Son güncellenme :01.08.2018 12:31

Anasayfa > Yazarlar > Hayatı olağan sınırlarda yaşamak

01.08.2018 Çar, 12:31

Hayatı olağan sınırlarda yaşamak - Prof. Dr. İrfan Çağlar

Hayatı olağan sınırlarda yaşamak

Bizim için problem kaynaklarından birisi de, hayatın sınırlarını zorlamaktır. Çünkü sınırları zorlanan hayat, ona gereğinden fazla değer yüklenmesi ve onun kutsanması anlamına gelir. Herhangi bir nesnenin kutsanması da, onu zaman içinde bizim açımızdan mecburiyetler setine dönüştürür. Böylece rutin ve olağan sınırların içinde tutulması gereken hayat değişerek ya da mutasyona uğrayarak, bizim için pek çok sıkıntı ya da külfetin kaynağı halineolur. Yani yaşadığımız veya yaşamayı planladığımız hayat, kalıp değiştirerek bizim olmaktan çıkar ve başkalarının bize dikte ettirdiği bir hayata evrilir. Bu da, bizi yorar ve tüketir. Böylece huzursuzluk kaynağına dönüşen, maliyetini bizim ödediğimiz ama faydasını başkalarının paylaştığı bir hayatı kendi elimizle üretmiş oluruz.
Bu asimetrinin çözümü konusunda pek çok şey söylenebilir. Sanırım en kestirme çözüm yolu, yaşanılan hayatın fena boyutunu anlamaktan geçer. Eskilerin deyimiyle, “ gelen gider, konan göçer.” Aslında bu ifade, hayatın faniliğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu ifadenin bir başka mesajı da; tarihi süreç içerisinde pek çok kavmin, dünyaya geldiği, yaşadığı ve miadını doldurduktan sonra tarihe geri döndüğü şeklinde algılanabilir. Yani insanlar kendilerine tayin edilen ömrü yaşarlar, faniliğin gereği olarak ta gerçek aleme göç ederler.
Kadim Türk kültürüne göre yaşadığımız hayat, “alımlı, çalımlı ve ahır ölümlü dünyanın” ta kendisidir. Bu yüzden doğru olan davranış, hayatı zorlamadan, olağan sınırları içinde yaşamaktır. İnancımız “ hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi de öbür dünya için çalış” derken, aslında bir denge kurmakta ve bir ölçüt vermektedir bize. Başka söze hacet var mı?

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.