Son güncellenme :07.04.2016 17:49

Anasayfa > Yazarlar > KANSER

07.04.2016 Per, 17:49

KANSER - Pınar Çermik

KANSER

1-7 nisan haftası kanser ile mücadele ve farkındalık haftasıdır.Kanser, hücrelerde DNA’nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde büyümesi çoğalmasıdır.Vücudumuzda gün içerisinde yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz sürekli vücudumuzu tarayarak kanserli hücreleri yok eder.Sağlıklı vücut hücrelerimiz de bölünebilme yeteneğine sahiptir. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini ihtiyaç oldukça kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır ve sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre ne zaman ve nerede bölünebileceğini bilme yeteneğine sahiptir ki vücudumuz inanılmaz bir sistem ile kontrol edilmektedir.

Ancak  kanser hücreleri, bu sağlıklı bölünme bilincini kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri toplanarak tümörleri oluştururlar ve bu tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri bu oluştukları tümörden ayrılırsa, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine giderek bu yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam edebililer. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

Kanser, yüzyıllar öncesinde de günümüzde de aramızdaki varlığını sürdürmektedir.Malign tümörlerle ilgili tanımlara ilk olarak Mısır papirüsleri, Babil çivi yazısı tabletleri ve eski Hint yazmalarında rastlanılmıştır. Ebers Papirüsünde, tümör tedavisinin öldürücü olabileceği belirtilmiştir. Antik döneme ait Yunan tıbbi kayıtlarında ve Galen’in çalışmalarında ise birçok kanser olgusuna rastlanmış ancak bunların ne tür tümörler olduğuna karar verilemeiştir. Kanser teriminin ilk defa Hipokrat tarafından (M.Ö. 460-377) organizmanın şifa bulmayan yeni yapılanmaları için kullanıldığı görülür. Vücut yüzeyinde büyüyen  kırmızı, sıcak, ağrılı, diğerlerinden farklı karakterde olup daha yavaş büyüyen şişliklere Hipokrat, “karkinos” ya da “karkinoma”, Galen ise yengece benzettiği görünümü nedeniyle “kanser” adını verdi. Diğer bir yoruma göre ise bu isimlendirme, kanser ağrısının, yengeç ısırması ile oluşan, ortadan çevreye doğru yayılan kemirici tarzdaki ağrıya benzerlik göstermesi nedeniyledir.

Kanserin esas nedeni hücre bölünmesi esnasında DNA eşlenmesinin hatalı olması sonucu hücrenin farklılaşmasıdır. DNA eşlenmesindeki bu anomaliye sebep olduğu sanılan birçok faktör mevcuttur ve bunlara hazırlayıcı faktörler denir. Hücre bölünmesi, doku tamiri ve yenilenmesi amacıyla yapılır. Bu nedenle doku tamiri ve yenilenmesini hızlandıran tüm etmenler aslında bir kanser hazırlayıcısı olabilir.

Kadınlarda en çok meme, rahim ve kalın bağırsak kanseri; erkeklerde ise en çok akciğer, prostat, mide ve kalın bağırsak kanserleri görülmektedir.en çok görülen ve ölümle sonuçlanan kanser türü olan akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir. Yaşam şartlarını değiştirp sağlıklı beslenme ve alkol sigara gibi zararlı made kullanımını azaltmak kansere yakalanma riskini oldukça minimal düzeye indirir.

