Son güncellenme :07.06.2017 12:17

Anasayfa > Yazarlar > HAVA KİRLİLİĞİ DÜNYA’DA VE ÜLKEMİZDE ALARM VERİYOR

07.06.2017 Çar, 12:17

HAVA KİRLİLİĞİ DÜNYA’DA VE ÜLKEMİZDE ALARM VERİYOR

Dünya’daki çevre kirliliğine bağlı olarak, atmosferdeki sera gazı yükünün %30 artmasıyla, 2016 yılının en sıcak günlerini yaşadık. Dünya Meteoroloji Örgüt’nün verilerine göre, son yüzyılda, Dünya’nın ortalama sıcaklığı 0,8 derece arttığı takdirde, hava durumu, bir önceki yıldan daha sıcak geçecektir.
Küresel ısınmanın, dünya’da yaşayan bütün canlılar için büyük tehdit olmasına rağmen, nedenlerini ortadan kaldıramadığımızdan, iklim değişikliklerinin bedeli çok ağır ödenmektedir. Kuraklık ve çölleşmeler dolayısıyla, artan sel afetleri, yok olan endemik bitkiler ve hayvan türleri tehlikenin işaretlerini veriyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin açıkladığına göre, geçen yılın ekim ayına göre yağışlar %75,3 azalmıştır. Ekim ayları ortalaması dikkate alındığında yağışlarda %58,3 lük düşüş olmuştur. Bu yüzden, iklim değişiklikleri şimdiden hissedilmeye başlamış, tarım arazilerini ve hayvancılığımızı olumsuz etkilemektedir.
Güney ve kuzey kutuplardaki buzulların erimesi, buzullardaki kopuşlarla ekolojik denge bozulurken, denizlerdeki sıcaklık artışından dolayı, balıklar daha soğuk sulara göç etmektedir. Göçmen kuşlar ise, her zamankinden daha erken göç etmekte veya İstanbul boğazına gelen kuğular gibi, göç yollarını değiştirmektedirler.
Soyu tükenme tehlikesi olan dikkuyruk ördeği, küçük akbaba, ender görülen Sibirya kazı ile birlikte tesbit edilen 110 kuş türü, en temiz havaya sahip Kars’a gelip buraya sığındığı göre, onlarında endişeleri olduğu anlaşılmaktadır.
Muğla’daki termik santrallara, 12 yıldan sonra, baca gazı flitre tesisleri yapılmasına rağmen, Marçal Dağı eteklerindeki, Gerit Köyü civarında kanser hastalığının tehlikeli şekilde arttığı iddialar arasında. Çevredeki karaağaçlarla ile çitlenbikten aşılanan antep fıstığı ağaçları da kurumuştur.
Dünya Meteoroloji Örgütünün hazırladığı Küresel İklim Risk Endeksi 2017 raporundaki, Türkiye ilgili bölümlerde, 1996-2015 yılları arasında, iklim kaynaklı afetler nedeniyle, 351 milyon dolarlık hasar meydana getirdiği belirtilmektedir. Aynı rapordan, dünya’da iklim değişikliğinden, aynı dönemde 350 bin kişinin hayatını kaybettiğini öğreniyoruz.
Dünya’nın karşı karşıya geldiği bu tehlikeli durumdan geri dönüş sağlamak için, geçen yıl, 191 ülkenin temsilcileri, Fas’ın Marakeş kentinde bir araya gelerek Paris İklim Anlaşmasını imzalamışlardır. Türkiye’nin de 22 Nisan 2016 tarihinde imzaladığı anlaşma yürürlüğe girmiş ve bu anlaşma, küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın 2 derece santigratın mümkün olduğunca altında durdurulmasını hedef almıştır.
Bu yıl mayıs ayı içersinde, 146 ülkeden iki binden fazla delegenin, Uluslar arası iklim diplomasisi için Bonn’da biraraya gelerek, ABD’nin Paris Antlaşmasından çekilebileceği veya daha az rol oynayacağı görüşülmüş, iklim değişikliğinin yavaşlatılması hususunda, bütün ülkelerin umutları, Hindistan ve Çin’in insafına kalmıştır.
O yüzden, İspanya’nın başkenti Madrid’de, Dünya Sağlık Örgütünün gösterdiği limitleri aşması nedeniyle, Valilik hava kirliliğini önlemek için, tek, çift plaka uygulamalarına geçmiştir. İçinde bulunduğumuz yılda, AB genellinde, Paris, Madrid ve Atina gibi şehirlerde de hava kirliliğine karşılık, bazı otomobillere ve hatta ,şehir merkezlerinde dizel araçlara yasaklar getirilmesi planlanmaktadır. Tüm Avrupa şehirlerinde, fosil yakıtların kullandırılmaması konusunda çalışmalar yapılmaktadır.
Avrupa ülkeleri, elektrik üretiminde yenilebilir enerji kaynaklarına yönelmişlerdir. Bu yüzden de, bu ülkeler hem hava kirliliğini azaltmak, hem de, 1 kwh elektriğin 3 sente ve daha ucuza mal edilmesi dolayısıyla, kömür ocakları ve termik santralların kapatılması kararı almışlardır.
Güneş enerjisi yönünden, daha iyi imkanlara sahip olan ülkemizde ise, tersine yerli ve ithal kömürden elektrik üretimi teşvik edilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 yılında, kömür üretimini %100 arttırmayı planlamaktadır. Eğer bu plandan vazgeçilmediği takdirde, hem pahalı elektrik kullanacağız, hem de çevremize ve atmosfere sera gazı salmaya devam edeceğiz.
