Son güncellenme :26.01.2016 9:32

Anasayfa > Yazarlar > KASABANIN SIRRI

26.01.2016 Sal, 9:32

KASABANIN SIRRI - Yüksel Sarı

KASABANIN SIRRI

Karanlık bir tepenin yamacından dolaşarak gelen minibüs, ayaklarının ucunu basarak sessizce yürüyen bir insan gibi ürkekçe ilerliyordu. Varla yok arası güçlükle görünen farları  gecenin zifiri karanlığına teslim olmuş gibiydi sanki. Taşıdığı yükün altında eziliyor gibi ağır ağır yaklaşıyordu.

Arif’in minibüsü yine tıklım tıklımdı o gece. Fazlalık birkaç kişi de küçücük koridora sığışmıştı. Yolcuların hepsi de yorgun, endişeli ve sessizdiler. Bir ara  7-8 yaşlarında bir erkek  çocuk, minibüsün  ön camına kadar yaklaşıp merakla  etrafı seyretmeye başladı. Karanlığa rağmen bir şeyler görebilmek umuduyla başını bir sağa bir sola çevirip duruyordu. Bir ara  vites koluna yaklaşmasından huzursuz olan Arif, sağ kolunu gererek engelledi onu. Bunu yaparken ne çocuğa bir şey söylemiş, ne de yüzüne bakmıştı.

Yaptığı iş nedeniyle hiç huzurlu değildi Arif. Bu işin bir parçası olmak ona acı veriyordu. Bu insanları söylenen yerden alıp yine söylenen bir yere götürmek için aldığı  para, minibüsün bir aylık kazancı kadar olmasa çoktan vazgeçmişti. Neyse ki bu işi yapan bir tek kendisi değildi.

“Ben yapmasam başkası yapacak”

Kasabanın en eski esnaflarından olan Zeki, istek üzerine o gün erken kapattı dükkanını. Aslında kepenkleri kapanmış olsa da, içeride yapıyordu satışını. Arada bir “nereden bulaştım bu işe “ diye söylense bile  “ canım bir ben miyim sanki “ diyerek rahatlatıyordu kendini. Haksız da sayılmazdı. Aylardır kasabanın bir çok esnafı asıl işlerini bırakıp can yeleği satışına döndüklerinden bütün askılar kırmızıya bezenmişti.

“ Ben yapmasam başkası yapacak”

Akşam saatlerine doğru işin yetişmeyeceği korkusuna kapılan İbrahim, bir komutan edasıyla kalfasına “ kes, biç,yapıştır” diye komutlar yağdırıyordu.Yerler lastik parçasından geçilmiyor,keskin bir tutkal kokusu burun direklerini sızlatıyordu. Çırakların en çömezi bir düşüncesizlik edip sordu ustasına.

“Usta, şimdi Kos’ a kadar gider mi bu ?”

İbrahim çok içerledi bu soruya. Hesap soruluyor gibi algılamıştı sanki.

“ Ne bileyim ben !’ dedi. “  Çok merak ediyorsan bir dene!”

Sonra da “Amaaan!” dercesine salladı başını.

“ Ben yapmasam başkası yapacak”

Basri kaptan, o günkü işlerinin planlamasını yapmış, gereken yerlere gereken mesajları bırakmış, her akşam olduğu gibi yine balıkçılar kahvesine yönelmişti. Orada bir iki saat balıkçılarla sohbet edecek, belki birkaç el taş atacak, sonra da evine gidecekti.

Teknesini satmak zorunda kalan Basri Kaptan, kendi teknesi olmuş bir kaptanın başkasının teknesinde çalışmasının ne kadar zor olduğunu anladığında sudan çıkmış balığa dönmüştü. İşte böyle bir boşluk anında bulaşmıştı bu işe. İyi para vereceklerdi. O da insanların nerede gizleneceğini, nasıl nakledileceklerini ayarlayacaktı.Sadece “karadan ötesine karışmam” demişti onlara.