Teknoloji ve tıbbın ilerlemesiyle birlikte her geçen gün yeni tedaviler de bulunmaktadır. Üstelik kanser hastalığının zaman zaman gösterdiği kendiliğinden gerilemelerin de ne zaman olacağını kestirmek mümkün değildir. Ve bir kanser hastası için yaşam süresi kadar kaliteli yaşamak da önemlidir. Kansere  bağlı ölümlerin çoğunluğu kanser hastalığının hayati organları tutmasından çok enfeksiyon, kan hücre sayısında anormal düşmeler, yetersiz beslenme, yatak yaraları gibi yan nedenlerden olmaktadır. Bu nedenle ilerlemiş kanserli hastanın yakınları ve doktorları, kansere yönelik tedaviler iflas etmiş ve hastalığa yönelik tedavi yapılamıyor bile olsa hastaya son ana kadar tıbbi ve moral desteklerini sürdürmelidirler.Kanserli hastalarının en korktukları sorunlardan bir tanesi ağrıdır. Ağrı bazen direkt olarak kanser ile ilgili olmamakla beraber, tümör tıkanmaya neden olduğu, enfeksiyon başlattığı veya sinirleri tuttuğu zaman da ortaya çıkar ve dayanılmaz hal alabilir.

İki türlü tümör vardır. İyi huylu (benign) tümörler kanser değildir. Komşu bölgelere yayılmazlar. Sınırları belirgin olur ve komşu dokuları eritmezler. Bu hücreler farklılaşmışlardır ancak yine de orijinlerini tahmin etmek mümkündür. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar.

Kötü huylu (malign) tümörler ise kanser olarak adlandırılır. Komşu organ ve dokulara yayılırlar, kemik doku ile karşılaştıklarında onu dahi eritirler  yani sınırları belirsizdir. Malign tümörü oluşturan hücreler o kadar farklılaşmışlardır ki orijinlerinin ne olduğunu söylemek imkânsızdır. Lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılırlar.

Kanser tedavileri hastane ortamında onkoloji uzmanı doktorlar tarafından yapılır.Genel olarak bilinen  kanser tedavileri 5 çeşit yolla yapılır:

* Cerrahi (Kanserli dokuyu ve çevresindeki invazyon riski taşıyan bir miktar sağlıklı dokuyu alıp çıkartmak. Bazı durumlarda kanserli dokuyu cerrahi müdahale ile çıkartmak imkânsız olabilir. Bu durumda radyoterapi veya kemoterapi uygulanır.)

* Radyoterapi (ışın) tedavisi (Uygun dozda ışın uygulayarak kanser hücrelerinin öldürülmesi)

* Kemoterapi (kanser hücrelerini öldürmek üzere ilaçlar kullanılması

* Alternatif tıp Bağışıklık sistemini güç vermeyi, asıl tedaviye destek olmayı amaçlayan ancak marjinalliğe açık olması nedeniyle, güvenilirliği ve etkinliği kontrollü deneylerle ispatlanmamış ön-tıbbi yöntemlerdir.

* İmmünoterapi Bağışıklık sistemi hücrelerinin kansere karşı etkin bir şekilde kullanılmasıdır. Örneğin idrar kesesi kanserinde kullanılan BCG uygulaması.

Kanser tedavisinde her şeyden önce, tüm hastalıkların tedavilerinde olduğu gibi esas rolü vücudun bağışıklık sisteminin üstlendiği unutulmamalıdır. Bağışıklık sistemini zayıflatan etmenlerin ortadan kaldırılması tedavinin ilk basamağıdır. Kanserli hücrelerin ne kadar ve nerelere metastaz yaptığını tahmin etmek olanaksız olduğundan kanser tedavisi gören hastaların bağışıklık sistemlerinin güçlendirilerek bu yayılmış hücreleri yok etmesi sağlanmalıdır. İkinci ve belki de en önemli bir tedavi de moralin yüksek tutulması ve hayattan hiçbir şekilde kopmamaktır. Ne zaman ve ne şekilde karşımıza çıkacağı belli olmayan kanser yine ne zaman ve ne şekilde gideceği de belli olmayan tamamen hayata bağlı olmayı ve umudu yitirmeden yaşama dört elle sımsıkı tutunarak yeneceğimiz bir hastalıktır.

Hayata yaşama sevdiklerinize dört elle sarılın bugünün yarını olmayabilir. Sevgilerimle…..

 

 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.