Son güncellenme :15.01.2019 15:47

Anasayfa > Yazarlar > İTHAL KÖMÜRLÜ SANTRALLARDA YERLİ KÖMÜR ÇÖZÜM MÜ ?

15.01.2019 Sal, 15:47

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, özetle ‘Termik santrallarda kullanılmak üzere, ithal edilen yaklaşık 23 milyon ton kömüre , ilk aşamada ithal kömürün yüzde 10’luk bölümü kadar yerli kömür ikame edileceği, yıllık yaklaşık 5 milyon ton civarında kömürle 414 milyon dolarlık kaynağı ülke içinde bırakmış olacağız’ demiştir. İkame edilecek kömür miktarı 5 milyon ton olduğuna göre, ithal kömürün yüzde 10’u değil, yüzde 22 dolayında yerli kömür karıştırılmasının düşünüldüğü anlaşılmaktadır.
Ne yazıkki, Türkiye Kömür Kurumu’nun açık işletmelerinden üretilen kömürler, hemen yanında kurulu termik santralların ihtiyacı yıllardan beri karşılanırken, buğdaydan samana, etten balığa, pek çok üründe olduğu gibi ülkemiz, kömürde de ithalatcı duruma düşmüştür. Şimdi, ithal kömürle, yerli kömür karıştırılarak bu paçal kömürden medet umulmaktadır.
Bütün kömürlü termik santrallarda olduğu gibi, ithalata dayalı termik santrallarda, kömürün kalorifik değeri başta olmak üzere, kül, rutubet ve kükürt değerine göre kurulmaktadır. Santralların kullandıkları kömür, santralın istediği değerlerin altına düştüğünde ise santralın verimli çalışması mümkün olmamaktadır. O yüzden, Afrika’dan ithal edilen kömürler yüksek ısıl değerine sahip olmasına karşılık, düşük kalorifik değerdeki kömürlerimizle karıştırılarak bu santrallar çalıştırılamaz.
Bu duruma göre, ithalata dayalı santralların, yurt dışından getirilen kömürler yerine, yerli kömür kullanılması veya ikame edilmesi mümkün değildir. İthal kömüre göre tesis edilen santrallar, hangi kömüre göre tesis edilmişlerse, o kömürle çalışacağından, dışa bağımlı durumdan vazgeçilemez. Böyle olmasa bile, başka ocaklardan yerli kömürlerin, ithalata dayalı termik santrallara kadar taşınırken, harcanacak akaryakıt miktarını da gözönüne aldığımızda, santralların üretecekleri enerji miktarı azalırken, daha fazla enerji harcanacaktır. Nereden bakarsanız bakın, ithale dayalı santrallar yanlıştır. Bu durumda ithal kömüre dayalı santralları çalıştırırken dışa bağımlılıktan kurtulamayacağımızı santralları kurmadan önce düşünmek gerekirdi. O zaman ne diye hala ithal kömüre dayalı, 15 yıl alım garantili santralları kurmağa çalışıyoruz. Demekki, kömürlü santrallarını özelleştirip, devir ettikten sonra, bakana doğru bilgi verecek teknik düzeyde elemanlarda tamamen tasviye edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yatağan’daki kömürlü termik santrallarda da bunun gibi bir deneme yapılmak üzere, bu kez de düşük ısıl değerli yöre kömürlerinin ısıl değerini arttırmak amacıyle, Rusya’dan ithal edilen “Sibirya Kömürü” getirtilerek bir kısmı kullanılmışsa da, santralda sorun çıktığında kullanılmaktan vazgeçilmiştir. Çanakkale’de olduğu gibi ithal kömüre dayalı santrallar kurulmaya devam edilmesi halinde, sanayimiz ve ekonomiye ciddi şekilde yük olacaklardır.
Kaldıki, yüz yıldan beri elektrik enerjisi üretiminde kullanılan kömürlü termik santralların, son kullanma tarihleri çoktan geçmiştir. Bugün yaşadığımız ve gelecekte önü alınmaz doğal olayları tetikleyen çevre kirliliğinin sorumlusu, fosil kaynaklardan kömür ve petrolden kurtulmak için bir çok ülkenin çaba harcadığı bir zamanda, dünya ülkelerinin tersine gitmenin bedelini ağır ödeyebiliriz. Böyle giderse, ağır ödenmeye de devam edileceği anlaşılmaktadır. Çünkü, kömürlü santrallar, yenilebilir enerjiye göre daha pahalı enerji üretilmesi yanında, çevre ve insan sağlığına verdiği zarar telafi edilemez.
Avrupa’nın kömür zengini Almanya’da yüz yıldan beri kömür santralları elektrik ürettiler. Almanya’nın petrol ve doğalgazı olmadığından, 2. Dünya Savaşı döneminde kömürden hem petrol ve hemde petrol türevleri üretmişler ve kömürlerini de gazlaştırmışlardır. Şimdi ise, kömür santrallarınını kapatıp yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmişlerdir. Almanya bu yüzyıllık dönemde, kömür ocaklarında, üst örtü toprağını “Döner Kepçeli Ekskavatörler” ile alarak, daha önce kömürü alınmış yerlere sererken, diğer yandanda, ortaya çıkan kömür yine “Döner Kepçeli Ekskavatörlerle, kömür bantlarına yüklenerek termik Santralı stok sahasına taşınmıştır.
Ocaklar bu mükemmel yöntemle çevreyi bozmadan, kömür kesintisiz alınmakta ve kömürü alınan yerler de yeniden düzenlemektedir. Düzeltilen araziler ağaçlandırıp, kaldırılan köyler, ilk planına uygun şekilde yeniden inşa edilerek sahiplerine geri verilmektedir. Arazi düzeltilerek gezme oturma yerleri, göletler tesis edilerek, ocak alanı tabiat parkı haline getirilmektedir. Türkiye’de ise maden yasamızda arazinin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu olmasına rağmen geride enkaz bırakılmakta, kaldırılan köyler bir daha yapılmamak üzere yıkılmakta, insanlar yurtlarını bırakıp, dönmemek üzere gitmektedirler.
Durum böyleyken, Türkiye’nin en temiz havaya sahip yörelerimizden biri olan, Karabiga ve Lapseki ilçelerinde, ithal kömüre dayalı yeni kurulacak termik santral sayısı, 16 adete ulaşacaktır. Dolayısıyla, mevcut santrallardan sonra, yapılacak bu santrallar, verimli tarım arazilerini kaybetme endişesiyle, yöre halkının kabusu haline gelmiştir. Termik Santraldan çıkan küller, oksijen deposu, Kazdağları Milli Parkı’nı ve su havzalarını kirleterek, yöredeki tarımsal üretime çok büyük zarar verecektir. Termik santralların faaliyete geçmesiyle, hava kirliliği, Çanakkale’de yüzde 150, İstanbul’da da, yüzde 25 artacağı tahmin edilmektedir. Tarım topraklarının kirlenmesinin neden olacak zararın hesabı yapılmamaktadır. Çünkü termik santralın yöreye ve havaya, suya ve toprağa verdikleri zararı ödememektedirler..
DEVAMI YARIN…

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.