Son güncellenme :08.01.2018 10:01

Anasayfa > Yazarlar > Hayatın fanilik boyutu ve yüzleşme mecburiyetimiz

08.01.2018 Pts, 10:01

Hayatın fanilik boyutu ve yüzleşme mecburiyetimiz

Hayatta her kesin bir hikayesi vardır. Kimisi hüzün dolu, kimisi dramatik, kimisi de mutlulukla sonlanan. Hikayenin şekli ya da mahiyeti ne olursa olsun, değişmeyen gerçek bütün hikayelerin kesişim noktası olan hayatın faniliğidir. Yani insanoğlu olarak er ya da geç bir gün, fena aleminden beka alemine göç edeceğiz. Bu bizim kaderimiz. ” Her nefis ölümü tadacaktır” ya da “Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve o’na döneceğiz” ayetleri de, bu gerçeğin değişmezliğini temsil eden iki ilahi uyarı. İnanıyorsak eğer.
Hal böyle olunca bize düşen görev; hayatı sorumluluk anlayışının içinde, kulluğumuzu unutmadan, insani ve islami temel kotlara uygun bir şekilde ve ahlaki kuralları hazmederek yaşamak olmalıdır. Bizi bu noktaya götürecek husus; oto-kritik, iç muhasebe veya yetmezliklerimizle yüzleşme eylemidir. Bazı toplumsal ve dini ritüeller ( anma toplantıları ve cenaze merasimleri gibi), bize yüzleşme konusunda belirli bir zemin hazırlasa da, çok fazla etkili ve kalıcı olamamaktadır. Çünkü hayatı yaşama şablonumuzda, modern hayatın çeldiricileri daha baskındır ve bizi ciddi anlamda bu erdemlerden uzak tutmaktadır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen kendimizi zorlayarak, modern hayatın tüketen ve yoran baskısından bir şekilde kurtularak, kendimize şu soruyu sormalıyız diyorum. “ Bu gün Allah için ne yaptık?” Eğer olumlu ya da anlamlı bir cevabımız yok sa, yazık bize. Zira rabbimizin nezdinde kaybedenlerden oluruz. Tamamen modern hayatın pratiklerine yoğunlaştığımız günümüzde, bencilliğimizden kurtularak, kendimize ve duygularımıza zaman ayırarak, anlam arayışı içinde olmalıyız. Doğru olan tercih bu, başkası değil. Kötülüklerin toplumsal karakterimiz haline gelmeye başladığı konjonktürde, yetmezliklerimizle yüzleşmekten ve hayatımızı iyileştirmekten başka çaremiz yok gibi görünüyor. Sizce de öyle değil mi?

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.