Karşıya geçiş günlerinde içi daralırdı Basri kaptan’ın . Bu yüzden, oradan oraya taşıyarak üzerlerinden para kazandığı insanlarla yüz yüze gelmeyi hiç istemez, daha çok telefonla hallederdi işlerini. Balıkçı kahvesine vardığında olumsuz düşüncelerini çoktan geride bırakmıştı.

“Ben yapmasam başkası yapacak“ diye düşündü oda.

Balıkçı kahvesi adeta gürültü çöplüğü gibiydi. Yüksek sesle yapılan atışmalar, bol kahkahalar ve  televizyonun sesi birbirine karışıyordu. Az ilerideki masada Arif, Zeki ve İbrahim’in bir arada oturduklarını görünce oraya doğru yöneldi Basri Kaptan. Az sonra onların sesi de diğerlerinin sesine karışmıştı.

Bir müddet sonra, kahvedeki gürültünün azaldığını fark edince,hep birlikte durakladılar. Televizyonun sesi çok net olarak duyulabiliyordu şimdi.

“ Bu sabah erken saatlerde  Yunanistan’ın Kos adasına lastik botlarla geçmeye çalışan göçmenlerden 16’sı hayatını kaybetti.12’si kurtarıldı, 5’i kayıp. Sahil güvenlik komutanlığından alınan bilgilere göre, 4 küçük çocuğun da hayatını kaybettiği facianın nedeni, elverişli olmayan lastik bota haddinden fazla kişinin bindirilmiş olması. Komutanlık, göçmenlerin üzerinde bulunan can yeleklerinin işlevsiz olmasının da ölü sayısının artmasında etkili olduğunu açıkladı.

Az önceki gürültünün yerini şimdi rahatsız edici bir sessizlik almıştı.

Gözlerini dikkatle ekrana dikmiş olan Arif,  kucağında küçük bir çocuğun cesedini taşıyan askeri izliyor ve o çocuğun  minibüsteki çocuk olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.

Diğerleriyse televizyona bile bakmıyor, başları öne eğik, sadece haberi dikkatlice dinliyorlardı.

Arif, o çocuğun minibüsteki çocuk olup olmadığını düşünüyordu hala.

Zeki, “acaba benim yelekler mi ? “ diye, İbrahim, “ acaba benim bot mu ?” diye düşünüyordu.

Basri Kaptan da  “  Acaba benim gönderdiğim grup mu ?”diye düşünmeye başlamıştı. Fakat, hiç konuşmadılar.

Tam Arif bir şey diyecekti ki, Basri Kaptan, elini sert bir şekilde havaya kaldırarak, tek kelime etmesine fırsat vermeden  susturdu onu.

Konuşacak bir şey yoktu çünkü!

Bir müddet birbirinin yüzüne bakmadan ve hiç konuşmadan öylece durduktan sonra, her biri sessizce kalkarak kendi evine yöneldi. Onların arkasından diğer masalarda oturanlarda masalarından kalkıp kahveyi boşaltmaya başladı. Hiç kimseden” çıt “ çıkmıyordu.

Az sonra, elindeki bezle tezgahı silmekte olan kahveci dışında içeride kimse kalmamıştı. Daha önce aynı durumu defalarca yaşayan kahveci, bu esrarlı durum karşısında  istifini hiç bozmamıştı. Yarın akşam içerisinin yine dolacağından, yüksek sesle yapılan atışmaların ve bol kahkahaların birbirine karışacağından emindi çünkü.

Sonraki ve daha sonraki günlerde aynı facia defalarca tekrarlandı. Her şeyi görüp bilen kasaba halkı, kasabalarının çıkarı için, bu sırrı saklamaya devam etti.

 

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Ahmet Akgün

Çaresizliğin insan karakterini değiştirmesi. Özellikle hamurunda biraz bozukluk varsa insanın buna kolay yoldan para kazanmanın verdiği rahatlık da eklenince maalesef bu tür dramlar kaçınılmaz. Hiç bir neden insan yaşamından daha önemli değildir. Teşekkür ederim Yüksel Bey. Ustalığını avukatlıktan başka bir platformda sürdürmenin zamanı geldide geçiyor bile. Hadi bakalım kolay gelsin.

26.01.2016, 12:59