Son güncellenme :28.10.2016 9:39

Anasayfa > Yazarlar > CHP ve KENT YÖNETİMİ VII. (İSTİHDAM)

28.10.2016 Cum, 9:39

CHP ve KENT YÖNETİMİ VII. (İSTİHDAM)

Av. Nevzat SARIÇOBAN’ı İl Başkanı seçtirmenin yanlış tercih olduğu kanaati ilerleyen tarihte, Sanayi ve Ticaret Bakanı sayın Tahir KÖSE’yi ziyarette belgelenmiş ve netlik kazanmıştı.
İlçe Başkanım Ayhan KARA ile yaptığımız ziyaretin amacı; Dalaman SEKA’ya alınacak personel ile ilgiliydi. Sözüm ona Nevzat Sarıçoban birkaç ay önce benden üç arkadaşımın ismini istemişti. Tabibler Lokalinde bir yandan oyun oynuyor bir yandan içkisini yudumluyor bir yandan da Endustri Meslek Lisesi mezunu olan üç Gençlik Kolları Yöneticisi arkadaşımın (Şadi KÖYCÜ, Şadan ÇETİN, Ufuk GÜL) isimlerini ve mezun oldukları bölümleri not alıyordu.
Sanayi Bakanı Tahir Köse’nin Özel Kalem Müdürü METHİYE hanım Tufan DOĞU’nun eski sekreteriydi. Aramızda bir abla kardeş diyaloğu olmasından dolayı o anda Muğla’dan gelen faksı bana gösterdi.
Altında İl Başkanı imzası olan bu faks Dalaman SEKA’ya alınacakların talep listesiydi ve benim verdiğim isimler orada yoktu. Listede dikkat çeken iki akraba vardı ve bunlardan biri SARIÇOBAN soyadını taşıyordu. Benim listeyi bağıra çağıra yırtarak İlçe Başkanına saldırım,sayın Bakanın odasından fırlayıp gelmesine neden olmuş, beni tanıyınca konuyla ilgili kendi aramızda son kez netleşip listeyi tekrar göndermemizi istemişti.
Tekrar gönderilen listede de adı olmayan arkadaşlarım ve ben daha sonra ve yine İSTİHDAM konusunda, İHANETE uğramış ve KOPMA NOKTASINA gelmiştik.
Belediye Başkanı sayın Orhan ÇAKIR’ın CHP de olması ve yeni yapılacak seçimlerde SHP nin Belediye Başkan arayışı, İl Başkanı Nevzat beyin bazı kulislerde Dr.Osman GÜRÜN’ün adını telaffuz etmesi ile hareketlenmeye başlıyordu. Aslında İl Başkanının bu arayışı bizi ters yönde bir arayışa itiyor ve SİYASETİN ÇİRKİN tarafı ile yüzleşmemin zeminini hazırlıyordu.
*** *** ***
İktidar ortağı olmanın hem iyi hem de zor yanlarıyla 22 yaşında tanışmış olmak bana ciddi anlamda tecrübe kazandırmıştı. Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı sayın Murat KARAYALÇIN’dan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı sayın Nihat MATKAP’a. Denizcilik Bakanı sayın İbrahim TEZ’den Adalet Bakanı sayın MOĞOLTAY’a tüm Bakanlarımızla samimi görüşmeler, yemekler ve davetlerde bir araya gelebilme imkanı buluyor, TAYİN, TERFİ ve işe alımlarla ilgili taleplerimize karşılık arıyorduk.
Belediye Başkanlarımıza PROJE KARŞILIĞI KIREDİ sağlamaya çalışıyor, haftanın üç gününü rahmetli Hasan BELOVACIKLI ve Sayın Onur KUMBARACIBAŞI ile geçiriyorduk.
Bir defasında Bayındırlık ve İskan Bakanı Onur KUMBARACIBAŞI’yı ziyaretimde, Özel Kalemde oturmakta olan yaşlı ve eski kıyafetli bir amcanın çaresiz bakışları ile bekleyişini görünce çok üzüldüm. Hemen Özel Kalem Müdüründen rica edip yaşlı amcayı da alarak makama girdim.
Sayın bakan bana hoşgeldin dedikten sonra hemen yanımdaki amcayı sordu. Ne istediğini benim de bilmediğim, sadece yorgunluğu kırışık yüzünden okunduğu ve bir kenarda çaresizce beklediği için kıyamayıp içeri getirdiğimi söyledim.
Sayın Bakan Profesör ve çok gani gönüllü bir insandı. Bir o kadar da espirtüel BAKAN, yumuşak bir ses tonuyla ve konuşmasını kolaylaştırmak amacıyla “emret ihtiyar” diye seslendi.
Şaşkınlığı net gözlenebilen amca cesaretlendi ve atıldı,
-Sayın Bakanım Ben KARAMAN’ın falanca Belde’sinden geliyorum. Biraz küçük baş hayvanım vardı onları sattım ve parasıyla buraya geldim.
Sayın Bakan meraklı bakışlarla ve biraz da buruk bir ifadeyle devam etmesini teşvik ediyordu.
– Lafı uzatmaya gerek yok sayın Bakanım benim derdim belli. Sen bana kırk, elli kadar KADRO vereceksin, ben de gidip Belde Belediye Başkanı adayı olacağım.
Ben ve Sayın Bakan bir an şaşkınlıktan baka kaldık. Ancak sayın BAKAN’ın şaşkınlıgı çok kısa sürdü ve yerinden kıvrak bir manevrayla kalkıp, eski ceketinin tüm düğmeleri sıkı sıkı ilikli, beli bükük, boynu devrik ve mahcup duruşlu amcayı kolundan tutup makam koltuğuna oturtuverdi.
Saygı ile korku arasında gidip gelen yaşlı amca ısrarla direnmeye çalışsa da çaresiz makama oturmak zorunda kalmıştı. Sayın Bakan onu makama oturttuktan sonra masanın etrafından dolaşıp, daha biraz önce yaşlı adamın durduğu yerde ve aynı duruş şekliyle, aynı titrek ses tonuyla seslendi.
-Bak şimdi amca sen Bakansın, ben de hayvanlarını satıp parasıyla buraya gelen ihtiyar.
Yaşlı adam şaşkın ve endişeli gözlerle sayın Bakanı izlerken başıyla da devam etmesini isteyerek onaylıyordu.
-Simdi sen BAKAN ol ve oturduğun o makamdan hiç kalkmadan, bana kırk elli KADRO ver ben de gidip BELDE BELEDİYE BAŞKANI OLAYIM deyince film koptu.
Yaşlı amca bile makamdan gülerek kalkınca ben kahkaha ile kendimi koltuğa attım.
Daha sonra yaşlı amcayı bir araçla Bakanlık misafiranesine gönderen Sayın Bakan bana durumun zorluğu ile ilgili bir şeyler anlattı.
Sayın Bakanın danışmanı eski Gençlik Kolları Genel Başkanı rahmetli Hasan BELOVACIKLI’nın anlattıkları da aynı türden sıkıntılardı. Merhum BELOVACIKLI bana 12 Eylül öncesi hem Gençlik Kolları Genel Başkanlığını hem de Tarım Orman ve Köy İşleri Bakan Danışmanlığını birlikte yürüttüğü yıllarda; 5000 kişiye kadro sağladığını,12 Eylülde tutuklanıp 5 yıl hapis yattığını ve bu 5 yıl hapislikte işe aldığı 5000 kişiden (5) kişinin kendini ziyarete gelmediğini neredeyse ağlayacak bir ifadeyle anlatmıştı.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.