Son güncellenme :08.01.2019 18:16

Anasayfa > Yazarlar > FELÇ TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIKTIR, TABİ ERKEN FARKEDİLİRSE

08.01.2019 Sal, 18:16

 

Bu hafta felç (inme) konusunu inceleyelim istiyorum. Çünkü inme kalp hastalıkları ve kanserden sonra dünyada 3. sıradaki ölüm sebebi. Özellikle 55 yaş üzerinde risk her geçen gün daha da artıyor. Allahtan tıp ilerliyor, inmeninde her geçen gün tedavisi gelişiyor ve daha önceden yatalak kalacağını düşündüğümüz hastalar günümüz tedavileriyle yatalak kalmadan iyileşebiliyor. Tabi hasta zamanında hastaneye gelebilirse…

İnme beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu beyne giden kan miktarının azalmasıdır. %80-85 ihtimalle beyin damar tıkanıklığından, %15-20 ihtimalle kanamadan kaynaklanıyor. Ama ister kanamaya isterse damar tıkanıklığına bağlı olsun, sonuç olarak beyne giden kan akımı bozuluyor. Beynimiz diğer organlarımız gibi değil, o her şeyinin tam olmasını istiyor. Eğer istediği glikoz(şeker) ve oksijeni alamazsa hemen nöron dediğimiz beyin hücreleri ölmeye başlıyor. Hem de ne ölüm, dakikada 2 milyon nöron ölüyor. Bu ihtiyacı olan şeyleri de beynimize kan damarları götürüyor. Sonuçta nöronlar ölmeye başlarken bizim yapabileceğimiz, erken müdahale ile ölmeden kurtarabileceğimiz nöronları kurtarmak.

İnme beyin damarlarındaki kanamaya bağlı olarak karşımıza çıkabilse de daha çok damar tıkanıklığına bağlı olabildiğini söylemiştik. Biz bugün daha çok damar tıkanıklığına bağlı inmelerden bahsedeceğiz. Çünkü beyin damar tıkanıklığına bağlı inmeler hem daha çok görülüyor hem de tedavilerinde çok önemli gelişmeler oldu. Beyin damar tıkanıklığı herhangi bir sebeple ortaya çıkan bir pıhtının beyin damarına gidip tıkaması veya beyin damarlarında başlayan kireçlenmenin giderek artması ve damarın tamamen tıkanması sonucu olabiliyor. Sonuç olarak beyne giden damarlar tıkanıyor ve o damar beynin hangi bölgesinin beslenmesini sağlıyor ise artık o bölge beslenemiyor. Bizde o bölgenin fonksiyonu neyse, o görevin yerine getirilmediğini görüyoruz. Bu sıklıkla vücudumuzun bir tarafının tutmaması şeklinde ortaya çıkabiliyor, ama hep böyle olmak zorunda da değil. Bazen konuşamama, ya da anlamsız konuşma, bazen aniden ortaya çıkan görememe, göze perde inmesi, bazen yüzde kayma, bazen denge kaybı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bazen de beynin yaygın tutulması veya bilinç dediğimiz -kendinin ve çevrenin farkında olmamız olarak ifade edebileceğimiz- fonksiyonları yöneten merkezlerin tutulmasına bağlı bilinçsiz veya koma halde de görebiliyoruz hastalarımızı.

Yıllar içerisinde inmenin tedavisinde çok önemli değişimler oldu. Bin dokuz yüz doksanlı yılların sonlarına kadar bu hastalar hastanelerde takip ediliyor, inmenin ne kadar şiddetli olduğu, ne kadar yatağa bağlı kalacağı takibe göre, hastanın son durumuna göre karar veriliyordu. İki binli yıllarda damar tıkanıklığına bağlı inmelerde ‘fibrinolitik’ dediğimiz normal kan sulandırıcılardan çok daha kuvvetli ilaçlar; hastalar inme geçirdikten sonraki ilk 3 saatte acil servise başvurursa verilmeye başlanmıştı. Buradaki amaç tıkanan damarın güçlü kan sulandırıcılarla açılması ve beyin hücrelerinin kurtarılmasıydı ki, bu konuda istenen yüz güldürücü sonuçlar da alındı. ‘Fibrinolitikler’ konusunda çalışmalar ve tecrübeler arttıkça daha da sık uygulanmaya başlandı. İki bin on yılından itibaren ilk üç saatlik süre bazı hastalarda 4,5 saate çıkarıldı. Buradaki amaç daha fazla hastanın inmeye bağlı yatağa bağımlı kalmasının önlenmesi ve hastaların felç öncesi durumlarına dönmeleriydi. Birçok vakada da başarılı olundu. Bizim hastanemizde de bu tedavi verilebiliyor ve yüz güldürücü sonuçlar alınıyor. Tabi tüm inme hastalarına bu tedavi verilemiyor maalesef, bazı durumlar var ki bu kan sulandırıcı vermemizi engelliyor, yani kan sulandırıcının faydadan ziyade zarar verme ihtimali daha ağır basıyor. Mesela daha önceden beyin kanaması geçiren hastalar, acile başvurduğunda kanama riski yüksek hastalar gibi… bu durumdaki bir hastaya hekim olarak bizimde, hastanın da yapacağı çok şey yok fibrinolitik tedavi açısından, başka tedavi seçenekleri kullanıyoruz ama hastanın bu tedaviyi almasına engel olan bir durum var ki, işte bu yüzden tedavi verilemeyince, buna gerçekten üzülüyor insan, bu da zaman; zaman altın demek beyin için. Tedavi için uygun olan bir hastanın, belirtilerini tanımaması veya başka bir sebeple 3-4,5 saatten sonra acil servise başvurması, onun için ne büyük kayıp olmaz mı? Bu sebeple bu konunun -hastane öncesi inmenin- erken tanınıp, hastaların erkenden acil servise başvurmalarının önemi özellikle hekimlerin yakından ilgilendiği bir konu. Bu konuda ne kadar çok insanın farkındalığı arttırılırsa, o kadar çok insan vaktinde gelebilir acillere ve bu tedaviye aday olabilirler. Mesela sizin veya bir yakınınızın yüzünde kayma olmuşsa, ya da kollarında güçsüzlük veya konuşmada bozukluk; işte bu belirtilerin birinin bile görüldüğü bir kişinin inme geçiriyor olma ihtimali %70’ler civarında. Hemen 112 acil çağrı merkezini arayıp ambulans istemeli ve hastaneye başvurmalısınız. Bundan sonrası biz hekimlerin işi, sizin damar tıkanıklığınız mı var, beyin kanaması mı geçiriyorsunuz bunu anlayıp, eğer damar tıkanıklığınız varsa yukarıda bahsedilen kan sulandırıcı tedaviye aday olup olmadığınızı belirleyip, ona göre tedavinizi uyguluyoruz. Burada inmenin başlangıç zamanı çok önemli. Bir tek, gece normal olarak yatıp, sabah kalktığında felçli olduğunu fark eden hastalarda felcin başladığı zamanı tam tespit edemeyeceğimiz için, o hastaları en son sağlıklı gördüğümüz saati temel alarak tedavi etmeye çalışıyoruz.  Umarım hiçbirimiz bu hastalıkla yüz yüze kalmayız ama kalırsak beyin: zaman demektir bunu unutmayalım ve belirtilerini erken tanıyamaya çalışalım. Sağlıcakla kalın.

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

Fatma Acar

İnme ile ilgili verdiğiniz bilgiler için teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerim.

08.01.2019, 21:47