Son güncellenme :08.10.2018 12:06

Anasayfa > Yazarlar > Davranışsal bir asimetri: İyilik karşıtlığı psikolojisi

08.10.2018 Pts, 12:06

Davranışsal bir asimetri: İyilik karşıtlığı psikolojisi

İlişkiler sisteminde insanların temel şikayet noktalarından birisi de, iyilik karşılığında kötülük bulunduğu ile ilgilidir. Bu tespit ile ilgili bir genelleme yapmak doğru değildir. Çünkü yaşanılan dünyada, iyilik karşıtlığının kötülükle eş değer olmayan istisnaları da bulunmaktadır. Hem de çok sayıda. Buna rağmen insanların zihninde, iyiliğin kötülük getirdiği ile ilgili yaygın bir kanaat oluşmuştur. Yani insanlar, iyilik karşıtlığı psikolojisinin süreç çerçevesinde kötülüğe meyilli olarak işlediği konusunda hem fikirdirler. Aslında yaşanılan hayatta bu ortak kanaati oluşturan ya da pekiştiren pek çok hatıra ya da hikaye vardır. Bunlardan birisi de şöyledir. “ Bir büyük zata demişler ki, falanca senin aleyhinde konuşuyor, senin dedi kodunu yapıyor. O büyük zat önce uzun süre düşünmüş, sonra da gülümseyerek mukabelede bulunmuş ve demiş ki, Allah Allah ben o kişiye hiç iyilik yapmadım ki!”
Anonim olarak anlatılan bu hikaye bire bir belki pek çok yerde ve dönemde yaşandı, belki de hiç yaşanmadı. Önemli olan yaşanması ya da yaşanmaması değildir. Burada önemli olan böylesi yaygın ve anonim bir kanaatin oluşmuş olmasıdır. Aslında yukarıda anlatılan hikaye muhtemeldir ki, konuyla ilgili yaşanılan pek çok başka hikayenin ortalamasıdır. Burada hikaye’nin içinde ki saklı mesaj; “iyiliğin zaman geçtikçe hazmının zorlaştığı, bu yüzden iyilik alan kişinin komplekse girerek iyiliği unutma, görmezden gelme veya yok sayma eylemlerine başvurduğu” şeklinde algılanabilir.
Pe ki bu psikolojinin arka planında hangi duygular vardır? Yani iyilik üretenlere karşı kötülük yapma içgüdüsünü neler tetikler ya da besler? Bu soruların bir tek cevabı yoktur. Çünkü bu tür soruların her zaman doğru cevabını bulmak zordur. Ancak konuyla ilgili şöyle bir yorum yapılabilir. Sanırım iyilik alan kişi, iyilik yapana karşı kendisini ezik veya statü olarak düşük hissediyor. İyilik aldığı zamanlarda kendisini yeterince güçlü hissetmeyen bu kişi, daha sonra rahatladığında veya fırsatını bulduğunda, kendisini ispat etmenin yolu olarak iyiliği unutuyor ya da görmezden geliyor. Veya o iyiliği yok sayıyor. Bu eylemin bir adım daha sonrasında da, iyiliğin karşısında kötülük yaparak, kendisini ispat etme ve kişisel gururunu kurtarma duygusu ön plana çıkıyor. Bu duruma, kişinin iç dünyasında kendisini ezik bırakan eylemle ve bu eylemin veren tarafıyla hesaplaşması da denilebilir.
Böylesi bir hesaplaşma kadar, sahibine tatmin sağlayan başka bir güdü yoktur. Çünkü hesaplaşma güdüsü, insanoğlunun içindeki rahatsızlık kaynağını ortadan kaldırır. Kişiyi rahatlatır ve kendince onu düzlüğe çıkarır.
Söz konusu bu güdüyü etkisiz hale getirerek, insanoğlunu iyiliğe karşılık iyilik üreten bir konuma taşımak mümkündür. Onun insani yönünü güçlendirerek, onu yeniden insanlığına döndürebiliriz. Yani insanoğlunu; insani erdemlerle tanıştırarak, bunları yaşantısının temel düsturu haline getirerek ve hassasiyet alanlarına dönüştürerek, çözümün bir parçası haline getirebiliriz. Ya da Allah rızası için ve karşılıksız olarak yapılan iyiliği unutarak, iç dünyamızda iyilik karşıtlığı psikolojisini sorunun kaynağı olmaktan çıkarabiliriz diye düşünüyorum. “ İyiliği yap ve denize at, balık bilmezse Halık bilir. “ örneğinde olduğu gibi. Zannediyorum en kestirme çözüm yolu bu olsa gerek.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.