Son güncellenme :10.01.2018 15:02

Anasayfa > Yazarlar > GAZETECİLER

10.01.2018 Çar, 15:02

GAZETECİLER - İsmail Atasever

GAZETECİLER

Bir realite var ki yadsınamaz.
Dünyanın neresinde ve de hangi ülke için olursa olsun dikkatleri üzerine çeken meslek gruplarından biri basın sektörüdür.
İlişkin olarak gazeteciler.
Hal böyle iken aksi iddia edilemez.
Abartıldığı gibi bir yaklaşım içerisinde olunamaz.
Kaldı ki buna ilişkin gelişmeler her şeyi ortaya koymaktadır.
***
Peki nedendi?
Neden, halkın haber alma ve bilgi edinmesi bağlamında yadsınmaz görevin sahibi gazeteciler, zaman zaman eleştirilere muhatap oluyor?
Hem de çeşitli kesimler tarafından.
Yetmedi, düşüncesinden dolayı tutuklanmalar!
Bugün dahi dünyanın her ülkesinde olduğu gibi kendi memleketimizde de aynı eyleme muhatap olan, daha da öte tutuklu birçok gazeteci vardır.
Kuşkusuz bu tür eyleme neden olan temel nokta, zülfiyara dokunulduğu iddiasıdır.
***
Oysa, bu bağlamda değişmeyen bir realite var ki yadsımak mümkün değil.
Her basın mensubu, üstlendiği sorumluluğu yerine getirmek adına görev yapmaktadır.
Öncelik halkın bilgi edinmesi olduğuna göre, ast olan görevin ifasıdır.
İşte bu nedenle her basın mensubu, şartlar ne olursa olsun halkı bilgilendirmek ve bilgi edinmesini sağlamak bağlamında hareket etmiştir.
Kısaca bu tür bir çaba içerisinde olmuştur.
Üstelik kimi zaman çok zor koşullar altında.
Bir başka yaklaşımla gazeteci, zaman zaman türlü tehlikelerle yüz yüze geldiği halde, görevi yerine getirmek için gecesini gündüzüne katmaktadır.
Bu durum savaş hallerinde veya toplumsal olayların eskisini gösterdiği süreçte olsa da, değişen bir şey yoktur.
Zira gazeteci, üstlendiği sorumluluğu yerine getirmek için gerektiğinde her türlü tehlikeyi göze almıştır ve almaktadır.
***
Şimdi…
Bu bağlamda bir realite var ki aksi iddia edilemez ve yadsınamaz.
Gelişmelerin seyri içerisinde geriye dönüp baktığımızda ve de günümüzde, çeşitli eylemlerin hüküm sürdüğü yerlerde görev üstlenen birçok gazeteci olduğunu görürüz.
Zira onlar, bir sorumluluk üstlenmişlerdir.
Dolayısıyla yerine getirirken, tehlikenin boyutunu düşünmezler.
Bir yerde olayların göbeğine uzanırlar.
Yine de bir ayrıntı gündeme getirilir.
Her basın mensubu aynı sorumluluk ve bilinçle hareket etmekte midir?
İstisna teşkil edenler olsa da genelde her basın mensubu, aynı duyarlılığı göstermektedir.
İçinde bulunduğu olumsuz koşullara karşın, topluma karşı sorumlu olduğu bilinciyle hareket eder.
Bu nedenle kimler ne söylerse söylesin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olunsa da ast olan, gazetecilerin sorumluluk bilinci içerisinde hareket ettikleridir.
İstisna teşkil eden haller olsa da genelde bu doğrultuda görev ifa edilmektedir.
***
Bu arada, tüm gelişmelerin seyri içerisinde yer alan basın mensupları adına cevap arayan bir takım ayrıntıların olduğu da yadsınamaz.
Zaman zaman kritik edilen, bazen de övgüye değer bulunan basın mensuplarıyla ilgili özel bir gün var mı? diye baktığımızda, oldukça gerilere gitmek gerekiyor.
İlişkin olarak, bundan yarım asrı geçen süre öncesinde, yani 1961 yılında bir fiil görev yapan gazetecilere yönelik olarak harekete geçiliyor.
Akabinde aynı yılın 10 Ocak tarihinin “çalışan gazeteciler bayramı” olarak tescil edilmesi ve de kutlanması karar altına alınıyor.
Ne var ki bu durum ancak 10 yıl devam eder.
1971 senesinde gözlenen askeri müdahale üzerine gazetecilerin bazı hakları geri alınır.
Dolayısıyla o gün bugün 10 Ocak tarihi, çalışan gazeteciler adına özel bir gün olarak kutlansa da, sıkıntı olmadığı söylenemez.
Özellikle yerel bazda görev yapan gazeteciler, bir yerde üvey evlat muamelesi görmektedir.
Yürürlükte öyle bir yasa var ki, bir yerde ulusal basın sektörünün işine yarıyor dense kesinlikle abartı değil.
Hal böyle iken aksi söylenemez ve de iddia edilemez.
Gelişmeler ayan beyan ortada.
Buna karşın taşrada görev yapan basın mensupları, üstlendikleri sorumluluk gereği büyük bir özveri gösteriyor.
Bu nedenle özellikle aynı özveriyi gösteren basın mensuplarının 10 Ocak çalışan gazetecilerin bayramını yürekten kutluyorum.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.