Son güncellenme :04.11.2016 9:05

Anasayfa > Yazarlar > CHP ve KENT YÖNETİMİ IX

04.11.2016 Cum, 9:05

CHP ve KENT YÖNETİMİ IX

Öylesine inanmış,öylesine kaptırmıştık ki kendimizi olup bitenlere ,ufak tefek ihanetlere ve dahası ödemekte olduğumuz bedellere aldırmadan yoğurulup gidiyorduk.
Askerliğini yapıp gelenler birer ikişer evlenmeye başlamış,karısının “karnı burnunda”çocuk bekliyor,ailesinin imkanı olanlar esnaflık yapıyor,olmayanlar Belediye’ye umut besliyordu.Umuda karşılık, grup arkadaşlarından ayrılma gibi bir şartla karşı karşıya kalmanın vicdani eziyeti altında eziliyordu.Böylesi bir yol ayrımında bize düşen,onları rahatlatmak ve mevcut şartlar altında yaptıklarının doğru olduğuna inandırmaktı.Öyle de yaptık ve bazı yoldaşlarımızın vebalinden ,hiç istemesek de onları sağ partilere kendi ellerimizle göndererek kurtulduk.Ya da kendimizi öyle rahatlattık.
Bu arada ben de,siyasal tercihimden sonra ilk ve en doğru seçimimi yapmış,evlenmiş ve baba adayı olmuştum.Hayat arkadaşı olarak seçtiğim kadın da dahil olmak üzere bana bulaşan herkes,hem karşılıksız EMEK VERMEYE hem de bütün bu meşakkatli koşuşturma sonunda BEDEL ÖDEMEYE mahkum oluyordu.ARSLANI KEDİYE BOĞDURMANIN, KARDEŞİ KARDEŞE KIRDIRMANIN ne olduğunu o vakitler öğrendim.
*** *** *** *** *** ***
Kimselere kızıp, kırılımak ya da pire için yorgan yakmak ne haddimiz ne de hakkımızdı,daha beş altı yaşlarındayken, o muhteşem üniformasıyla beni kucağına alıp “Gelecekte bu Vatan sana emanet” diye fısıldayarak üfleyen NECMİ ağabeyime sözüm vardı.
*** *** *** *** *** ***
1993 yılı Haziran ayında yapılan ilçe kongresinde Merkez İlçe Yöneticisi seçilene kadar, kurucu İl Gençlik Kolları (Komisyon)Yönetim Kurulu Üyeliği,kurucu Merkez İlçe Gençlik Kolları (Komisyon)Başkanlığı,İl Gençlik Kolları (Komisyon)Başkanlığı ve Muğla Halk Evleri Kuruculuğu yapmıştım.
Geçen bu altı yıllık süreçte, akıllara kazınan ve unutulmayacak etkinliklere imza atan bir NEFER olmanın ONURUNU hiçbir şeye değişmem.Bizim aramızda BAŞKAN olmak iki kat daha fazla sorumluluk sahibi olmak ve RÎSK almaktan öte geçmezdi.
Ahmet KAYA konseri, Zonguldak maden işçileri direnişine destek için SUAVİ konseri gibi katılım ve coşku seli ile düzenlenen etkinliklerin yanı sıra,Belediye Şehir Tiyatrosu nun kuruluşu, Çevreci eylemlere katılım ve göz altılar,Üniversite gençliği ile entegrasyon ve örgütlenme faaliyetleri, Öğrenci dernek seçimlerine müdahale etmeye kadar varmıştı.1989 da REFAH PARTİSİ MUĞLA BELEDİYE BAŞKAN ADAYI CENGİZ KANTARCI “Bende bu gençlik olsa devrim yaparım” diyordu.Muğla’da SHP GENÇLİK KOLLARI VARDI, başka bir şey yoktu,olması da mümkün gözükmüyordu.Tabii parti içi dengeler,ilk seçimlerde kimin nereye aday olacağı,aday olmayı düşünenlerin “Hazır Kıta” bizden yararlanma adına araya NİFAK TOHUMLARI atması,meşhur (2T) formülünü kullanması, KENDİ CEPHEMİZDE KAMPLARA BÖLÜNMEYİ beraberinde getirmiş ve bu şartlar altında 1994 yerel seçimlerine sürüklemişti.
Seçimlere ayrı ayrı iki parti olarak katılacak ve görünen sonuçlarına birlikte katlanacaktık.SHP de öne çıkan ya da parti kulislerinde konuşulan iki isim vardı.Biri hep konuşulmakta olan sayın ÜLKÜ diğeri, adı yeni yeni dillendirilen sayın GÜRÜN dü.Biz parti içi dengelere kulak asmayıp mevcut Belediye Başkanında karar kıldık ve onu ikna etmeyi başardık, Bu arada CHP nin adayı da (Efsane İl Başkanı) sayın Tufan DOĞU olarak belirlenmişti.Adaylar start çizgisinde yerini almışlardı ki;sayın DOĞU ,ben ve arkadaşlarımı evine davet ederek sabaha kadar süren bir sohbetin ardından bilindik samimi tarzıyla nihai sorusunu sordu.Verilen cevap sözcü olmam nedeniyle benim ağzımdan kısa ve net oldu.Solda büyük parti SHP ve mevcut Başkan olmasından dolayı güçlü aday sayın ÇAKIR.
Bu cevaba karşın sayın DOĞU serin kanlı bir yaklaşımla ve babacan bir edayla cevabını verdi.O cevap ve vakar tavrı bizi bir yerlerde MUTLAKA buluşturacak tarzda idi.
Siyaset Bilimi okumamıştık, gördüğümüz ve tanıdığımız yerel siyaset adamları içinde böyle bir MEKTEP mezunu da yoktu.Ama biz rahmetli Hilal KÖSEOĞLU ağabeyimizden (ilm -i siyasiye) el almıştık.Neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair kanaat yürütebilecek alt yapıya sahiptik.Çünkü SOKRATES misali “Doğru insan kimdir”, “İyiyi ve güzeli nasıl buluruz” gibi soruların cevaplarını aramış,memleketi ben yönetirim diyen koca koca adamların lal olduklarına şahit olmuştuk.
İlk bölünmemizi yaşamış ama itidalli tavrımız ve birbirimize olan saygımız sayesinde seçimleri sonuçlandırmıştık.Seçimleri parti olarak SHP, aday olarak sayın ÇAKIR kazanmıştı.Yani aslında biz kazanmıştık.Keyif vermeyen bir süreç,keyif vermeyen bir sonuçla siyasi hayatımızın ikinci yerel seçimini de kazanmıştık.Biz mi kazanmıştık? Kim kaybetmişti? Kaybettiği zannedilen, kazandıran mı olmuştu? derken , daha önceden öngördümüz şekliyle; İstanbul,Ankara ve İzmir gibi METROPOLLERDE kayıp haberiyle yıkıldık.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.