Son güncellenme :07.11.2016 16:06

Anasayfa > Yazarlar > CHP ve KENT YÖNETİMİ X.

07.11.2016 Pts, 16:06

CHP ve KENT YÖNETİMİ X.

Seçimlere iki ayrı parti olarak katılmanın sancıları bir yana 1994 yerel seçimlerini, daha sonra detaylarını da açıklayacağım bir kaç etkenle kazanmıştık.
Önceki yazılarımda da bahsettiğim “Kazanılsın da bir oyla kazanılsın” şekliyle teselli bulunmasına yeterliydi. Yine DESTEKLEYEN değil de RENGİNİ BELLİ ETMEYENLERİN, çekirge sürüsü gibi İSTİLA benzeri bir KUTLAMA SERAMONİSİ uzunca sürdü.
Seçim öncesi vaad edilen ve seçim sonrasında gerçekleşmesi gerekenleri görüşmek üzere seçimi takip eden haftanın Cuma günü Başkanı ziyaret ettik. Arkadaşlar arasında bir anlaşmaya varıldı. Ben ve bir arkadaşım aynı gün iş başı yaptık ve Pazartesi günü de 5 NİSAN TASARRUF TEDBİRLERİ nedeniyle, geçici işçilerin işine son verilmesi gerekçesiyle işten ayrılmak zorunda kaldık. Bu duruma ben dahil bütün arkadaşlarım bir yandan üzülürken bir yandan katıla katıla güldük.
Çok geçmeden HİKMET ABİ MODELİ ile iki partinin birleşme sürecine girildi. Buna göre CHP ve SHP’nin İl ve İlçe Başkanları her iki partinin yönetim kurulu üyeleri tarafından oylanacaktı. Yapılan yönetimler arası seçimleri SHP nin İl ve İlçe başkanları kazandı ve olağan kongre süreci de başlamış oldu. Kongre süreci derseniz, bilindik yol ve yöntemlerle Belediye Başkanı gölgesinde yapıldı. Öylesine üzücü şeyler oluyordu ki ;İlçe Başkanı kendi ağzından “benden ilçe başkanı mı olur Başkanım” dedim ama dinletemedim, ne yapayım minnet borcum var kıramadım diyerek ve TEK ADAY olarak seçime giriyor,MALUMUN İLANI kazanarak İLÇE BAŞKANI oluyor.Bununla kalsa yine iyi aynı İlçe Başkanının SOYADI Belediye Başkanının SOYADIYLA ve gülerek anılıyordu.
*** *** *** *** *** ***
Bunca yaşananlardan yıllarca ders çıkarmak bir yana daha da kronik vaka olarak ve şiddetini artırarak, aynı yanlışların tekrarlanıyor olmasının altında kasıt aramamak mümkün değil.
5 Nisan dan bir süre sonra bir kaç kez daha girdi çıktı yaşasak da çalışmaya başlamıştık.1995 yılında yapılan genel seçimlerde geleneksel hale gelen ön seçimle aday belirleme sürecine girilmişti.Geçen yerel seçimlerde aldığımız karar nedeniyle desteklemediğimiz Sayın Tufan DOĞU ya destek verme konusunda yaptığım çağrı,hemen karşılık buldu ve arkadaşların bir ikisi dışında tamamı aynı fikirde olduklarını açıkça dile getirdiler.(Zaten geçen yerel seçimde, Sayın Orhan ÇAKIR’a destek verdik, genel seçimde de bize müdahil olmayacaktır) düşüncesiyle bir risk almanın söz konusu olmayacağı kanaatlerini dile getirdiler.
Hem fikir olduğumuz arkadaşlarla birlikte, sürenin de kısıtlı olmasından dolayı hemen haberleşerek Sayın DOĞU’yu ofisinde ziyaret ettik. Direkt olarak kendisini destekleme kararımızı açıkladıktan sonra, izinli olmamızı da fırsat bilerek bir plan yaptık. Sayın DOĞU bize arabasının anahtarını verip, benzin alabileceğimiz istasyonu da tarif etti ve biz de BODRUM ilçesi GÜNDOĞAN Belde BELEDİYE’SİNDEN programa başladık.
Sayın KARAYALÇIN’dan bir rica ile Belediye ye bir otobüs hibe ettirmiş olmam sayesinde Başkanın sempatisini kazanmıştım. Ayrıca eski Gençlik Kolları İl Başkanımız Hüseyin BÖK, Belediye Yazı İşleri Müdürü olarak bizi karşılamış ve makam da kahvelerimizi söylemişti bile. Tam ziyaretimizin sebebini açıklıyorduk ki, Başkanın makam telefonu çaldı ve konuşması büyük bir şaşkınlık içinde telefonu bana uzatmasıyla kesildi. Ben de biraz merak biraz şaşkınlıkla elime aldığım avizeyi kulağıma götürdüğümde,
-Hasan, oğlum neredesiniz siz!
Diyerek, öfke ve korkuyla karışık sesin “benden ilçe Başkanı mı olur?”diyen ilçe Başkanına ait olduğunu anladım.
-Aradığın yerdeyiz!
Diyerek ve kızarak, yüksek sesle cevap verince, Sayın İlçe Başkanı alçak perdeden bir sesle ,
-Oğlum, Belediye Başkanı kuduruyor,”benim kan düşmanıma nasıl destek verirler” diye sizi işten atacak, çabuk geri dönün ve özür dileyin.
Bu” kan davalım” ve özür dileme teklifi iyice kafamı bozmuştu.
-Sen FELAKET TELLALI MISIN yoksa İLÇE BAŞKANI MI?, ayrıca PARTİ İÇİ SİYASAL TERCİHLER ne zamandan beri SUÇ oldu da ÖZÜR DİLEYECEĞİM.
Dedikten sonra telefonu kapattım. Bu duruma Belediye Başkanı rahmetli HASAN ALİ YILANKAYA da çok öfkelenmiş bu kadarı da olmaz demişti.
Neyse, biz geri dönüş yolundayken bir arkadaşın işten atılmamıza karşı bir şey demediği halde, boynunu büküp iç geçirmeleri üzerine diğer arkadaşımız uyandı ve bizi de uyandırdı. O arkadaşın eşi hamileydi ve yakında çocuk bekliyorlardı. İstemese de özür dilemeye meyilli olduğunu anladık ve onu özür diletmek üzere toplanan heyetin beklediği mekana götürdük. Orada bekleyen çok kıymetli büyüklerimizle aramızda geçen diyalogda, bana da özür dilemem konusunda ısrar edilince ben, özür dilemeyeceğimi çünkü, yapılacak ön seçimden desteklediğim adayın kazanarak çıkması halinde beni mecburen işe almak zorunda kalacağını, aksi halde desteklediğim aday adayı seçilecek sıradan aday olamazsa zaten özür dilesem de beni Pazartesi günü işten tekrar atacağını söyleyip oradan ayrıldım.
Pazar günü yapılan seçimde aday adayı olan Sayın DOĞU altı oyla, üçüncü sıra adayı olunca seçilme umudumuz da hayal oldu tabii. Şimdi merak etmişsinizdir siz, o Belediye Başkanından özür dileyip işe geri dönen arkadaşın akıbeti nicedir diye. Pazartesi sabahı işine son verildi.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.