilerine, insan sağlığına  verdiği zararda gözardı edilmemelidir. Bu yüzden, kömürlü termik santralleri hava  kirliliğine ve iklim değişikliğine neden olması dolayısıyla, bütün dünya ülkeleri, atmosfere  daha düşük karbon emisyonu veren, diğer fosil yakıt olan doğalgaz’a yönelmişler veya bu imkanı sağlayamamışsa, kömür santrallarında baca gazı flitre tesislerine önem vermişlerdir.

Kömürün bu olağanüstü özellikleri yanında, dünya’da petrol ve doğalgazdan daha fazla ve daha yaygın  bulunması dolayısıyla, kömürün gelecekte de öneminin artacağını  anlaşılmaktadır. Dünya’da, kanıtlanmış kömür miktarı,  900 milyar ton  olup, bunun 18 milyar tonu Türkiye’dedir.  Günümüzdeki  üretim düzeyleri dikkate alındığında, kömür rezervlerinin 160-220 yılda tükeneceği  hesaplanmaktadır. Diğer fosil yakıtlarda bu süre, petrolde 40 yıl, doğalgazda ise 67 yıl olacağı  tahmin edilmektedir. Yapılan bu tahminler, değişik kaynaklarda, farklı, farklı verilmekle beraber, 21. yüzyıl sonuna kadar, yeni rezervler  bulunmadığı veya petrol ve doğalgaz tüketimi azaltılmadığı takdirde, fosil yakıtlardan,  petrol ve doğalgaz bu sürelere yakın zamanda tükenmiş olacaktır. Ancak, yenilebilir enerji kaynakları kulllanılması halinde, fosil yakıtların tükenme süresi de  artacaktır.

Şimdiki durumda, elektrik üretimi dünya’da kullanılan enerji kaynakları içersinde ilk sırayı  %41 ile kömür almaktadır. Kömürü, %20,1 ile doğalgaz,  %16 ile hidrolik, %14,8 ile nükleer, %8,8 petrol ve %2,3 ile diğer kaynaklar izlemektedir. Türkiye’de ise, elektrik üretiminde,  ilk sırayı doğalgaz, bunu hidrolik enerji, yerli ve ithal kömür ile diğer kaynaklar alırken,  Kömür üreticisi Güney Afrika başta olmak üzere, sıra ile  Polonya, Çin, Avusturalya ve İsrail, dünya’da en fazla kömür kullanan ülkeler arasına girmektedir.

Ancak, fosil yakıtlardan, petrol ve doğalgazın içinde bulunduğumuz yüzyıl içersinde tükenme sürecine girerken,  kömürlü termik santrallarının da çevre kirliliğine ve iklim değişikliliğine neden olması dolayısıyla, bir çok ülke, yenilenebilen  enerjiye yönelmek zorunda kalmışlardır.  Nitekim, Dünya’nın karşı karşıya geldiği bu durumdan geri dönüş sağlamak için, geçen yıl, 191 ülkenin temsilcileri, Fas’ın Marakeş kentinde bir araya gelerek Paris İklim Anlaşmasını imzalamışlardır

Yenilenebilir enerji türlerinden güneş, rüzgar, hidrolik, jeotermal, biokütle, biogaz enerjileri,  hem temiz ve hemde, fosil yakıtlardan petrol, doğalgaz ve kömüre göre daha ucuza mal olmaktadır. Kaldı ki, yapılan hesaplarda, fosil yakıtların çevreye verdikleri zararlar hesaba katılması halinde bedeli çok daha ağır ödenmektedir. Nitekim, fosil yakıtlar, sadece sağlık harcamalarını 6 kat artırmaktadırlar.

  1. yüzyıldan bu yana dünya’da kullanılan kömürün büyük bir kısmı, bugüne kadar, yer altı ocaklarından olduğu kadar, kazı ve taşıma araçlarındaki gelişmelerden sonra, daha çok kömür örtü tabakasının az olduğu yerlerden. açık  işletme yöntemleriyle alınmıştır.  Geride, daha derinlerde bulunan ve açık işletme yöntemi ile çıkarılması mümkün olmayan sahalarda bulunmaktadır. Bu yerlerdeki kömürlerinde yeraltından kapalı işletme yöntemi ile çıkarılması halinde, üretimde, %35’e varan kömür kayıpları yanında açık işletmeye göre, daha pahalıya mal olmaktadır. Kömür maliyetinin artması, elektrik maliyetinide doğrudan etkileyeceğinden kömürlü termik santrallarının yenilenebilir enerji kaynaklarıyla, rekabet etmesinin mümkün olmayacağı açıktır.

Diğer yandan,  bugünkü uygulanan işletme yöntemleriyle ile üretilmesi mümkün olmayan yüksek kül, yanıcı ve kızıştırıcı kükürt içeren, daha derinlerdeki kömürün yerüstüne çıkarılmadan yerinde gazlaştırılması daha uygun olabilir. Yüksek küllü ve kükürtlü  kömürlerin çevreye yaptığı  kirliliğini önlemek için, yeraltında gazlaştırılması, elde edilen gazın,  ısıtmada ve elektrik üretilmesinde  veya kömürün sıvılaştırılmasında kullanılması imkanları bulunmaktadır.

