Son güncellenme :10.05.2018 11:17

Anasayfa > Yazarlar > Kararlı seçmen

10.05.2018 Per, 11:17

Kararlı seçmen - Yüksel Ercan

Kararlı  seçmen

Siyasi partilerin daha kuruluş aşamasında iken politikalarını hangi zemine oturtacakları aşağı yukarı bellidir, Sahip olduğu dünya görüşünü memleket genelindeki seçmene kabul ettirerek iktidara gelmeyi ve kafasındaki modeli o ülkeye yaymayı düşünen siyasetçiler için oturacakları zemin her zaman önemlidir.
Son dönemlerde partiler kılı kırk yararak kuruluyor, Daha kurulmadan önce yapılan saha araştırmaları, Memlekette daha önce siyaset yapan yada Devlet yönetiminde bulunan siyasetçilerin görüşleri tek tek alındıktan sonra başlatılan çalışmalar o partiyi iktidar yapabildiği gibi bir ömür boyu muhalefette kalmaya da mahkum edebiliyor.
Parti tabanının oturduğu seçmen kitlesi dışında birde öteden beri tüm partilerin peşlerinde oldukları ancak bir türlü ele geçirilemeyen “kararsız Seçmen” şeklinde bir kitle var ki işte hemen herkes tarafından merak edilen ve “seçimim kaderini onlar tayin edecek” denilen “Kararsız Seçmen” kitlesi bütün siyasi partileri yıllardır peşinden koşturuyor.
Seçimlerin kaderini etkilediği söylenilen “Kararsız Seçmen” kimdir, nerede yaşarlar, ne yer ne içerler, kararsız bir noktadan yola çıkıp “ben artık kararsız değilim, falanca partinin anlattıkları hoşuma gitti dolaysı ile Karasız seçmen olmaktan vazgeçip kararlı seçmen oldum” noktasına getiren anlayış aşağı yukarı bütün siyasetçilerin kafa yorduğu bir problem olarak yıllar yılı gündemdeki yerini koruyor.
Biz uzun yılardır siyasetin içerisinde bulunan bir medya mensubu olarak öteden beri sözü edilen bu “Kararsız seçmen” ifadesini kesinlikle kabul etmiyoruz, Bizimde kısmen sınırları içerisinde yaşadığımız Ortadoğu Coğrafyasındaki insanlar kadar siyaseti seven daha da kötüsü siyaseti bir ölüm kalım meselesi yapan başka bir coğrafya asla tanımıyoruz.
Bu Coğrafyada Siyaset adeta bir “Din” gibi kabul görüyor, Belli noktalarda mesele o parti bu parti noktasına geldiğinde bir bakıyorsunuz herhangi bir siyasi partiye gönül vermiş seçmen “Ben dinimden dönerim ama partimden dönmem” diyerek nasıl bir kararlılık içerisinde olduğunu da dost-düşman hemen herkese ispat ediyor.
Türkiye’de “Kararsız seçmen var” diyenler için bundan önceki yerel yada genel seçimlere katılım oranlarını şöyle bir araştırdığımızda seçime katılım oranlarının Avrupa ülkelerine göre nerede ise iki katı olduğu kesinlikle görülecektir, Çok yakın zamanda Avrupa’da yapılan seçimlerde yüzde 50’lik katılım oranlarının çok yüksek sayıldığı da bilindiğinden bizdeki oranlarında Avrupa ülkelerini şaşırttıklarını söylememiz gerekiyor.
Siyaseti çok seven belli bir kesim dışında Türk seçmeni oldum olası seçim öncesi siyasi kimliğini fazla belli etmez, Zaman zaman belli araştırma şirketlerinin sahaya inerek “Hangi partiye oy vereceksiniz” şeklindeki sorularına da anında “Oy gizli söylenmez” cevabını verir, Aslında kime oy vereceğini yıllar öncesinden belirleyen seçmen yukarıda da belirttiğimiz gibi kendisine “hangi partiye oy vereceksiniz.?” diye uzatılan mikrofona “Ne olur ne olmaz oy vereceğim partimi açıklarsam başıma bir iş gelir” endişesi ile “fikrim yok, henüz karar vermedim, hele adaylar projelerini bir açıklasınlar kararımızı ona göre vereceğiz “ dedikten sonra çıkar gider.
Şu sıralarda yine aynı süreç yaşanıyor, Kamuoyu araştırmacıları sahaya inip “Kim hangi partiye oy verecek.?” sorularını yönelttiklerinde aslında büyük bir kitleden alacakları cevabı çok iyi biliyorlar, Araştırma neticelendiğinde “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra şu partiye bu kadar bu partiye bu kadar oy çıkıyor” şeklindeki açıklamalarda çoğu zaman havada kalıyor.
Türk seçmeni 24 Haziran tarihinde yapılacak seçim öncesi şimdiye kadar olmadığı gibi daha kararlı, Bir an önce 24 Haziran tarihinin gelmesini ve sandığın ortaya konulmasını bekliyor ki gönül verdiği partisinin iktidarı için oy versin diğer siyasi partilerde gününü göstersin.
Böylesi seçmen kitlesine adaylar ne anlatırsa anlatsın, kim ne vaat verirse versin daha açık bir ifade ile “isterse Gökten güneşi indirsin” o seçmen yada seçmen kitlesi için bu söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur zira kararsız diye tasnif edilen seçmen kararını bırakın ayları yıllar öncesinden belli etmiş durumdadır.
Toplumun bu kadar politize edilmesi yada siyasetin tam içerisine sokulması iyimdidir, kötümüdür.? sorusunun cevabını biz bilmiyoruz, Normal şartlarda vatandaş kendi hayatını rahatlatacak, Ekonomik sorunları çözecek, Adaletli bir süreç vaat eden siyasi parti yada partilere doğru yönelmesi gerekiyor ancak yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bu coğrafyanın insanları siyaseti seviyor, Siyaset olmadan duramıyor, kendisini mutlaka taraf olmak zorunda hissediyor, üstelik karşı taraftakine de asla hayat hakkı tanımıyor.
İşte tam böyle halet-i ruhiye ile Türkiye 24 Nisan tarihindeki seçime hazırlanıyor, Seçmende adayların ne dediklerinden daha çok takvim yapraklarının daha fazla tükenmesine ve seçime kaç gün kaldığına bakıyor ki verdiği kararı uygulasın.
Yıllar yılı “Kararım karar ettiğim zarar” anlayışı ile hareket eden bir kitlenin kararsız seçmen olmasını beklemek en azından insanların aklı ile alay etmektir diye düşünüyoruz, Bu kadar kararlı bir seçmen kitlesinin 24 Haziran tarihinde yapacağı tercihin bütün memleketi nasıl ters köşeye yatıracağını da daha şimdiden görür gibi oluyoruz.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.