Son güncellenme :12.10.2017 12:41

Anasayfa > Yazarlar > İktidar kavgası

12.10.2017 Per, 12:41

İktidar kavgası - Yüksel Ercan

İktidar kavgası

Dünyanın var olan bütün ülkelerinde yaşayan ne kadar canlı varsa elde etmeye çalıştığı iktidarı” “1- Genel olarak, eylemde bulunma, bir şeyler yapa­bilme doğal gücü ya da yeteneği. 2- Etkide ya da eylemde bulunma imkanı veren hukuki, siyasi ya da ahlaki güç. Formel olarak, A’nın B’yi, B’nin yapmayı tercih etmediği bir şeyi yapmaya zorlama gücü ya da kudreti. 3- Devlet yönetimini elinde bulunduranların, bir toplumu yönetenlerin siyasi, hukuki ve fiili gücü” olarak tanımlamak mümkün.
İnsanoğlunun doğduğu günden itibaren hayatta kalmak adına ele geçirmeye çalıştığı İktidar daha çok ülke yönetimleri ile ilgili olarak görünse de bunun sadece siyaset olmadığı aldığımız nefesten içtiğimiz suya, attığımız adıma kadar iktidarın bizi olumlu yada olumsuz bir noktaya gönderdiğini biliyoruz.
Bugün hem yerelde hem de genelde iktidarda bulunan ve 15 yıldır Türkiye’yi tek başına yöneten AK Parti içerisinde var olan ve bir türlü bitip tükenmeyen ayakta kalma-var olma mücadelesini gördükçe iktidara ulaşmanın çok zor olduğunu ancak iktidara geldikten sonra orada kalmanın iktidara gelmekten daha zor olduğunu anlayabiliyoruz.
Hayatımızı etkileyen hemen her sektörün başında bulunan ve aradan geçen çok uzun yıllara rağmen elindeki yetkileri bırakmayan kişileri gördükçe iktidarın nasıl bir sihirli güç olduğunu da anlıyor pek çok etkene rağmen bulunduğu koltuğu bir türlü bırakmayanların ısrarını da böylelikle anlayabiliyoruz.
Zaman zaman bu sütunlarda hatırlatmaya çalışıyoruz, 03 Kasım 2002 öncesi kurduğu AK Partiyi aradan yıllar geçmesine rağmen iktidarda tutan ve bu iktidarı da tek başına sağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu durumuna hiç kimsenin bir diyeceği yok, zira mesele bir şekilde iktidarda kalmak olup bu iktidarda 15 yıldır kesintisiz olarak devam ettiğine göre herhangi bir vatandaşın çıkıp “Tayyip Erdoğan neden iktidarı bırakmıyor.?” şeklindeki sorusuna “Türkiye’de her 5 yılda bir seçim yapılıyor, Erdoğan’ı iktidardan indirmek isteyenler siyaseten çok çalışsınlar, kendilerini seçmene iyi anlatsınlar, seçmende sandıktan kendilerini iktidar olarak çıkarsın” cevabı verilecektir.
Ancak 1997 yılı itibarı ile MHP’nin başında bulunan Devlet Bahçeli ile ondan sonra CHP’nin başına Genel başkan olarak seçilen Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere çok sayıda siyasetçinin başarısız olmalarına rağmen parti içerisindeki iktidarları bir türlü bırakmamaları da sanıyoruz bize özgü bir durum.
Bugünlerde Türk Milli Futbol takımı yeniden gündemde Eskişehir’de kazanmak zorunda olduğu mücadeleyi İzlanda karşısında kaybetmesi gözlerin ister istemez yeniden Futbol Federasyonuna daha doğrusu federasyon başkanı Yıldırım Demirören’e çevrilmesine vesile oldu.
Türk milli Futbol takımının başarısızlığı yıllar yılı ortada nüfusu 80 milyona dayanmış bir ülkenin başta Futbol olmak üzere var olan bütün branşlarda başarılı olmasına rağmen bütün sporseverleri kahretmesi artık alışkanlık dercesine gelirken bu sıkıntıların başlıca sebeplerinden birisi olan Fatih Terim’in bir kebapçı ile kavga ettikten sonra başlayan kamuoyu baskısına kayıtsız kalamayarak iktidardan gitmesi de son derece garip bir durum.
Şimdi sporseverler Futbol Federasyonu başkanı Yıldırım Demirören’in iktidarı bırakmasını istiyorlar, Federasyon başkanı olmasından sonra bir türlü beklenilen başarıyı gösteremeyen Demirören’inde elinde bulundurduğu başkanlığı sonuna kadar götürme isteği de ortada olunca iktidarın nasıl iflah olmaz bir hastalık olarak bizi çepeçevre sardığını daha iyi anlayabiliyoruz.
İktidar ve iktidarı elinden bırakmayanlar ile ilgili yüzlerce-binlerce örnek vermek mümkün, kendi evinde iktidar olmaktan başlayan süreç, mahalledeki muhtarlığa, Belediye başkanlığına, Milletvekilliğine, Bakanlığa, Başbakanlığa, Cumhurbaşkanlığına uzanan yolda verilen iktidar mücadelesi dünde vardı, bugünde var yarında var olacak.
Daha çok para-Daha ultra lüks bir hayat uğruna iktidarda kalma mücadelesi veren milyarlarca insandan bir kısmı kendisine lazım olan iktidarı yakalayabilirken çok büyük bir çoğunlukta iktidarı yakalamak adına bütün bir ömrünü tüketiyor, iktidar olma yolunda can veriyor.
İktidarı yakalayanda , yakalamak için mücadele verende hergün en fazla üç öğün yemek yiyebiliyor, fazla yemek zengini de fakiri de rahatsız ediyor, bunun dışındaki ihtiyaçların sağlanması adına harcanan zaman sonrasında zenginde fakirde bilindiği gibi aynı tip mezarlıklara konuluyor.
İktidarın sağladığı nimetleri bulmak adına çok büyük mücadele verenleri biliyoruz, bu mücadeleyi verirken hayatlarını kaybedenleri tanıyoruz, kendi iktidarlarını devam ettirebilmek adına birinci dünya savaşını, ikinci dünya savaşını çıkartıp milyonlarca insanın hayatlarını kaybetmesine vesile olanları biliyoruz.
İktidar uğruna mücadele etmek iyidir, ancak iktidarda kalacağım diye kendisini harap edenleri gördükçe bu dünya nimetleri uğruna sade bir hayat yaşamak varken , “daha çok istiyorum” diye ömrünü tüketenleri de görünce iktidar denilen illetin hayatımızı ne kadar anlamsızlaştırdığına da şahit oluyor ve hallerine sadece gülüyoruz.
Zira elimizden başka bir şey gelmez.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.