Nitekim, kömürün gazlaştırılması yeni bir teknoloji olmayıp, Avrupa ülkelerinde, yerüstüne kurulan tesislerde, içinde Türkiye’ninde bulunduğu gibi 1960 lı yıllara  kadar kömür gazlaştırılmıştır.  Kömürlerin yeraltında gazlaştırılması şekli ise,  ilk kez 1920 yılında İngiltere’de yapılmıştır. Daha sonra, gazlaştırma, 1930 yılında Sovyetler birliğinde uygulanırken, 1970 li yıllarda da ABD, Kanada, İngiltere, İspanya, Belçika, Güney Afrika, Çin’de aynı şekilde çalışmalar başlamıştır. Ancak, petrol ve doğal gaz fiyatlarının, daha ucuz olmasından ötürü bir süre daha, kömürlerin yeraltında gazlaştırılması işi ertelenmiştir.

Bu tür kömürlerin yeraltında gazlaştırılması için, belli aralıklarla, kömür yatağına kadar  dikey   açılan bu  kuyuların birinden  içeriye  hava basılırken kömür yakma işlemiyle birlikte, diğer kuyudan temiz ve kullanılabilir gaz alınmaktadır. Kömürlerin yeraltında gazlaştırılmasında, geniş alanlar kaplayan ve daha önce çalışılmamış kömür sahalarında yapılmaktadır.

Kömürlerin yeraltında gazlaştırılması ile kömür içersindeki kül, yeraltında kalmaktadır. Ancak, çalışılan alanlarda arazi çökmeleri olduğundan yerleşim yerlerinin bulunduğu yerlerde  olmamalıdır. Açık işletme kömür sahalarında çok büyük toprak kaldırılarak, yapılan  arazi tahribatına  göre gazlaştırma sahalarındaki çökmeler, çevreye daha az zarar vermektedir. Yer altı ocaklarında da kömürü alınan yerlerde de çatlak ve çökmeler olursada, doğada çok büyük değişikliklere neden olmamaktadır.

O bakımdan, yer altı ocaklarından çıkarılması gereken kömürlerin veya yer altı yöntemi ile çıkarılması mümkün olmayan daha derindeki yüksek küllü ve kükürtlü  kömürlerin yeraltında gazlaştırılması  çalışmaları piyasa koşullarına göre  şekillenecektir. Nitekim, kömürün yerüstünde kurulan tesislerde gazlaştırılması, yeraltında gazlaştırılmasından daha pahalıya malolması ve hava kirliliğine neden olması dolayısıyla,  Avrupa’da kömür üretimine son verilmiştir..

Ülkemizde, 1978 yılında kamulaştırılan kömür sahaları  içersinde büyük rezerve sahip ve açık işletmeciliğe uygun bulunan yerlerde, kurulan kömürlü termik santralları yaklaşık 35 yılı aşkın bir zamandan beri elektrik enerjisi üretmektedir. Kömür rezervleri azaldığından bu sahalardan  en fazla on yıl  daha,  kömür çıkarılabilir.  Bu sahaların yakınındaki alanlarda kömürlein  derinlerde olması dolayısıyla, daha çok yer altı işletmeciliğine uygun bulunmaktadır. Yeni bulunan ve açık işletmeye uygun olan, bu yerlerde kömürlü termik santrallar kurularak elektrik üretilmesi ile ilgili çalışmalar  yapılmakla beraber, yeraltına kurulacak mekanize ayaklardan kömür üretimi, yenilenebilir enerji kaynaklarına göre daha pahalıya mal olacaktır. Nitekim, İngiltere’den yıllar sonrada mekaninize üretim yapan yürüyen tahkimatlı ocaklara sahip olan Almanya, 2019 yılı Ocak ayı başında, üretime son vermiştir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip bir çok ülkeden daha fazla, güneş, rüzgar, hidrolik ve jeotermal kaynaklara sahip olduğumuza göre, bu ülkelerden  daha da ucuz elektrik enerjisi yapabilme imkanlarımız  bulunmaktadır. Öyle ise, bu imkanları kullanmak yerine  daha ne istiyoruz ki?  Suyu tersine akıtamayız, dünya’daki gelişmeleri izleyerek, batı ülkelerinin deneyimlerimden de yararlanmalı, daha pahalı elektrikle sanayimizin ayakta kalamayacağı her zamam göz önüne alınmalıdır.

Ülkemizin her yerine BOTAŞ’ın boru hatlarıyla ulaşan doğal gaz tükendiğinde, kömürler bulundukları yerlerde yeraltında gazlaştırılarak yine bu boru hatlarından, kömürden elde edebileceğimiz gazı  tüketim yerlerine taşıma imkanlarını kullanabiliriz. . Böylece , bugün dışa bağlı olan doğalgaz yerine kömürden elde edilen yerli gazımızdan yararlanabiliriz.  Bu nedenle, 18 milyar kömürümüzü termik santrallarda tüketmek için gösterdiğimiz çabaları, AR-GE çalışmalarına  ve enerjide kısa vadeli çözümler yerine, enerjide planlamalarımızı uzun vadeli planlara göre  yapmalıyız.  Bu kömürler, gelecek kuşaklarında yararlanacağı bir hammadde olarak yeraltındaki doğal depolarında enerji ve endüstri hammaddesi olarak gelecek nesillerede saklamalıyız.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.