Türk Toraks Araştırmasına göre, Türkiye’deki sadece iki ilimizın havasının temiz olduğu ortaya çıkmıştır. Hava kirliliğinin ölçüldüğü 169 istasyondan 165 inde Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verdiği sınır değerlerinin üzerine çıkılmıştır. Buna göre, sadece Artvin ve Tunceli illeri ile, Çanakkale’nin Biga ilçesi ve Doğankent ilçelerin de, temiz hava solunmaktadır. DSÖ nün belirlediği sınır ise, İstanbul ve İzmir’de 2 kat, Ankara’da 3 kat aşılmıştır. 2015 ve 2016 yılı değerlerine bakıldığında 13 il ve 85 istasyonda, son bir yıl ortalamasına göre hava kirliliği artmıştır.
Uluslar arası Kanser Araştırmaları Ajansı’na göre de dış ortam hava kirliliğinin, insanlarda kanser yaptığı kanıtlanmış ve hava kirliliğinin en önemli birleşeni olan partikül maddenin de tek başına kanser yapıcı olduğu ilan edilmiştir. Ayrıca,termik santralların olduğu yerlerde, akciğer kanseri, solunum yolu enfeksiyonları, KOAH, astım, akciğer sertleşmesi,bronşit, kalp krizi veya kalp yetmezliği gibi hastalıklara da yol açtığı bilinmektedir.
ABD de 6 şehirde yapılmış araştırmaya göre, hava kirliliği sadece kalp ve solunun rahatsızlıklarına değil, uyku düzenini de bozmaktadır. Araştırma, Washington Seattle Columbia ve Harvard üniversiteleri tarafından 1863 kişi üzerinden yapılmıştır. Beş yıl boyunca hava kirliliğine maruz kalan insanlarda, kirliliğe daha az maruz kalanlara göre, uyku kalitesi, %60 azalmaktadır. Uyku sorunu tedavisinde temiz havanın önemi, bu araştırma bir kez daha kanıtlanmıştır.
Hava kirliliğinden en fazla da çocuklar etkilenmektedir. Başka bir çalışmaya göre de, Türkiye’de sağlık kurumlarına başvuran 13 milyona yakın hasta içinde 0-14 yaş grubu çocukların, çoğunluğu teşkil etmesi halkımızın sağlığının ne kadar tehlikeli boyutlara geldiğimi göstermektedir.
İl genellinde %64 ormanlarla kaplı olan Muğla’nın sınırları içersinde faaliyet gösteren termik santrallarda, baca gazı flitre tesisleri bulunmasına rağmen, hava kirliliği olan illerin başında gelmektedir. Doğal gazın bağlanmasıyla hava kirliliği bir miktar azalacaksa da sonuç pek fazla değişmeyecektir. Hava durumunun iyileşmesi için termik santralların hayatımızdan çıkması ve trafik yoğunluğunun giderilmesi için toplu ulaşım araçlarından hafif raylı sisteme geçilmekten başka çare bulunmamaktadır.
Türkiye’deki hava kirliliğinin tam tesbiti için, Hava Kirliliği Ölçme İstasyonları Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde bulunmalıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı olarak çalışan bu istasyonlardan elde edilen veriler saklanmamalı ve meteorolojik bilgiler gibi, günü gününe kamuya duyurulmalıdır. Halkımız, bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır. Hatta, istasyonların yönetimi Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alınarak, Meteoroloji Genel Müdürlüğüne verilmesi, bilgilerin bütünlük kazanması yönünden ve alınacak tedbirler bakımından daha yararlı olabilir.
Almanya’da kurulan çevre odaklı trafik işaret sisteminde hava kalitesini arttırmak için belirlenen seviye aşıldığında trafik sistemi otomatik olarak, hava kirliliği ve trafik yoğunluğu panolardan bilgilendirilmektedir. Ayrıca, senkrolize trafik işaretleriyle, trafik akışını azaltmak için yeşil ışık süreleri kısaltılmaktadır
O zaman belki, uyarılar doğrultusunda, otomobil kullananlar daha az kullanır veya kullanırken daha dikkatli olurlar, İşyerlerine yürüyerek veya bisiklete binerek gidenlerin sayısı artabilir. Konutlarını yalıtım yaptırmayanlar zorunlu hale getirilebilir, insanlar enerjiyi verimli kullanmak için güneş enerjisi veya rüzgar enerjisinden yararlanabilirler. Çöplerin vahşi depolanması yerine, çöpler geri dönüştürülebilir.. Hava Kirliliği Ölçme İstasyonları’ndan edinilen bilgilerin kamuya duyurulmaması, gerçeklerden kaçmak demektir ve kimseye faydası olmadığı gibi, ancak halkımıza zarar verir.
Hava kirliliğinin azaltılması yönünde alınacak tedbirlerin yanında, yeni yerleşim yerlerinde veya kent dönüşümleri planlanırken, hakim rüzgarlar dikkate alınarak, kentin hava sirkilasyonunu engellemeyecek şekilde, imar planları hazırlanıken dikkate alınması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının en öncelikli görevleri arasında olmalıdır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.