Son güncellenme :08.11.2018 10:42

Anasayfa > Yazarlar > ÇITAYI YÜKSEK TUTMAK İSTİYORUZ (I)

08.11.2018 Per, 10:42

ÇITAYI YÜKSEK TUTMAK İSTİYORUZ (I)

Bir süre öncesinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Çelik’le bir söyleşi gerçekleştirmiştim.
Aslında röportaj bir zorunluluktu.
Ülkemizin geleceğini şekillendirecek bir yükseköğretim kurumunun başına geçmişti.
Nasıl bir yol izlemeyi düşünüyordu?
Üniversite, Türkiye genelinde konuşlanan ve her bakımdan önemli bir il adına çok önemli bir bilim yuvası olduğuna göre, gelecek için ne tür bir projeksiyon öngörüyordu?
Kısaca Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, ülkemiz için olduğu kadar dünya genelinde kendinden söz ettiren bir bilim yuvası haline gelir miydi?
***
Rektör Çelik’e, yönelteceğim sorulardan önce kısa bir özgeçmişinden dem vurmasını istedim.
Sakarya ilinin Akyazı ilçesinde doğdum. 5 yaşına kadar burada yaşadım. Annem ve babam Almanya’ya gittikleri için dedemle kaldım. Bu süreçte simit satmıştım. Daha sonra annem Almanya’dan döndü. Dolayısıyla ilkokul, ortaokul ve liseyi Sakarya İli Akyazı ilçesinde tamamladım.
Hacettepe Üniversitesi Kimya bölümünü kazandım. Okul bittiğinde sınava girerek araştırma görevlisi olma hakkını elde ettim.
1990-1998 yılları arasında yüksek lisans ve doktora eğitimimi tamamladım.
Askerlik sonrası Kocaeli Üniversitesinde Yardımcı Doçent olarak göreve başladım.
Bu sıra ister istemez bir iç geçiriyor.
Tarihin önemli yer sarsıntılarından Marmara Depremi aynı süreçte meydana gelmişti.
Depremin olduğu gün evde değildik diyen Prof.Dr.Hüseyin Çelik;
Bizim ev olmak üzere çevredeki bütün evler yıkıldığı için her şeyimizi kaybetmiştik.
Deprem sonrası ne yaptınız? dediğimde özel bir şirkette görev üstlendiğini ve 8 yıl boyunca burada hizmet verdiğinin altını çizmişti.
***
Rektör Çelik’e, Sıtkı Koçman Üniversitesine gelişiniz nasıl oldu? dediğimde gerçekten ilginç bir yaklaşım sergilemişti.
2008 yılında maddi bağlamda daha avantajlı olan görevimden istifa ederek Muğla’ya geldim.
Bu benim tercihimdi. Ben kalbimin sesini dinleyen birisiyim. Çevresel gelişmelerden pek fazla etkilenmem.
Her halde rektör Çelik’in bu yaklaşımı üzerine tek söylenecek söz, idealist olduğu. Değilse ülke koşullarında, bizatihi vurguladığı gibi çok daha yüksek maaş aldığı işi bırakıp akademisyenliği tercih etmezdi.
Bu arada, öğretim üyesi olarak görev yaptığı süreçte iki önemli gelişmenim üstesinden gelindiğinin altını çizmişti ki gerçekten önemliydi.
İlk sentez projesini Roketsan ile ben yaptım.
Bu proje seri üretime geçti ve Türkiye’ye önemli katkılar sağlıyor.
Yanı sıra Bor madeni ile ilgili olarak TUBİTAK projesi gerçekleştirdim.
Bu bakterilere karşı anti bakteriyel yüzeyle ilgili bir çalışmaydı.
Gözlenen o ki rektör Çelik, idari görev üstlenmeden önce gerçekten önemli gelişmelere imza atan bir akademisyen olarak haklı yer edinmişti.
***
Bilim insanı olarak önemli gelişmelere imza attığınızı söylüyorsunuz.
Buna karşın bürokratik gelişmelerin daha yoğun olduğu rektörlük tercihiniz neden?
Aslında rektörlük konusunda, ben olsam ne yapardım sorusunu soruyordum. Ama bir gün rektör olacağımla ilgili kesin bir düşüncem yoktu. Çünkü hiç koltuk sevdam olmadı. Kimseden bir talep etmişliğim yoktur.
Dedim ya Rektör Hüseyin Çelik’in, idari yönetimden ziyade bilim yanı daha ağır basıyordu.
Bilim yanı ağır basıyor derken yanılmamıştım.
İşe, kapanan laboratuvarların tekrar açılmasına yönelik başlaması teyit ediyordu.
Bu arada başkaca önemli çalışmaların olduğunun altını çiziyor.
Diyor ki, asıl olan öğrenciyi kampus alanında tutabilmektir.
Çok öğrenci almak önemli değildir.
Önemli olan yönetilebilecek düzeyde yüksekokul açmaktır.
Rektörün bu yaklaşımına itiraz edilemezdi.
Yıllar var ki ülkemizin birçok üniversitesinde, özellikle siyasilerin baskısı sonucu birçok bölümler açıldı. Ne var ki bu bağlamda öğretim üyesi eksikliği çekildiği gibi birinci derece tercih edilen bölümler olmaktan uzaktı.
Muğla Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Çelik’in itiraz ettiği nokta burasıydı.
Ülkemizin ihtiyaçları bağlamında çok fazla gerek duyulmayan, buna karşın öğretim üyesi eksikliği çekildiği halde açılan yüksekokullar, maliyet getirdiği gibi zaman kaybına neden olmaktaydı.
Rektör olarak bu bağlamda öneri ve girişimleriniz olmadı mı? dediğimde;
Bunun için ilgili ve yetkili mercilere çok yazılar yazdım.
Birçoğunda geri dönüşler oldu.
Çözümler de üretildi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Çelik’e yönelttiğim sorular bunlarla sınırlı değildi.
Özellikle, çıtayı yüksek tutmak istiyoruz yaklaşımı, üniversite-kent bağlamında çok önemliydi.
(devamı var)

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.